Eski Yöneticiden Olay Sözler!

Trabzonspor Eski Asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu tüm bilinmeyenleri Trabzon'da yayın yapan Taka Gazetesine anlattı.

Eski Yöneticiden Olay Sözler!

 Trabzonspor Eski Asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu tüm bilinmeyenleri Trabzon'da yayın yapan Taka Gazetesine anlattı.


İŞTE TAKA'NIN ROPÖRTAJI: 

 ‘Camiada bugün karamsarlık vardır ama her şeye rağmen karamsarlığı engelleyen husus şudur; bu camia mensupları, birbirini kırsa da küstürse de, haksızlıklar yapsa da, kulüp menfaatlerinin ön plana çıkması gereken durumlarda, her dönem görünmeyen bir asgari müşterekte birleşmiştir.’ 

‘Benim tesislerde kurduğum çiftlik eleştirildi ama yıllarca sonra bir İngiliz kulübü aynı uygulamayı yaptı, futbolculara organik besin yedirdikleri için Türk basını bunu alkışladı’

‘Pilavın rengini beğenmediğim için aşçıyı kovmadım. A takımla 1461 takımlarını aynı oranda beslemeye özen gösterdik. Ama aşçı 1461’in menüsünü eksik yaptı. Hatta nöbetine bile kalmadı. Uyarmıştık, ikinci üçüncü hatada yolladık.’

Trabzonspor’da yıllarca yöneticilik yapmış ve As Başkanlık görevini üstlenip başarılı olmuş bir isimdir Hayrettin Hacısalihoğlu. Hem yöneticilik döneminde hem de sonrasında yaptığı bir uygulama konusunda eleştirildi. Peki, eleştiriyi hak etti mi? Tüm bu süreçleri kendisiyle konuştuk. Bakın neler öğrendik:

Çöplüğü Tarım Alanı Yaptık

TAKA: Görev sürenizde en çok eleştirildiğiniz konu Çiftlik olayı. Gerek ulusal gerekse yerel medyada bu konuda size yönelik birçok eleştiri oldu. Neler söylemek istersiniz?

Hayrettin Hacısalihoğlu: Öncelikle ve özellikle şunu söylemeliyim ki, çiftlik konusunda bana ve o dönemde kulübe gelen yorumların büyük çoğunluğu eleştiri değil, onay sözleriydi.

Çiftlik olayının özü şu: Tesislerin kullanım alanında, antrenman sahalarının hemen yanı başında bulunan ve yıllardır çöp dökülerek hem görüntü hem de koku kirliliği yaratan yaklaşık 500 metre kare 1 ‘KİŞİLERİN DEĞİL TRABZONSPOR’UN ADAMI OLUNMALI’bir alanı temizletip, buraya toprak döktürdük. Bu alanda tesislerde kullanılacak sebze fideleri diktik. Bu durum yeni fikirlerin doğmasını sağladı ve futbolcuların organik sebze yemelerinin yanı sıra, taze süt ve yumurta ile beslenmeleri için ortam hazırladık. 4 inek ve 30 tavuk aldık. Burada tek amaç futbolcuların organik ürünlerle beslenmesi değildi tabi ki. Sosyal sorumluluk anlayışıyla topluma bir mesaj da vermek istedik, tıpkı sigarayı bırak kampanyasına verilen destek gibi,hamsi günü gibi,fındık tanıtımı gibi,futbolcu röportajlarıyla Karadeniz turizmine verilen destek gibi. Organik tarımla üretilen organik besinlerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri konusunda sürekli açıklama yapan uzmanlar, bu mesajımızı destekledi ve bize teşekkür etti,taktir etti.. Ama ne yazık kibazı insanlar da, aleyhte yazan bir iki kişinin etkisinde kaldı.

