Güneş'ten Şike Açıklaması

Güneş, şike sürecinde yaşananlarla ilgili, “Ortada bir cinayet var ama ne katili cezalandırıyorlar, ne de ölüyü gömüyorlar” dedi

Güneş'ten Şike Açıklaması

 Bursaspor'la yeni bir sayfa açan Güneş, şike sürecinde yaşananların Türk futbolunda derin yaralar açtığını söylerken, “Ortada bir cinayet var ama ne katili cezalandırıyorlar, ne de ölüyü gömüyorlar” dedi. “Çok eziyet çektim. Bu ülkede çok imtiyazlı hoca gördüm ama o ayrıcalığı hiç yaşamadım.”  Bu sözlerin sahibi; kendi deyimiyle futbol tarihimizdeki en büyük başarıyı bu ülkeye yaşatan” Şenol Güneş…Hoca ile Kartepe'de buluştuk hem geçmişi, hem yeni sezonu, hem de Bursaspor başta olmak üzere tartışılan birçok konuyu konuştuk. 
“Hep yerden yere vuruldum. Yine de futboldan vazgeçmedim. 65'imde hâlâ ilk günkü heyecan içerisinde yarışıyorum. Bu ülkede en kıymetsiz şey tecrübe. En mutlu olduğum ülke Güney Kore. Orada çok güzel şeyler yaşadım. Güney Koreliler beni, bende onların milli takımını çalıştırmayı çok istedim ama olmadı. Bir gün bakarsın o da olur…”
Bursaspor ile yeni bir sayfa açan Şenol Hoca'ya, 3 Temmuz'u ve etkilerini sormamak olmazdı. 

-Endişelerim var dediniz, nedir bunlar?
“Bu ligde adalet ve güven örselendi. 3 Temmuz vakası maalesef ortada kaldı. Cinayet var diyorlar ama ne katili cezalandırıyorlar ne de ölüyü defnediyorlar. Böyle hukuk mu olur?” 

-Sizce şike nasıl yapıldı?
“Bunu bana neden soruyorsun? İçeride yatıp çıkanlara sor, futbolculara, teknik adamlara sor. Polise, savcıya, UEFA'ya Yargıtay'a sor, Bu kurumların hepsi de 'var', demiş. UEFA, 'Benim ligime gelme' demiş. O dönemde play-off diye bir şey çıkardılar niye? Hani yoktu şike?” 

-Siz ne düşünüyorsunuz?
“Ben, 3 Temmuz'dan beri bizim Eskişehir maçına 50 milyar gönderildi mi, gönderilmedi mi, onu düşünüyorum.”
“Görevimiz tehlike!” 
Dönüyoruz bizim lige… Hoca SOS verir gibi anlatmaya devam ediyor:
“Kılıçlar şimdiden çekildi, Lig yüksek gerilim altında. Her zamankinden daha zor bu sezon. Çok endişeliyim. Kulüpler Birliği'nin hali içler acısı, Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın Trabzonspor'un başkanları bir masa etrafında toplanamıyor. Bizde herkes kendine yontuyor. Böyle ülke futbolu nasıl kalkınır? İngiltere'ye bakın, Lig Birliği bizimki gibi mi? “
Türk futbolunun genel problemlerinden dem vurunca araya Dünya Kupası'nı sokuşturuyorum; 

-Türkiye 2002'den beri neden yok? 
“Nasıl olsun ki; bizde ne sistem var ne de futbolcu üreten kaynak. Tesis desen o da yok. Almanya'da küçücük köyde 5 futbol sahası var, normal. Bizde bir saha yaptık mı törenlerle açılış yapıyoruz, işin şovundayız. Bu düzen başarı üretir mi, üretmez. Üretmesi için Almanya'nın 2006'da yaptığı reformu yapmalıyız. Ama bugün için bu çok zor. Bu zihniyet ile 50 yıl daha bir Arda Turan yetiştiremeyiz.”
Bursaspor 'büyük' kalmalı 

-Peki ya Bursaspor?
“Bursaspor gergin ligin gülen yüzü olacak. Tıpkı, 2002 Dünya Kupası'nda herkesin alkışladığı Türk Milli Takımı gibi... Önceliğimiz futbolu sevdirmek, bunu gerçekleştirirsek, başarı beraberinde gelir.” 

-Başarı ölçünüz nedir?
“İlk 5. Bir-iki zor, Fenerbahçe ve Galatasaray hata yapmazsa bu sezon ligde başkaları şampiyon olamaz. İkisi birden hata yaparsa Beşiktaş ve Trabzonspor'a şans doğar. O zaman onları biz de zorlarız, Kasımpaşa da, Eskişehir de. Sivasspor iyi çıkış yaptı ama bu devam eder mi bilmem. Bizim kadro sıkıntılı Enes, Ozan, Batuhan gibi gençleri A takıma kazandırmak amacımız. Tabii en az 4 futbolcumuzu da Milli Takım'a taşımak ve Bursaspor'un bugünkü değerini ikiye katlamak istiyoruz. Kadroda takımın bugünkü değeri abartan yabancılar var. Onları gönderemediğimiz için transferde sıkıntı yaşadık.”

