Davutoğlu'ndan Suriye ve DAEŞ Açıklaması

Başbakan Davutoğlu, Suriye ve Irak'ta DAEŞ mevzilerinin vurulduğunu belirterek, son 48 saat içinde 200'e yakın DAEŞ mensubunun etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Davutoğlu'ndan Suriye ve DAEŞ Açıklaması

 Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sultanahmet'teki terör saldırısının ardından, top ve tank atışıyla DAEŞ'in hem Başika’da hem Suriye’de sınır boyundaki sığınaklarının ve mevzilerinin vurulduğunu, aralarında bazı bölge sözde yöneticilerinin de bulunduğu 200’e yakın DAEŞ mensubunun etkisiz hale getirildiğini belirterek, "Bir kez daha ifade ediyorum, bundan sonra da Türkiye’ye yönelecek her el, Türkiye’nin misafirlerine yönelecek her tehdit misliyle mukabeleyle cezalandırılacaktır" dedi.

Başbakan Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde Büyükelçiler Konferansı katılımcılarına verdiği yemekte konuştu. 

Kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin, nerede gerçekleşirse gerçekleşsin hangi gerekçeyle dayanırsa dayansın terörün her türlüsünün insanlık suçu olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Terörün her türlüsüyle mücadele etmek bir insanlık görevidir. Bir yandan terörle mücadelemizi sürdürürken aynı zamanda terörün beslediği kaynakları birer birer kurutmaya kararlıyız" diye konuştu. 

Sultanahmet’te meydana gelen terör saldırısını bir kez daha telin ettiklerini vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bu menfur olayda hayatını kaybeden çoğu Alman dostlarımızı buradan saygıyla anıyorum, yaralanan Alman, Perulu ve Norveçli misafirlerimize de vatandaşlarımıza da Allah'tan acil şifalar diliyordum. Terör alçak, korkak ve kaypak tiynetini, yüzünü Sultanahmet'te bir kez daha ortaya koydu. Yine sinsice geldi, yine yer yüzünün en yüce değerini insan hayatını hedef aldı, yine arkasında kan gözyaşı ve hüzün bıraktı. İstanbul saldırısının, Londra, Madrid ve Paris saldırılarından hiçbir farkı yoktur. Bu evrensel bela, her an, herhangi bir dünya metropolünde o çirkin yüzünü gösterebilir ve gösteriyor. İnsanlığa yönelen bu aşağılık cinayet şebekelerine karşı, ülke olarak, millet olarak tam bir kenetlenmeyle cevap vermeli, insanlık camiası adına terörün her türüne tam karşı durmalıyız ve gerektiğinde de ülkemize meydan okuyan bu terör örgütlerine karşı en kararlı tutumu sergilemekte de gecikmemeli, tereddüt göstermemeliyiz."

"200 DEAŞ mensubu son 48 saat içinde etkisiz hale getirilmiştir"

Türkiye'ye yönelen her tehdide, hiçbir tereddüt göstermeden mukabelede bulunulacağını, ülkeye, millete, ülkenin misafirleri olan yabancılara dönük her terör saldırısının mutlaka mukabeleyle karşılaşacağını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Dün basın toplantısında, İstanbul Valiliğinde, ‘Bir mukabele düşünüyor musunuz’ diye sorulan bir soruya, 'Uygun gördüğümüz zamanda, uygun gördüğümüz şekilde, Türkiye'ye uzanan bütün elleri kırar, gerekli cevabı veririz’ demiştim. Şimdi burada kamuoyumuza paylaşarak ifade ediyorum, salı günü 10.20'de cereyan eden olayın hemen sonrasında, birkaç saat sonra topladığımız güvenlik zirvesinde, intikal eden bilgiler dolayısıyla,bu adi terör olayının, bu alçakça saldırının DEAŞ tarafından yapıldığının tespit edilmesine müteakip silahlı kuvvetlerimize verdiğimiz talimatla, o andan bugüne kadar yaklaşık 48 saat içinde, DEAŞ mevzilerine, Suriye ve Irak’ta 500’e yakın kara atış vasıtasıyla, top ve tank atışıyla taarruzda bulunulmuş ve DEAŞ mevzileri sığınakları hem Başika’da hem Suriye’de sınır boyumuzda bütün imkanlarımızla vurulmuş, 200’e yakın DEAŞ mensubu, bunlar tek tek tespit edildi, 200’e yakın DEAŞ mensubu, aralarında bazı bölge sözde yöneticilerin de olduğu DEAŞ mensubu son 48 saat içinde etkisiz hale getirilmiştir. Bir kez daha ifade ediyorum, bundan sonra da Türkiye’ye yönelecek her el, Türkiye’nin misafirlerine yönelecek her tehdit misliyle mukabeleyle cezalandırılacaktır."