Oysaki bizden sonra Londra Olimpiyatları’nda da konu GDO’suz ürünler ve organik tarıma destekti. Bir İngiliz kulübü aynı uygulamayı yaptı diye dünyaca örnek gösterildi.Türk Medyası da bunu tabiri caizse alkışlayarak verdi. Ama bu arada bazıları yumurtanın sarısıyla, ineğin sütüyle fantezi yapıp, sözde karalama yolunu seçti. İnanıyorum ki karşı çıkanlardan bir teki dahi o alanı görmemiştir bile.Ben diyorum ki, o dönem yapılan en doğru işlerden biriydi.

Selçuk Ve Burak Konusu

TAKA: Her ne kadar siz ayrıldıktan sonra gitseler de, döneminizde sözleşmeleri uzatılmayan futbolcularla ilgili size de yönelik eleştiriler var.

Hayrettin Hacısalihoğlu: Burak’tan başlayalım. Bu konuyu eleştirme nedenim şu: Sözleşmenin uzatılması gündeme geldiğinde,  “5 milyon getirirse gidebilir” maddesini koymak için ücretinde2 ‘KİŞİLERİN DEĞİL TRABZONSPOR’UN ADAMI OLUNMALI’ zamansız bir iyileştirme yaptılar ve takım içi dengeyi bozdular. Sonuçta aldığı ücretin iki katı verildi. Zaten iyi oynarsa, devam eden sözleşmesi gereği 5 milyon bonservis bedelini her kulüp verirdi. Hem o yıl, hem de devam etiği sürece kötü oynasa bile hak etmediği şekilde kazancını iki katını almış olacaktı. Böylece kesinlikle oyuncu lehine tek taraflı bir sözleşme yapılmış oldu. Tabi bunu anlamak ve algılamak için insanda bir parça tecrübe ve düşünce gerekir.Sonucunda sadece Burak kazandı.Burak’tan alınan paranın 4 katına o mevkie birçok oyuncu olmamıza rağmen,boşluğu da dolmadı.

Selçuk benim zamanımda değil,ben ayrıldıktan 8 ay sonra gitti.Ben istifa ettikten 3 ay sonra genel kurul yapıldı. Trabzonspor az da olsa farklı bir ekiple yoluna devam etti. Kaldı ki, genel kurul yaklaşırken, Selçuk’un ağzından , “Sadri Başkan devam ederse ben kalırım” şeklinde beyanatlar verilmişti. Başkanda  “Ben tekrar seçildiğimde Selçuk kalacağını söyledi” diye açıklama yaptı. Bu konunun karalama haricinde benimle direkt ne ilgisi olabilir ki? Fakat yine de iddia ediyorum ben görevde olsaydım, genel kurula kadar bir yolunu bulur mutlaka sözleşmesini uzatacak önlemi alırdım.”

Aşçı Nöbetini Terk Etti

TAKA: Aşçıyı pilavı beğenmediğiniz için kovduğunuz yazılıyor, var mıdır böyle bir şey ya da aslı nedir bu olayın?

Hayrettin Hacısalihoğlu: “Bu konuyu bu şekilde algılamak ve kamuoyuna aktarmak için insanın vicdan sahibi olmaması ya da kötü niyetli olması lazım. Pilavın rengi, onu dile getirenlerin fantezisi. Olay şu: Bilindiği gibi bir pilot takım uygulaması başlatmıştık. Buradan A takıma, yönetici hazırlayacak, teknik adam, çalışan ve futbolcu yetiştirecektik. Bu nedenle pilot takımını uyum süreci açısından A takımla aynı imkânlardan aynı ortamdan faydalandırmayı amaçladık. Bunlardan biri ve en önemlisi aynı yerde ve imkân varsa aynı anda, yoksa kısa aralıklarla, aynı yemeklerden yemeleri kararıydı. Fakat personelin bazıları, bu işe bir türlü gönül veremedi ya da ciddiyetini anlayamadı ve pilot takıma ikinci sınıf muamele etmeye başladı. Kontrol için gittiğim bir akşam yemeğinde nöbetçi kalması gereken aşçının olmadığını, verilen menünün uygulanmadığını gördüm. Evinden çağırttığımız aşçı arkadaş, “neredeydin?” sorumuza, “evde misafirim vardı” diye cevap verdi. Menüde pilav olduğunu, neden yapılmadığını sorduk, “Biber dolmasında pirinç var onun için yapmadım” şeklinde garip bir açıklama yaptı. Daha önce de defalarca amirlerince ikaz edilmesine rağmen işi savsakladığı bilinen bu arkadaşı tazminatını vererek işten ayırdık.Hani yöneticiler sürekli olarak  “kulübü kendi iş yeriniz gibi görmüyorsunuz” diye eleştirilir ya ,bu nedenle bu konun tenkit değil, takdir edilmesi gerekir.”

