Öncelikle hepimizin o yüce yaratıcıdan mütevellit insan olmamız hasebiyle Sayın Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu beyin kıymetli eşine bir kere daha çok geçmiş olsun dilek ve temennilerimi sunarken, yüce Allahtan ( ivedilikle) kendisine acil şifalar diliyorum…


Evet, hayat her şeye rağmen devam ediyor ve biz hadisenin başka bir boyutuna rücu ederken başkanı ve dolayısı ile Trabzonspor’un içinde bulunduğu bu garabeti gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu ve yüreğimizin hissettiği kadarı ile irdelemeye mecburen devam edeceğiz…

Dedim ya, hayat böyle bir şey…
Düne kadar yaptıklarımız yarınlarımızda bize katkı yap(a)mıyor maalesef!

Trabzonspor diyorum, her yeni hafta kan kaybetmeye devam ediyor!
Ediyor derken, bir camia ancak bu kadar basitleştirilip bu kadar yerlerde süründürülür diye aklım tutuluyor da, her yeni hafta daha da derin ve karanlık dehlizlerin içine bu çekilmenin bir sonunu geçtim, bir dur diyeni yok mu?
Hani her tarafı sel alırda önüne ne gelirse yıkıp geçer ya, işte Trabzonspor’u içine alan girdapta sanırım böyle bir şey…

Biliyorum!
Bizler böyle yazıyor ve çiziyoruz…
İşin en kolay yanı belki de bizimkisi!
Haliyle soruyorsunuz da içten içe ‘ ey yazar sen söyle, çare ne ola ki? ‘
Elbet biz denizde bir damlayız, çare üretmek neyimize ki?
Lakin ben derim ki sıradan bir Trabzonspor sevdalısı olarak; en son Gaziantepspor maçı sonrası yaşananlar açık ve seçik gösterdi ki, Trabzonspor’un o malum sezon sonrası doğru diye yaptığı her şeyinin aslında başından beri bütün yanlışlarla örülmüş koca bir ‘ HİÇ ‘ olduğu gerçeğiyle bizleri baş başa bırakan o boş bakışların, o üşümüş yüreklerin, o titrek ellerin, o içimizden kayan efsanenin son çırpınışlarının haleti ruhiyesinden başka bir şey değildir…

En kötüsü de bütün düzenin sanki her hafta seans verir gibi,  kıyım nasıl yapılır misali, bir kıyım  ordusu hazırlayıp seni kıydığına sessiz kalışın oluyor…
İşte bunun adı sıradanlaşmak ve sana biçilen role biat etmek demektir…

Başından beri dedik ya, Trabzonspor siyasetin bir organı ya da unsuru değildir: Trabzonspor siyaset üzeri başka bir iklimin kendince kuram ve kuralları olan çok başkaca bir yapı olduğunu az mı dile getirdik…
Şimdi geldiğimiz şu hale bakın ki, sevgili başkanımız hem düzene karşı bıçkın bir Anadolu delikanlısının diliyle bütün Trabzonspor sevdalılarının yüreklerindeki yangına sözüm ona su serpiyor…

Ben şahsen başkanın bu söylemlerinden hicap duydum!
Hakemi esir almaktan tutunda, Federasyon başkanını, MHK başkanını tehditvari söylemleriyle taraftarın karşısında kahraman bir şövalye edasıyla Trabzonspor’un bütün değerlerini yerle bir ettiğini kulaklarımla duyunca ‘ vah sana Trabzonspor’um ‘ demekten kendimi alamadım…
Üzüldüm…
Üzüldüm çünkü, başkanın eylemleriyle söylemlerinin ters düşmesine üzüldüm.
Trabzonspor gibi futbola dair ( bana göre ) Cumhuriyet devrimlerden sonra en büyük devrime imza atan Trabzonspor başkanını bu acz içinde görmek kim bilir daha kaç milyonlarca büyük ve onurlu taraftarı hayal kırıklığına soktu!
Ben yanlış dersem düzeltiniz lütfen, bir misal, daha dün bu TFF başkanına destek  veren kendisi bizatihi başkan değil miydi?

Her kötü gidişin ardından al-sat seçenekleriyle Trabzonspor’un bir sıkımlık hali kalsın isteyenlere ne güzel bir performans örneği sergileyen başkan ve yönetimini kınıyorum…

Şimdi velev ki, Çağatay Şahan o penaltı gibi penaltıyı vereydi ve üç puan hanesine yazılaydı Trabzonspor’un, ne değişecekti ki?
Takıma bir numara küçük gelen çok sevdiğim(iz) Şota’nın dahice ve olağanüstü taktikleriyle  taktikleriyle Barcelonavari top oynayan GaziAntenspor iki farklı yenilgiden muhteşem bir geri dönüşe imza atmasının üzerine oturup, oysa ayağımızın altındaki halının altına biriken tozları görmezden gelip te, bütün sorunları ötelemiş olmanın mutluluk sarhoşu mu olacaktık?

Sevgili dostlar dost acı söyler, aşkı yaşan ise direk söyler…

Biz Trabzonspor’a aşığız, o bizim ekmeğimiz, tadımız, tuzumuz…
Çağatay Şahan’ın olsun, Cüneyt Çakır’ın olsun neden penaltılarını çalmadıklarını en az bizim kadar Trabzonspor’u yöneteneler de biliyor…
Yoksa, her insan hata yapabilir, hatta hatasız kul olmaz, lakin hatalı hakem olur, ve hatta itinayla olunur, olmazsa oldurulur!...
Çünkü burası Türkiye…
Gücün varsa sende varsın…
Yoksa (?)…