Devrim Hacısalihoğlu 'nun Şenol Güneş'e Veda Yazısı

TRT' nin Trabzonspor taraftarları için değerli kalemlerinden Devrim Hacısalihoğlu, Şenol Güneş hakkında bir yazı kaleme aldı.

Devrim Hacısalihoğlu 'nun Şenol Güneş'e Veda Yazısı

"Şenol Güneş ve mülteci sessizliği" başlıklık o yazı;

Trabzonspor’daki dördüncü teknik direktörlük dönemini de bir tasavvuf ehli gibi davranarak sonlandırdı Şenol Güneş. Bilmem kaçıncı kez hakkının yenilmesine rağmen yine bir mülteci sessizliği ile ortadan kayboldu. Kulaklarımızda adalete, emeğe, rakibe saygıya  dair haklı sözlerinin tınısını bırakarak.
 
Şenol Güneş kendisiyle birkaç yıl önce yaptığımız söyleşide futbol serüveninin bir değer arayışı olduğunu şu sözleriyle dile getirmişti:

“Dar sokakları olan bir Sotka Mahallesi vardı ama denizinde çok güzel kumsalı olan bir mahalleydi. Çocukluğumuz o deniz kenarında ve mahalle aralarında geçti…Çocukluğumun Trabzon’u bir kültür kenti, vizyonu olan büyük bir şehir…..Ekonomik sıkıntılar olmasına rağmen gönül zenginliği çok olan bir kentti…. O zaman da hayallerimiz çok fazlaydı. Özellikle o denizin, sahilin karaya vurmasında, her dalganın gidiş gelişinde bizi o dalgaların başka yere getirdiğini düşünüyordum. Deniz kenarında, kumsalda yalnız başımıza kaldığımız zaman dünyayı görmeye çalışıyorduk…Yıldızları bazen göremeyebilirsiniz ama orada olduklarını bilirsiniz. Bizim de uzaklarda bu düşüncelerimiz, hayallerimiz vardı. Koşacağımız değerler vardı.”

Kendi camiasının da içinde bulunduğu Türkiye’nin yerleşik futbol düzeni tam 50 yıldır bıkıp usanmadan değerlerden bahseden Şenol Güneş’i ne kadar hak ediyor.

Türkiye’de futbolun tarihini anlatan metinlerin dipnotları Şenol Güneş’in 1972 yılından itibaren kaleci kazağı ile emek verdiği Trabzonspor’un sahneye çıkmasıyla değişti. Bordo mavili takımda 6 lig şampiyonluğu, 3 Türkiye Kupası, 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 Başbakanlık Kupası kaldırdı. Teknik direktörlüğünde Trabzonspor ile 2 Türkiye Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı, 2 Başbakanlık kupası, 1 Süper Kupa kazandı. Performans meraklıları için bu istatistiğin özeti tam 24 kupa. Ayrıca bordo mavili camia, Şenol Güneş’in yönetimindeki 2010-2011 sezonunun gerçek şampiyonu olduğu iddiasından da bilindiği gibi vazgeçmiş değil.
 
Şenol Güneş’in tesis etmeye çalıştığı futbol adabı,  Türkiye’deki müesses futbol nizamı ile hiç uyuşmadı. Milli takımdaki dünya kupası üçüncülüğü bile futbolun elitlerini memnun etmedi. Bir derviş sabrıyla, ahlaktan, emeğe saygıdan, adaletten bahseden  bu adamın söyledikleri bazıları için öylesine anlaşılmazdı ki O’nu yine kendi tartılarında ölçmeye kalkıştılar. Olmazdı. Olmadı. Güneş buradaki görevinden ayrılmak pahasına durmasını  istedikleri hizayı bozdu.

Tarihin trajedi ile komedi arasında salınan sarkacı 1996 yılından sonra 2005 yılında da Fenerbahçe karşısında Şenol Güneş’in üzerindeydi. 1996 yılının 5 Mayıs’ında  Avni Aker’de Fenerbahçe karşısında trajik biçimde kaçırılan şampiyonluğun ardından bedel ödeyen Şenol Güneş oldu. 2005 yılında tarihi  hakem hataları ile şampiyonluktan olan camiada bir gelenek yine işledi. Güneş bu kez de görevi bıraktı. Her ikisinde de haksızlığa uğrayan kendisi olmasına rağmen, bir türlü anlaşılmadığı ülkesinden bir mülteci sessizliğiyle G. Kore’nin yolunu tutu. Huzuru bulmuş göründüğü ve çok sevildiği, en azından emeğinin çalınmadığını düşündüğü Seoul’de hayli mutluydu. Bu gönüllü sürgün yıllarının birinde, 2009 yılının 28 Kasım’ında, dönemin Trabzonspor asbaşkanı, çocukluk arkadaşı Hayrettin Hacısalihoğlu’nun  Seoul’e kadar gelerek yaptığı teklifi reddedemedi. Trabzonspor sevgisi duygularının en önünde olduğu için, evet sadece bu yüzden yeniden Trabzonspor’u seçti.
O gün Şenol Hoca’nın Trabzon’a dönme kararının bir futbolsever olarak içimizde yaşattığı sevinci yazıya dökerken futbolun, tekniği yanı sıra geçmişten o güne kadar hep değerler dünyasına da katkılarının olduğunu anlatmış, şu ifadeleri kullanmıştım:

“Zehirli bir kibirle çıkılan tartılarda yerinin olmadığını söylerkenki vakarı, çocukluğunu yaşadığı Sotka’dan bir selamdı futbolun muktedirlerine.”

Trabzon’un çelebi tavırlı futbol adamı, şimdi de giderken bir selam çaktı futbolun muktedirlerine. Ayrılırken verdiği derslik sözleri herhalde hepimize bir şey anlatıyordur.
Şenol Güneş Trabzon futbolunun “teknik”sorumluluğunun dışında artık. Trabzonspor için çok büyük bir kayıp.  Ama asıl büyük kayıp, bence birilerinin, hem de en yakınındaki birilerinin, Şenol Güneş’in bir derviş sabrı ile büyüttüğü, her fırsatta toplumsallaştırmaya çalıştığı değerler dünyasından bihaber görünmesidir. Eğer bu durum, gerçekten göründüğü gibiyse, Güneş’in bu en yakınındakiler de futboldaki mağduru olduğunu iddia ettikleri iktidarın  dilini benimsemişler demektir ki bu da Şenol Güneş’in  istifasından daha acıdır. 
Şenol Güneş nasıl olsa camiaya durduğu yerden bile değerler üretmeye devam edecek birisi. Ve bizim tartılarımızın O’nu ölçmeye yetmediği de çoktan anlaşıldı zaten.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.