Bana Bilet Vermeyenler Cevabını Vermeli

TAKA: Malum Aziz Yıldırım’ın arkasında maç seyrettiniz! Bu durumun ileride aleyhinize kullanılabileceğini öngöremediniz mi?

Hayrettin Hacısalihoğlu: “İstanbul’daki Fenerbahçe maçı öncesi Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Atal, Federasyon kontenjanından bilet temin edip beni maça davet etti. İstanbul’a gittiğimizde o zamanki Spor Bakanı Sayın Faruk Özak’ın tüm protokol tribünü biletlerin talep ederek aldığını öğrendik. Bunun üzerine Aziz Yıldırım’dan misafir tribün bileti temin edildi.3 ‘KİŞİLERİN DEĞİL TRABZONSPOR’UN ADAMI OLUNMALI’Burada Kayserispor,Gaziantepspr, İstanbul BŞB ve başka birçok kulübün yöneticisi, hocası ve görevlileriyle üst düzey, bürokratlar da vardı. Tam maç başlamak üzere iken Aziz Yıldırım, eski arkadaşı olan Sadri beyle kişisel dargınlığından dolayı ve onunla yanyana oturmak istemediğini beyan ederek, arkadaşlarıyla 4 sıra önümüze oturdular. O zaman daha 3 Temmuz süreci başlamamış. Aylar sonra şike tapeleri patlak verecekti. Saha içinden çekilen resimde,sanki arka arkaya oturuyoruz gibi bir görüntü yayınlandı. Kaldı ki bizim Aziz Yıldırım’la şike süreci başladığında noktalanan ve yalnızca Trabzonspor’a yarar sağlama amaçlı bir ahbaplığımız da söz konusu. Bu ahbaplıkla Gökhan Ünal iyi bir bedelle Fenerbahçe’ye satıldı, Burak bedava alındı. Ancak bizler yan yana değil kolkola da maç seyretsek, yemek yesek ne bizim Trabzonsporluluğumuz ne de onun Fenerbahçeliliği değişir. O maça bizi Aziz Yıldırım davet etmedi bu iddia külliyen yalandır. Bence bu konuda asıl enteresan olan ve tenkit edilmesi gereken husus, o teknik kadroyu,o futbolcu ve o yönetim kadrosunu oluşturan bir kişi olarak beni Trabzonspor yönetiminin bu maça davet etmemiş olmasıdır”

Şike Sürecinde Herkes Gayret Etti

TAKA: Son dönemde sıkça eleştirilerde bulunuyorsunuz, bu hakkı kendinizde nasıl gördüğünüz soruluyor?

Hayrettin Hacısalihoğlu: Öncelikle,nezaket kurallarını çiğnememek,doğruları bilmek ve dile getirmek kaydıyla eleştiri hakkı, sadece benim değil her Trabzonspor üyesinindir.Ancak bizlerin,bu hakka bir parça daha fazla sahip olduğumuzu düşünüyorum, dahası böyle bir sorumluluğumuzda vardır.Şöyle ki kendini böyle bir hakka sahip görebilmek için,emek vermek,zaman ayırmak,sorumluluk üstlenmek, fedakârlıkta bulunmak, bütün bu nedenlerden ötürü yıpranma yaşamak,kulüpte görev yapmak gerekir. Şükürler olsun ki,bu kulüpte bu duyguyu paylaşan, bana sıra gelene kadar birçok abimiz daha var. Bana “kendinde bu hakkı nasıl görüyorsun”  sorusunu sorabilmek için,bu klasmanda biri olmak lazım,en azından profesyonel tenkitçi olmamak lazım,bilgi sahibi olmak lazım.

