Muharrem Usta'nın Trabzonspor'a Desteği Sürüyor

Trabzonspor'un son kongredeki başkan adayların Muharrem Usta, Karadenizin Sesi gazetesinden Celal Kadıoğlu'na çarpıcı bir röportaj verdi.

Muharrem Usta'nın Trabzonspor'a Desteği Sürüyor

Muharrem Usta'nın açıklamalarından satır başları...

“Seçim satında Trabzonspor’dan bir şekilde menfaatlenmeye devam etmek isteyenler bende beklentilerini bulamadı. Onlara prim vermedim.”

“Seçim sandık meselesidir. Sandıktan çıkan da o günün şartlarına göre doğrudur. Delege bana ‘Başkan sen biraz bekle. Biz İbrahim Bey’i başkan seçeceğiz’ dedi.”

“Yönetim kısa vadede boynundaki kılıcı araladı. Uzun bir tünelde yürüyorlar. Ben tünelde yönetimin yanında yürüyenlerden olmak istiyorum. Erken seçim istemiyorum.”

Seçim sürecinde iddialar ortaya atıldı. Siyasetin adamı dendi. Az bir oy farkıyla başkanlığı İbrahim Hacıosmanoğlu’na kaptırdı. Ondan sonra bile sürekli konuşuldu. Çünkü kaybetse de camiada iyi izler bıraktı. Kaybetmesine üzülenler oldu. O ise bu konuda fazla yorum yapmadı. Ve sonunda konuştu.

İşte Usta’nın çarpıcı açıklamaları…

Kongre sürecini ve sonrasını değerlendirerek başlayalım Sayın Başkan. Kongre sizin için bir hayal kırıklığı oldu mu? Sonrasında neler yaşadınız?

Çok yoğun bir çalışma temposu ve hayatımız olduğundan dolayı hayal kırıklığı yaşamadım. Bu sportif işleri hayatınızın olmazsa olmazı görmediğiniz zaman hayal kırıklığı yaşamazsınız. Ama benim açımdan iyi bir tecrübe oldu.

TRABZONSPOR İRTİFA KAYBEDİYOR

İdealist bir insansınız. Trabzonspor da sizin için bir idealdi. Bu idealinizde bir sapma var mı?

Benim bu işe bulaşmamın temel nedeni bir idealizme dayanıyor. Ben spor kulüplerini en büyük sivil toplum kuruluşu olarak görüyorum. Ama zor alanlardır. Bazen seviyenin sorun oluşturduğu alanlardır. Buralara bulaşacak insanların düşünmesi gerekir. Bana da söyleyenler oldu. Bulaşma bu işlere diyenler çok oldu. Bendeki bu ideal hiç körelmiyor. Geniş taraftar kitlesi olan Trabzonspor’un konumunu ben hiçbir şekilde beğenmiyorum. Trabzonspor bu durumda olmamalı. Trabzonspor’un dünyanın her tarafında taraftarı var. Ama biz hala efsane olarak yıllar öncesinden 20-30 kişiden bahsediyoruz. Yıllar öncesinin tarihi üzerine konuşuyoruz. Yıllar öncesinde oluşan o tarihin üzerine bir şeyler eklemek lazım. Ama Trabzonspor’un irtifa kaybettiğini görüyoruz. Benim idealim topluma mesaj verilen bu tarz koltuklarda farklı bir tarz ortaya koyabilmekti. Çıkış nedenim de buydu.

İleride tekrar aday olacak mısınız?

Tabiki neden olmasın.

İBRAHİM BEY BEKLENTİLERİ İYİ KARŞILADI

Kongrenin en büyük favorisiydiniz. Size göre neden kaybettiniz?

Birkaç tane neden var. Ama iki tane temel unsur var. Bunlardan en önemlisi; bizim karşımızda olanların oylarında kaymalar oldu. Benim siyasete çok yakın durduğum ile ilgili bir kanaat oluşmuştu. Doğru veya yanlış ama böyle bir kanaat vardı. O nedenle bir grup bizden bir şekilde uzak durmaya ve başkalarını da uzak durdurmaya çalıştı. Bir diğer neden; Trabzonsporlu taraftarlar 2010-2011 sezonundaki kupa ile ilgili radikal söylemleri işitmek istediler. Ben o söylemlere cevap verecek birisi değildim. İbrahim Bey o söylemleri  ve beklentileri çok daha iyi karşıladı.

MENFAATÇİLERE PRİM VERMEDİM

Neden o söylemlere cevap verecek kişi olmadığınızı açar mısınız?