-”5. Büyük” olgusunun güçlenmesi için yeni bir şampiyonluğa ne kadar yakın Bursaspor?”
“Bursaspor aslında her türlü hedefe oynayabilecek kapasitede. Belediye Başkanımız Recep Altepe kampı ziyaret etti, destek sözü verdi. Muazzam bir stat yapılıyor, büyük hedefler için. Ama şampiyonluk için sabretmek gerek.”

-Sözleşmeniz, 1 yıl değil mi? 
“Evet ama 1 yıl + 2 yıl da olabilir. Rahmetli İbrahim Yazıcı Başkan'a verilmiş sözüm vardı. O gün Bursaspor'un kadrosu çok daha iyiydi.”

-Şampiyonluk uzak ihtimal, yani?
“Şampiyonluk doğru planlanıp ve iyi yönetilmesi gereken önemli bir süreçtir. Bursaspor şampiyon oldu, büyük iş yaptı. Büyük olarak da kalmalı. Bunu başaramazsanız Kayserispor'un durumuna düşersiniz. Ben, Antalyaspor ve Kayserispor nasıl düştü hâlâ anlayabilmiş değilim. Öte yandan şampiyonluğun hazzını da, zorluğunu da iyi bilen biri olarak, adım adım üç kulvarda da yol almak istiyoruz…”

-Bu ligin en iyileri kimler?
En iyisi Şota, en faydalısı Burak! Bu ligde gelmiş geçmiş en iyi yabancı Şota, hem oyuncu hem de teknik adam olarak. En iyi yerli futbolcu Selçuk İnan, en faydalı da Burak Yılmaz. Hele Burak'a “golcü değil demiyorlar mı” sinirlerim tepeme çıkıyor. Bir sezonda 39 gol atıyor ama golcü değil! Onlara en çok 10 gol atan golcüler, Guiza gibi forvet lazım. Bir sezonda 30'un üzerinde gol atan futbolcuna bir şey vermiyorsun, eleştiriyorsun, ayıp!”
Ben paracı değilim 
Sonra sözü şahsına yapılan haksızlıklara getiriyor Hoca:
“Başkalarının hikâye ettiği başarıları ben yaşadım. Bu ülkenin futbol tarihindeki büyük başarıların altında ya Şenol Güneş imzası vardır, ya Mustafa Denizli ya da Fatih Terim.”

 -Sizin için 'paracı' diye yazıldı, maddiyatçı mısınız?
Müthiş sinirleniyor, Hoca... 
“Paracı, diyenler iki kişi ve ikisi de benim bayilerim... Konuşturma daha fazla insanı. Dava açsam hepsi altında kalır. Bizim esprili (!) başkan (Sadri Şener) o gazetenin müdürüne o yazıyı servis yapmış. Müdürü aradım, 'Haberin niye doğruluğunu araştırmadın' diye. Tek kelime yok. 
Dedim ki, 'Ben hürriyetimi sattım ama cesaretimi hiç kaybetmedim.”
İkincisi bir spor gazetesinin müdürü... 
“Senin gazetene 6 tane bilimsel makale yazdım, senden ve gazetenden tek kuruş istedim mi, aldım mı?”

-Cevap? 
“Yok! Peki, nasıl yazıyorsun, 'paracı' diye? Bu kadar basit mi, bu iş?”
“Döndüm, bizim başkanlara... (Sadri Şener ve Mehmet Ali Yılmaz'a) En güçlü olduğum dönemde, 'istifa' dediniz, ettim. Tek kuruş istedim mi? Bana nasıl 'paracı' damgasını vurdurursunuz?”
Sadri Şener espri yapmış, dediler. Sadri Şener çok esprili (!) ya... 
Neticede ilahi huzurda hepsi de hesabını verecek.

-Bir dönem, bu yüzden TFF ile ters düşmediniz mi?
“Devlet alacağımı vermemiş, adam diyor ki 'Yetimin hakkını yedirmem.' Sen benim hakkımı yemişsin hangi haktan bahsediyorsun?..”