Şike süreci başladığından bu yana daha önce camiada pek tanınmayan birçok arkadaş ön plana çıktı,çalıştı,çabaladı,emek verdi.Kimi mahkemelerde çaba gösterdi,kimi yürüyüşler düzenledi,kimi UEFA’ya mail attı.Ancak,bu işte ön planda olan bazı arkadaşlar süreç uzayınca anlamsız bir tutum takındılar, “benim sayemde Trabzonspor sesini duyuruyor,ben olmasam kupa işi kapanmıştı” gibi.

Kendilerine sormaları lazım, ne için mücadele veriyoruz?Trabzonspor için, peki bu kulübü kuranlar,bu kulübe bunca kupaları kazandıranlar,bu kulübü maddi manevi bu güne taşıyanlar,özetle 4 ‘KİŞİLERİN DEĞİL TRABZONSPOR’UN ADAMI OLUNMALI’bu kulübü büyük yapanlar, bunları unuttuk galiba. Yine kendilerine sormaları lazım,ne için mücadele veriyoruz? Kupa ve şampiyonluk için. Peki, bu şampiyonluk nasıl ortaya çıktı.Bu teknik ekip,bu futbolcu kadrosu,camianın bu havaya girmesi,bu mücadeleyi kimler oluşturdu. Bunları da unuttuk galiba.

Kendilerini önemli kılmak için camiadaki bazı insanları suçlayıcı,küstürücü,dışlayıcı, “neredeydin?” gibi kırıcı ifadeler yerine,“bizimde bu çorbada tuzumuz var”  demeliler.Aksi takdirde şu anlamı taşır: 1-0 yendiğimiz maçta golü atan oyuncu alır 3 puanı evine gider.O zaman ben değil biz,hatta oda yetmez “bu camia,bu başarıyı yakaladı, bizim de bunda emeğimiz katkımız var” demeliler ki bizler de onları takdir ve şükranla değerlendirelim.Yani konumlarını iyi bilmeliler ki onlara teşekkür edebilelim,onları önemli görelim.

Trabzonspor İçin Her Zaman Fedekarlık Yaparım

TAKA: Sizce yakın tarihte seçim varmı,kimler talip olur,kimi desteklersiniz,kendinizle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Hayrettin Hacısalihoğlu: Bu güne kadar ki tecrübem,yaşadıklarım ve düşündüklerim doğrultusunda bir olağanüstü genel kurul zamanı gelmiş, geçmiş bile. Çünkü bunun için,mahkeme kararını bir tarafa bırakın,birçok şart zaten fazlasıyla oluşmuş. Bunları tek tek saymaya lüzum yok,herkes ayrıntılarıyla biliyor.

Seçim ortamı oluşunca, mevcut başkan da listesini yenileyerek talip olabileceği gibi,başka aday yada adaylar da çıkar diye düşünüyorum. Şimdiden isim vermek doğru değil. Kimi destekleyeceğimize gelince; bir aday olamadığı için,ortada belirlenen bir destek de yok. Şahsım adına, sütten ağzımız yandı kimseye aleni destek vermeyi düşünmüyorum. Ancak şurası kesin Trabzonspor başkansız ve yönetimsiz kalmaz.

Ne düşünüyorsunuz demekle sanırım başkan yada yönetici olmayı düşünüyor musunuz diye soruyorsunuz. Ben bu kulüpte dolu dolu çok emek ve zaman veren yöneticilikler yaptım. Son dönemde de ufak tefek hatalarımıza rağmen her yönden çok başarılı işler yaptık ve yapmaya devam ediyorduk. Buna rağmen birçok haksız,mesnetsiz eleştirilerle muhatap olduk. Vefasızlıklar yaşadık, karalandık. Tabii ki kızdık,kırıldık, küstürüldük, sonucunda bir noktaya gelince de ayrıldık. Defalarcada bu defteri kapadık diye bunu beyan ettik. Ancak bu ayrılmamız kulüpten bağları kestik anlamı taşımaz. Yine yanlışlara tenkit getireceğiz. Yine doğrulara destek vereceğiz,yine kulübümüz bizden bir yardım istediğinde seve seve koşacağız.