Davutoğlu, "DAEŞ terör örgütü, Türkiye sınırlarından tümüyle ayrılıncaya kadar, kısa dönemde bölgemizde ve dünyada mübarek dinimiz İslam'ın adını lekeleyecek davranışları sürdürdükçe de bütün bu etkisini kaybedene kadar en kararlı mücadeleyi göstermeye devam edeceğiz" dedi.

"Gerektiğinde hava kuvvetlerimiz de devreye girecek"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şu anda dahi bu mevzilere dönük kara atış taarruzuyla cezalandırma uygulamalarımız devam ediyor. Gerektiğinde hava kuvvetlerimiz de devreye girecek" dedi.

Davutoğlu, dünya milletler ailesi olarak bu konuda zaafiyet gösterdikleri takdirde bilmeden ve istemeden tam da terörün istediğini yapmış olacaklarını ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Terörü yapan, Suriye menşeili bir DEAŞ'lı diye düşünüp, bütün Suriyeli mültecileri, mağdurları, mazlumları tehdit olarak görürsek, DEAŞ'ı yapan, yüce dinimizi istismar eden bir grup olması sebebiyle bütün Müslümanları yerkürede potansiyel tehdit gibi görüp, onları uçaklardan indirmeye kalkarsak, işte o zaman tam da terörün istediği tuzağa düşülmüş olur. Bizim, Türkiye olarak onlarca yıldır teröre karşı mücadeleden aldığımız bir sonuç var. Teröristleri vatandaşlarımızdan, insanlık ailesinin diğer fertlerinden, şimdi de DEAŞ terörünü Suriyeli masum insanlardan ayırarak onların tuzaklarını bozabiliriz."

"Alman misafirlerimizi öldüren o teröristle Çınar'da 5 aylık bebeği öldüren arasında ne fark var"

Temmuz ayından itibaren DAEŞ, DHKP-C ve PKK'nın düğmesine basıldığını, hepsinin birden Türkiye'ye saldırdığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Belli ki bu eli kanlı güruh, Türkiye'nin huzurunu bozmak için yeni bir ihale yönetti. Belli ki bu taşeron örgütler bir yerlerden 'tam da vaktidir Türkiye'yi kaosa sürüklemek, diğer ülkelerde görülen istikrarsızlığı Türkiye'yi de ateş çemberinin içine de alarak yaymak gerekir' deyip bu terör örgütlerine farklı niyetlerle de olsa birtakım işaretler verdiler. Düşünün, dün bizim misafirlerimizin, Alman dostlarımızın acısını DEAŞ sebebiyle yaşarken bütün bir gün o acıyla dünyaya seslenirken, gece geldiğimizde bu çerçevede yaptığımız güvenlik toplantısı esnasında, Diyarbakır Çınar'da 5 aylık bebeğin de içinde olduğu lojmanlara yapılan saldırılarda, vatandaşlarımızın ve lojmanların kenarında yaşayan sivil vatandaşlarımızın öldüğü, yaralandığı haberi geldi. Bu terör olaylarını mazur göstererek, devleti katil veya katliam yapan konumda gösterenlere sesleniyorum: İstanbul'da Alman misafirlerimizi öldüren o terörist ile Çınar'da 5 aylık bebek ve annesini öldüren, o adi ve alçak saldırgan arasında ne fark vardır. Alman misafirimizin canı azizdir, Çınar'da kaybettiğimiz daha çınar olamamış bir fidan olarak dünyaya gelmiş olan o 5 aylık bebeğin canı da azizdir. Neden ses verilmez? Neden terör olayları karşısında hep beraber omuz omuza duramayız?"

