"Fenerbahçe 3. Lige Düşürülecek"

Radikal Yazarı Erdem Yıldırım çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı.


 Yıldırım'ın köşe yazısı şöyle: "Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) gerekçeli kararını çok yakında açıklayacaktır. Sonrasında ise aslında çoktan yazılan ancak büyük ihtimalle CAS’ın gerekçeli kararı ile çelişmesin diye bekletilen UEFA Disiplin Kurulu’nun kişilerle alakalı kararı açıklanacaktır.

Aziz Yıldırım’da dahil bir çok ismin futboldan ömür boyu men cezası alması muhtemel bu karardan sonra UEFA, yerel federasyonun yani TFF'nin kulüplere gerekli cezaları vermesi için harekete geçecektir.

Kamuoyunda Trabzonspor’un son başvurusu ve bu konuda UEFA Disiplin Komitesi’nin 17 Temmuz’da vereceği kararla ilgili yanlış bir beklenti oluştu.

17 Temmuz’da disiplin komitesinin gündemine alacağı ve karar vereceği konu büyük ihtimalle direk şike dosyasındaki kulüplerle ilgili değil. Şike soruşturmasını gerektiği gibi yürütmeyen ve bu süreçte UEFA ve FİFA kurallarına ve teamüllerine aykırı hareket eden Türkiye Futbol Federasyonu ve onun kurulları ile ilgili. Yani bir anlamda UEFA olası bu soruşturma ile genel kurulun “hayır” oyuna rağmen 58. maddeyi değiştiren ve kulüpler adına şikeyi suç olmaktan çıkaran Türkiye Futbol Federasyonu’na ve onun kurullarına hesap soracak.

Peki o zaman kulüplerle ilgili durum ne?

Hepimizin malumu 27 Mart 2014 tarihinde UEFA şike konusunda tarihi kararların alındığı bir Kazakistan Kongresi gerçekleştirdi. Türkiye Futbol Federasyonu’da dahil bütün üye federasyonların imzaladığı bu kararlarla UEFA tüm kıtada şike suçlarının cezalarına bir standart getirdi ve uygulayabileceği yaptırımlarla elini güçlendirdi. 1 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren bu kararlardan biri de şike konusunda zaman aşımının kaldırılması ve alınan tüm kararların geçmişe dönük de işletilebilmesi idi. Ayrıca bu dönemde UEFA alınan bu kararlarında ötesinde önemli bir adım atarak şike ile mücadelede İnterpol’le bir işbirliği anlaşması da imzaladı. 

UEFA’nın bu çalışmalarının ve Kazakistan Kongresi’nin Fenerbahçe ve adı şikeye karışan diğer kulüplerimiz için önemi ne?

Fenerbahçe’nin şike soruşturması, UEFA’nın Kazakistan Kongresi’nde alınan kararların uygulanacağı ilk ciddi soruşturma. Bu nedenle UEFA bu soruşturma üzerinden tüm üye federasyonlara ve dünya futboluna ciddi bir mesaj vermek isteyecektir. Yani İnterpol’le imzalanan işbirliği anlaşması ve Kazakistan Kongresi sonrası Fenerbahçe soruşturması tüm Avrupa futbolunda şike yapacak takımlara verilecek cezalar konusunda rol model olacaktır. Veya bi başka değişle UEFA şike ile yapacağı mücadelenin ve Kazakistan Kongresi’nde aldığı kararların altını kalın kalın çizecektir, bunun için de kalem değil Fenerbahçe’yi kullanacaktır.

Bu bağlamda kulüplerle ilgili süreç nasıl ilerleyecek?

Yazının başında da söylediğim gibi bence 17 Temmuz tarihi kulüpler için değil federasyon için kritik bir tarih. Kulüpere verilecek cezalar için bu kadar beklememize gerek kalmayacaktır. CAS’ın gerekçeli kararı ve UEFA Disiplin Kurulu’nun kişilerle ilgili kararı açıklandıktan sonra UEFA Türkiye Futbol Federasyonu’na kararlarını bizimle ve Kazakistan Kongresi’nde alınan kararlarla uyumlu hale getir diyecektir. Bu dönemde pazarlık masasına oturmaya ve direnmeye çalışacak federasyona bir uyarı da FİFA’dan gelecektir.