Hacıosmanoğlu’nu Destekledi Mi?

TAKA: Bugünlerde sıkça eleştirdiğiniz İbrahim Hacıosmanoğlu’na neden destek verdiniz? Bu kadar kısa sürede yanılmanızı nasıl açıklayacaksınız?

Hayrettin Hacısalihoğlu: Olağanüstü kongre öncesi Trabzonspor’un içinde bulunduğu maddi ve sportif konum herkesçe biliniyor. Normal şartlarda bu arkadaşlar hatta başkaları da başkan olabilir, ancak mevcut şartlarda aday arkadaşlardan hiç birinin, hatta toplamının o günkü ve Trabzonspor’un derdine derman olmalarının imkânsız olduğunu defalarca söyledim. Ama bir adaya oy verilecekti, bizi de ikna ettiği için konuya o dönemde en samimi onun baktığını düşündüğümüzden, son 2-3 gün içinde kerhen de olsa ona destek vermeyi uygun bulduk. Kongrede hiç kimseye hiçbir adaya listehayrettin ‘KİŞİLERİN DEĞİL TRABZONSPOR’UN ADAMI OLUNMALI’ dayatması yapmadığımız gibi, bazı adayların “istediğiniz isimleri yazın ” önerisini de kabul etmedik. 5 adaya da sorabilirsiniz. Damadım da benim talebimle  değil, kendi düşüncesi doğrultusunda mevcut başkanın listesine girmeyi arzu etmiştir.. Kaldı ki bu güne kadar yüzlerce kişinin yönetimlerde olmasına karar veren biri olarak ben önermiş olsam dahi yadırganacak ne yanı var. Üstelik sadece damadım değil, çok yakın üç akrabam ve yine çok samimi üç arkadaşım, dostum var kazanan ekipte. Daha doğrusu her ekipte buna benzer bir tablo var. Onların içinde de çok yakın dostlarım arkadaşlarım vardı. Ancak bu durum bir tarafı desteklememiz için bir sebep değil. Çünkü bizim için önce Trabzonspor gelir.

Memnuniyetsizliğimize gelince; evet şimdiki yönetimin yaptığı uygulamalardan sergilediği tavırdan ve en önemliside gidişattan birçok kişi gibi bende memnun değilim. Ben bırakın oy verdiğimiz, kerhen desteklediğimiz yönetimi kendi ellerimle kurduğum, içinde bulunduğum birçok yönetimin de gidişatından memnun olmayınca kanaatimi kamuoyuyla paylaştım, tepki gösterdim,istifa ettim. Biat kültürümüz yok, körü körüne destek yok, kötü gidişata rıza göstermek yok. Başkanın bırakın kongre öncesi bize söylediklerini, kongre salonunda üyelere söylediklerine, taahhüt ettiklerine bir bakın, seçildikten sonra yaptığı icraata bir bakın. Destekledik diye, akrabalarımız, damadımız, arkadaşlarımız yönetiminde diye,yanlışa kötü gidişata ses çıkarmasak destek versek mi,iyi olurdu? Biz bu güne kadar kişilerin taraftarı olmadık,sadece ve sadece kulübün taraftarı olduk, bundan böylede aynı olacağız. Kim ne derse desin, eleştirilecek değil takdir edilmesi gereken bu tarzımız değişmez.

Eleştiriye Evet Hakarete Hayır

TAKA: Şahsınıza yönelik eleştirilerden rahatsız oluyor musunuz?