"Bir kez daha muhasebeye davet ediyorum"

Ahmet Davutoğlu, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" olarak kendilerini tanımlayan akademisyenlerin imzaladığı bildiriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

"Bilmeden imza atmış olanlar varsa, hatta sonuçlarını görmeden imza atmış olanlar varsa onları bir kez daha muhasebeye davet ediyorum. Entelektüel bir iç eleştiriye davet ediyorum. Bu ülkenin vatandaşı olmak hasebiyle bir öz eleştiriye davet ediyorum. Bu öz eleştiri sonrasında eğer son derece açık, kendilerine dürüstlerse, yanlış da olduğunu düşünüyorlarsa, bu metni kabul etmediklerini deklare etmelerini bekliyorum.

Dün gece hayatını kaybeden 5 aylık bebek ve onun annesi, sanki bunlar gaiplerden gelen birileri tarafından öldürüldü, öyle mi? Eşini ve bebeğini kaybeden babanın gözünün içine bakarak, eğer içlerinden gelen sesle, 'Bu ülkede PKK terörü yoktur, bu ülkede sadece devlet katliamı vardır' diyebiliyorlarsa, sadece akademik dünyadan değil, insanlıktan da istifa etmeleri gerekir."

"Onlarla entelektüel tartışma yapmam"

"Kimlik iradeleri üzerinden parçalanan Suriye ve Irak gibi örnekleri gördükten sonra, Türkiye'yi de aynı anafora sokmak isteyen kim olursa olsun, onlarla entelektüel tartışma yapmayacağını" ifade eden Davutoğlu, onlarla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak sonuna kadar mücadele edeceğini vurguladı. 

Davutoğlu, "Gelecek nesillere parçalanmış bir ülke, değişik terör gruplarının parça parça kendi siyasi iradelerini empoze ettikleri bir ülke bırakmamak için son nefesime kadar mücadele ederim. Entellektüel tartışmanın olması gereken yer ayrıdır, bir ülkenin bekası söz konusu olduğunda verilmesi gereken mücadele ayrıdır" diye konuştu.

Paralel Devlet Yapılanması ile mücadele

Başbakan Davutoğlu, "Sizlerden ricam; bu yapıların (Paralel Devlet Yapılanması) Türkiye aleyhine faaliyetlerini bertaraf etmeniz ve Türkiye'nin demokratik sistemine, hukuk düzenine aykırı ve devlet yapısını by-pass eden bu paralel çetelere karşı da aynen diğer terör örgütlerine karşı olduğu gibi en başı dik, kararlı mücadeleyi sürdürmenizdir" dedi.

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Üzülerek ifade ediyorum ki bazı vatandaşlarımız, paralel bir yapılanma içerisinde devletimizin ve milletimizin aleyhine sonuçlar verecek faaliyetlerin mağduru oluyorlar. Bu konuda son 2 yıl içerisinde bir taraftan Türkiye içerisinde bir hukuk mücadelesi yürüyor diğer taraftan da Türkiye içerisinde yürütülen hukuk mücadelesinden ümidini kesen ve burada alanı daralan unsurlar, bu paralel çete unsurları, dünyanın her yerinde Türkiye'nin itibarını yerle bir etmek için çaba sarf ediyor."

"Dünya insani yardım literatürüne yepyeni katkılar sağladık"

Başbakan Davutoğlu, "Sadece Suriye'den gelen göç dalgası için yaptıklarımız ve yapmakta olduklarımız bile dünya insani yardım literatürüne yepyeni katkılar sağladı" ifadelerini kullanarak, "Bugün 1,6 milyar dolar insani yardım, 3,5 milyar dolar resmi kalkınma yardımıyla insani diplomasinin önde gelen aktörlerinden birisi olmayı başardık" şeklinde konuştu.

Suriye krizinin ölçeğinin artmasında Birleşmiş Milletlerin kararsız tutumunun, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ve P5’in kararsız tutumunun önemli bir etkisi olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Güvenlik Konseyi doğru zamanda doğru adımlar atmış olsaydı emin olunuz, Suriye krizi bu kadar karmaşık bir hal almayacak, Aylan gibi bebeklerin cansız bedenleri sahillere vurmayacak, bu kadar çok insan hayatını kaybetmeyecekti." 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.