Büyük ihtimalle sonuna kadar diretecek ve tüm bu uyarıları dikkate almayacak federasyona hem UEFA hem FİFA üyeliklerin askıya alınacağı ve milli takım ve tüm kulüp takımlarının uzun yıllar tüm turnuvalardan men edileceği gibi ağır yaptırımları hatırlatacaktır. Bu durumda daha fazla direnemeyecek TFF şikeye karışan kişilere ve kulüplere gerekli cezaları verecektir. Tabi bir deliliğe imza atıp ülke futbolunu bitirmek istemiyorsa.

Peki bu cezalar ne olacak?

Bu konuda net bir yargıya varabilmek için UEFA Disiplin Kurulu’nun kişilerle ilgili kararını görmemiz lazım. Bu kararlarda yöneticileri ceza almış tüm kulüpler küme düşürülecektir. Ancak bu kararı beklemeden de bu zamana kadar alınan yargıtay ve UEFA kararlarına bakarak bu konuda bazı tahminler yürütebiliriz. Şike ve teşvik primi eylemlerinde bulunduğu maç sayısının ve bu işe karışan yönetici sayısının fazlalığı dikkate alındığında Fenerbahçe büyük ihtimalle Spor Toto 3. Lige düşürülecektir. Yöneticileri şike faaliyetine karışan ancak maç sayısı sınırlı olan Beşiktaş, Sivasspor, Eskişehirspor, Giresunspor ve Mersin İdman Yurdu gibi kulüpler ise bir alt lige düşürülecektir. Tabi burada Eskişehirspor’dan şike dosyasına adı giren isimlerin yönetici mi yoksa profesyonel çalışan mı kabul edileceği önemli. Bir de Beşiktaş’ın şike eylemini lig maçında değil kupa maçında yapmış olması farklı bir değerlendirmeye sebep olabilir.

Peki tüm bu süreçte şike dosyasında adı geçmeyen Galatasaray, Trabzonspor gibi kulüpler sonrasında mağdur olmamak adına neler yapmalılar?

1-)Bu süreçte siyasi otorite ve bahse konu şike örgütü ile kirli çıkar ilişkileri kurmuş bu TFF ve kurullarının her fırsatta istifası istenmelidir.

2-) Özellikle 17 Temmuz 2014’te UEFA Disiplin Komitesi’nde gündeme gelecek konu ile alakalı olarak bir an önce TFF’ye bir ihtarname gönderilmelidir. Bu ihtarnamede TFF’nin disiplin talimatnamelerinin Kazakistan Kongresi’nde alınan kararlara ve UEFA’nın şike konusundaki genel teamüllerine uyumlu hale getirilmesi istenmelidir.

3-)CAS kararı ve UEFA Disiplin Kurulu'nun kişilerle ilgili gerekçeli kararı açıkladıktan sonra, bu kararlar ve yargıtay kararı ile TFF Disiplin Talimatnamesi 92. madde doğrultusunda şikeye adı karışan kişi ve kulüplerin yeniden yargılanması talep edilmelidir. Bu başvuruda ayrıca Hukuk Mahkemeleri Usulü Kanunu'nda yer alan “Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hüküm de kesinleşmiş ise yargılamanın iadesi yoluna gidilir”şeklindeki ifadeye de atıfta bulunulmalıdır.

4-)Kazakistan Kongresi ile ilgili ihtarname ve yeniden yargılanma başvurusundan sonra ikinci bir ihtarname çekilmelidir. Bu ihtarnamede TFF’nin bahsi geçen bu konularda gerekeni ve üzerine düşeni yapmaması durumunda kulüplerin ve ülke futbolunun uğrayabileceği maddi ve manevi tüm zararlardan kurumsal olarak değil tüm yönetim kurulu üyelerinin şahsi olarak sorumlu olduğu belirtilmelidir.