Hayrettin Hacısalihoğlu: Memnun olduğum söylenemez. Kim haksız eleştiriden haz duyar ki. Yanlış gördüğü şeyleri eleştiren, bu konuda fikirlerini kamuoyuyla paylaşmaktan çekinmeyen bir kişi olarak eleştiriye açığım. Zaten bu görevlerde bulunanlar bunu peşinen kabul etmeleri de gerekir. Tabi ki benimde yanlışım eleştirilecek. Ancak ne yazıktır ki eleştirilenler sadece en doğru yaptığımız işler,en doğru uyarılar için oluyor.Buda,bazı kişilerin bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma gayretlerinden kaynaklanıyor. Haklı olduğuma inandığım birçok konuyu, sırf karalamaamacıyla temcit pilavı gibiısıtıp ısıtıp servis yapıyorlar. Sözde eleştiri yapmak için, saygı ve nezaket sınırlarını aşarak hakaret ve aşağılama dolu cümlelerle bizi toplum önünde küçük düşürmeye gayreti içine giriyorlar. Bu  içi boş insanlara tavsiyem,kendi ifadesiyle kimin ne kadar özgül ağırlığı olduğunuönce kendilerinin bağlı bulundukları kişilere  sormalarıdır.

Bakmasınlar bizlerin kulüple ilgili görüş ayrılığı yaşamış olmamıza, bu sebeplerledargın olmamıza. Bizler,gerektiğinde birbirimizle ilgili yanlışları söylediğimiz gibi,doğruları da söylemesini biliriz. Çok merak ediyorsa sorarlar,kulübe, benim zamanımda yapılanları,benden sonraki durumu…

Kimse Sessiz Kalmamalı

TAKA: Camiaya söyleyecekleriniz var mı?

HAYRETTİN HACISALİHOĞLU:Var tabi, öncelikle bu kulüpte görev yapmış, hizmet etmiş,sorumluluk üstlenmiş abilerimizin, kötü gidişata sessiz kalmalarını yadırgıyorum.Zaten camiada bu oto kontrolü işletebilmiş olsaydık birçok olumsuzluğu yaşamamış olurduk.Kulüpte görev yapanların hele hele de başkanlık asbaşkanlık gibi yetkiler üstlenmiş olanların sorumları yalnızca görev sürelerince sınırlı değildir.Birde görevini yapmayan,divan kurulu var ki o konuya girmiyorum uzun iş,sonra değineceğim.Yani yanlış icraatları yapanlar kadar,bu yanlışlara tepkimanşet ‘KİŞİLERİN DEĞİL TRABZONSPOR’UN ADAMI OLUNMALI’göstermeyenlerinde,buna yakın kabahatleri var diye düşünüyorum. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışında olmamalıyız. Yapacağımız eleştirilere, alınanlar gücenenler olacak,tenkit olacağız diye düşünmemeliyiz. Unutmayalım ki bu kulüp buralara kolay gelmedi,birçok kişinin emeği,gayreti,katkısı vardır.Keyfi olarak,kişisel yanlışlar sonucu kötü duruma düşmesine de göz yumamayız,yummamalıyız.

Buna karşın, camiamızda tenkit edeni tenkit etmek gibi yanlış bir anlayış var. “Yönetimdesin sen nasıl tenkit edersin, o zaman istifa et. Senin zamanında da şu yanlış yapılmıştı sen nasıl tenkit edersin? Seçimlerde destek verdin nasıl tenkit edersin? Seçimlerde karşıydın sen zaten bu yönetime karşısın,kasıtlısınvs,vs” Peki kim tenkit edecek, yanlışları kim söyleyecek. Yada yanlışların söylenmemesi kulübün hayrınamıdır? İyice düşünün..“Söyleyeni değil söyleneni değerlendirmeliyiz ki kulübümüz doğru yol alsın.”

Her şeye rağmen karamsarlığı engelleyen husus şudur;Bu camia mensupları,birbirini kırsa da küstürse de, haksızlıklar yapsa da,kulüp menfaatlerinin ön plana çıkması gereken durumlarda,her dönem görünmeyen bir asgari müşterekte birleşmesini bilmiştir..

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.