EN BAŞARILI BAŞKAN AZİZ YILDIRIM
Şenol Güneş, 3 Temmuz sürecinde sık sık demeç savaşları yaşadıkları Fenerbahçe'nin başkanı hakkında da ilginç açıklamalar yapıyor, “Türkiye'de ülke futbolunu yönetenler içinde en başarılı başkan Aziz Yıldırım'dır.”
- İroni mi bu? 
“Samimiyetle söylüyorum. Eğer 3 Temmuz süreci yaşanmamış olsaydı, Türk futbol tarihinin efsane başkanı olurdu Azız Yıldırım.” 
-Efsane? Süleyman Seba, Özhan Canaydın, Ali Şen, Mehmet Ali Yılmaz değil de, Aziz Yıldırım neden?
Hoca aklımdan geçeni okumuşçasına gerekçesini açıklıyor:
“Onun yaptığını hangi başkan yaptı? ('Yapmak' fiilinin yanlış anlaşılmaması için daha bir açıyor sözlerini) Tesisler harika. Fenerbahçe'yi nereden aldı, nereye getirdi…”
Yardımcısı Mehmet Kulaksızoğlu yarı şaka yarı ciddi; “Keşke bizim Sadri Başkan da onun yarısı kadar olsaydı!” diyor. 
Kısa bir sessizlik yaşanıyor. 'Kime ve neye kızdı, Şenol Hoca' diye meraklanırken anlıyoruz ki, öfkesi Sadri Şener'e. Peki, neden?
Hoca, sözü bir başka Fenerbahçeli başkana getiriyor. Kariyerindeki en acı olayı yaşatan başkana...
“Ali Şen tanıdığım en renkli ve en zeki başkan. Türk futbolunun bugün hızla sürüklendiği fanatizm bataklığını daha o gün fark etti ve bu oyunun canavarlaşmasının önüne geçmek için 'çivi bile sökemez' denilen dönemde Trabzonspor'dan Ali Kemal'i alarak futbolun hem oyun hem de profesyonellik olgusuna dikkat çekti, 'her futbolcu her takımda oynar, buna alışmalıyız' mesajını verdi. Doğrusu da bu. 
- Size de teklif yaptı, sanıyorum.
“Ali Şen benimle çalışmayı çok istedi, görüştük, hatta el sıkıştık fakat sonra konuştuğumuzun dışında bir gelişme olduğu için reddettim. Rıdvan Dilmen'le beraber çalışmayı önerdi. Ki Rıdvan bana o gün de bugün de abi der.”

GÜNEŞ'TEN İNCİLER
- “Okumayı seviyorum en son Jack London'ın Martin Eden'ini okudum. Mücadelenin ruhunu bu kadar güzel işleyen bir kitap olamaz.” 
- “Yalan ve yalancılardan nefret ederim ama etrafımızda o kadar çok var ki… Ben hiç yalan söylemedim. Böyle anlarda hep sustum.”
- “Futbolun kurallarıyla oynanmamalı nasıl sevilmişse öyle devam etmeli. Gol çizgisi belki adaleti sağlıyor ama oyunun ruhuna aykırı.”
- “Ben hayatı hep sade yaşamaya çalıştım. Yükseklik derdim hiç olmadı. Bütün uçuşlar gibi mevkiler de, şöhret de geçicidir.” 
- “Ailenin reisi benim ama evde Semra Hanım ne derse o olur (Mehmet Kulaksızoglu kenardan sufle yapıyor: hoca ne isterse o olur) Semra Hanıma kızma hakkım yok. O çocuklarımı büyüttü, bize anlayış gösterdi, destek oldu. Nasıl kızarım?” 
- “Aktör değilim ama birileri filmimi yapmak istedi. Türk futboluna baktığınızda hem futbolcu hem teknik adam olarak iz bıraktığımı düşünüyorum. Sonuçta en büyük başarının altında Şenol Güneş imzası var. Böyle bir başarı öyküsü neden beyaz perdeye aktarılmasın?” 
- “Teknik adam olarak takdir ettiğim kişi Alex Furgeson. Kendisiyle tanıştım fakat uzun sohbet etme şansım olmadı eğer olsaydı futbolun gelişimiyle ilgili konuşmak isterdim.”
- “TFF'nin tahkim hukuku Türkiye'nin ayıbı. Mağdur sıfatıyla hakkınızı aramaya çalışıyorsunuz, dilekçe ver ve şu kadar para yatır, deniyor. Sen alacağını alamamışsın, önünü tıkıyor. Böyle hak mı aranır?”
- “2014 Dünya Kupası'nda benim için yeni bir şey yok. Hollanda'nın İspanya'ya 5, Almanya'nın Brezilya'ya 7 atması istisna örnekler olsa da bunlar futbolun içinde var. İlle de yeni bir şey aranacaksa bu turnuva için 'Kalecilerin Dünya Kupası' denilebilir. Bir de Luis Van Gaal'a tanınan özgürlük olabilir ki burası takdire değer.” 

Hasan SARIÇİÇEK-ÖZEL RÖPORTAJ

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.