5-)Daha önceki yazılarımda bu şike örgütünün 1998 yılından beri faaliyette olduğunun ve bu 16 yıldaki tüm Fenerbahçe şampiyonluklarının ağır şüphe altında olduğunun altını çizmiştim. Ufak bir inceleme ile 1998 yılında Şekerspor-Fenerbahçe maçında suç üstü yakalanan ve polis tutanağına geçirilen şike eylemindeki kişilerle bugünkü dosyada adı geçen kişilerin aynı olduğunu görebilirsiniz. Bu olayın polis tutanağı ile birlikte, Aykut Kocaman’ın başında bulunduğu İstanbulspor’a Fenerbahçe tarafından verilen teşvik priminden bahseden 12 Mart 2004 tarihli TMSF raporu ve Cafer Aydın’ın, Cihan Oskay’ın televizyon ekranlarında dile getirdiği şike ve teşvik primi itirafları bir dosya haline getirilmeli ve Fenerbaçe’nin tüm Aziz Yıldırım döneminin şaibeli olduğunun altı çizilerek TFF Etik Kurulu’na başvurulmalıdır. Bu konuda siyasi otoritenin müdahil olmadığı adil ve tarafsız bir yargılama ile Fenerbahçe’nin şampiyonluk sayısı 13’e düşerken; Trabzonspor 3, Galatasaray 1, Beşiktaş’ta hakkı olan 1 şampiyonluğun daha sahibi olacaktır. Trabzonspor, Beşiktaş ve Galatasaray yöneticileri kongrelerinin onlara yüklediği sorumluluk gereği hakları olan bu şampiyonlukların peşine düşmelidir.

6-)TFF’nin UEFA ve FİFA’nın yaptırım tehdidiyle vereceği cezalar sonrası şike eylemlerinden kaynaklı mağdur olan kulüpler, zararlarının tazmini konusunda yerel mahkemelere şike yapan kişilerle ilgili maddi tazminat davaları açmalıdır.
Yazımızda bahsettiğimiz tüm bu süreçte temiz futbol paydaşları birlikte hareket etmelidir. Zira suç ortaklığı en güçlü ortaklıktır. Karşı cephe suçlu olma psikolojisi ile sıkı bir saf oluştururken arkalarında da bugüne kadar olduğu gibi siyasi otorite olacaktır. Unutulmamalıdır ki temiz futbol paydaşlarının arkasında da UEFA, FİFA ve vicdan sahibi adalete inanan tüm sporseverler olacaktır.
Bu arada Aziz Yıldırım’la ilgili yeniden yargılanma gündeme gelebilir. Aziz Yıldırım ve hükümetin kirli ilişkilerinden ve kurulan kirli ittifaktan daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Nihat Özdemir, Faik Işık, Rıdvan Dilmen, Ali Koç, Mahmut Uslu, Göksel Gümüşdağ ve daha pek çok ismin Aziz Yıldırım adına Başbakan ve hükümetle olan görüşmelerini ve aslında Fenerbahçe ve diğer takımların bugüne kadar Başbakan’ın himmetiyle kümede kaldığını yazılarımızda anlatmıştık. Dolayısı ile bu kirli ilişkiler yumağı bundan sonra da devam edebilir ve Aziz Yıldırım yeniden yargılanabilir. Bu konu ne UEFA’yı ne FİFA’yı ne de yazıda bahsettiğimiz onların güdümünde gerçekleşecek sportif yargılama sürecini etkilemeyecektir.

Erdem Yıldırım / Radikal Gazetesi

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Paşa özbayrak - 2 yıl önce
TEK SORUMLU BAŞBAKANDIR ŞİMDİ AYIKLASIN BAKALIM PİRİNCİN TAŞINI
Avatar
firtina zeynel - 2 yıl önce
Bosuna yazip ciziyorsunuz TFF hicbirsey yapmaz ceza tüm ülkeye kesilecek
Avatar
turgut genç - 2 yıl önce
bu kirli ilişkileri pazara çıkardığı için erdem yıldırım beye teşekkür ediyoruz