Ünal Karaman’ın Trabzonspor’dan ayrılışının ardından, saçlarının iyice beyazladığına şahit oluyorum Şenol hocamızın… Gözlerinden uyku akıyor…  Galip gelmesine rağmen içinde biriken sıkıntılar onu rahat bırakmıyor.

Evet Şenol bu maçı Onur kazanmış olabilir. Fakat Trabzonspor’un kaçırdığı pozisyonlar ortada olan bir maç izledik. Son pasları ve vuruşları biz değerlendirmiş olsaydık Onur’un kurtardığı bütün pozisyonları yemiş olsak bile farklı şekilde galip gelirdik…

Şenol Güneş’in,  “Trabzonspor taraftarıyım” deme gereksinimi duyduğu bir basın toplantısına şahit olmak beni üzdü. Şenol Güneş’in Trabzonspor taraftarı olduğunu ve Trabzonspor için gerek sahada gerekse saha dışında nasıl mücadele verdiğini görmeyen yok. Bu şehrin yetiştirdiği bir değerin “Trabzonsporluyum” deme gereksinimi duyması, kendisinin ne kadar yıprandığını gösteriyor.

Yıprandın hocam… Tepki çekiyorsun artık, sende bunun farkındasın. Sana bir yardımcı lazım, sende bu takımın perde arkasında bulunan en büyük gücü olmalısın. Maç öncesinde, maç sonrasında, sahada takımın başında başka bir isim olmalı… Ama o isim senin kontrolünde olmalı…

Veya Başkan, Başkan olmalı Şenol Güneş sadece görevini yapmalı.

Son olarak şu da var!

Var mı Trabzonspor’un başına geçecek başka bir Trabzonsporlu?

Takımım yenildiğinde, benim gibi hatta benden daha fanatikçe üzülen, kazandığında daha fanatikçe sevinen bir Trabzonsporlu hocayı görmek isterim.

Bu takım ne Trabzonsporlular gördü… Son örneği Giray Bulak oldu.


Şenol Güneş'e kızıyoruz, laf söylüyoruz. İşte o an Hasan Yener'in Genel Kurul konuşması aklıma geliyor... İşte o başarının mimarı kesinlikle Şenol Güneş'tir...