Bu bir tarz meselesi. Bu bir strateji meselesi. Benim hayat tarzım ve stratejim, taraftarın beklediği ses tonunda konuşamam. Bu konular bize oy verme durumunda olabilecekleri bizden uzaklaştırdı. Belki en önemli unsurlardan birisi de Trabzonspor çok büyük bir marka. O markayı tüketiyoruz. Buna ben de dahil olabilirim. Aslolan o markayı daha da yukarılara çekebilmek. Benim görebildiğim bir şey varki bugün hala geçerlidir. Seçim satında Trabzonspor’dan bir şekilde menfaatlenmeye devam etmek isteyenler bende beklentilerini bulamadılar. Benim onların beklentilerine cevap vermeyeceğimi kesin anladılar. Açık açık beklentileri olanlar oldu. Diyaloglara girenler oldu. Ben onlara hiçbir şekilde prim vermedim. Bence orada şu şekilde bir tablo ortaya çıktı. Muharrem Bey başkan seçilirse bizim Trabzonspor’dan elimiz ayağımız çekilir. Bizi buralara yaklaştırmazlar. Bunlar kanaat değil. Bunları bizden isteyenler oldu. “Bizden iki yönetici alın” , “1461 ile ilgili şöyle bir şey yapalım” , “Merkez delege bizi yapın” , “Futbol Federasyonu’na bizden birisini gönderirsen, şu ekiple sana destek veririz” gibi…  Ama ben bunlara prim vermedim. Haliyle bu unsurlar etkili oldu. Benimle ilgili negatif propaganda yapanları dinleyenler de çok oldu. Ben hep şuna inanırım; Seçim sandık meselesidir. Sandıktan çıkan da o günün şartlarına göre doğrudur. Delege bana göre doğrusunu yapmıştır. Delege bana “Başkan sen biraz bekle. Biz İbrahim Bey’i başkan seçeceğiz” dedi. Bize şimdilik beklemek düşer. Ama ben beklerken başka bekleyenler gibi yapmıyorum. Ben Trabzonspor’da tarihe farklı bir sayfa açılsın istiyorum.

YIPRATMA POLİTİKASI TARZIM DEĞİL

İbrahim Hacıosmanoğlu ile birlikte verdiğiniz bir poz vardı. O fotoğraf farklı bir izlenim uyandırdı ve oldukça ilgi çekti. Farklı sayfa açma istediğinizden mi kaynaklandı bu fotoğraf?

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, insanlar bazen bir arada bulunmaktan bile kaçıyorlar. Benim tavrım Trabzonspor eğer bir üst kimlikse ve gerçekten bu kimlikle topluma mesaj vermek gibi bir idealiniz varsa, Trabzonspor markasını kendimden de, İbrahim Hacıosmanoğlu’ndan da Sadri Şener’den de, Mehmet Ali Yılmaz’dan da çok üstte görüyorum. Orası bir şemsiyedir. Oraya hizmet etmek isteyen muhalefet olarak da eder, seçim kazanarak da kaybederek de eder. Ben bir fotoğraf vermek istiyorum Diyorum ki; “Eğer insansan samimi ise, nerede olursalar olsunlar, konumları ne olursa olsun, buraya destek olabilirler.” O nedenle ben bunun İbrahim Hacıosmanoğlu olup olmamasını önemsemiyorum. Yarın bir başkası veya ben olabilirim. Ben olsaydım o koltukta İbrahim Bey’den onu beklerdim. İbrahim Bey orada olduğu için ben bunu yaptım. Destek vermeye çalışırım her zaman ama icraat ortaklığını ayırmak lazım. İcraat yönetimin işidir. Eğer Trabzonspor işin içinde ise ben İbrahim Bey veya kim olursa olsun o fotoğrafı veririm. O fotoğraf Trabzonspor’a katkı sağlayacaksa orada olurum. Yarın da, ondan sonra da olurum. Yıpratmak üzerine kurulmuş bir politika benim tarzım değildir. Benden kimse bunu beklemesin. Bana bir sürü saldırmalar olduğu halde bunu hiçbir zaman yapmadım.

O fotoğrafın başlangıç fikri kimden çıktı?

Ramazanda bir iftarda bir araya denk geldik ve iftardan sonra da sahura kadar oturup öyle ayrılalım konusu oldu. Biz de sahura kadar başkanla oturduk. Seçimi az farkla kaybetmiş biri ile İbrahim Bey’in bir arada olup bir şeylere gülmesi insanlara ilginç geldi sanırım.

TRABZON’DA ÖNDE GİDENİ AŞAĞI ÇEKME HASTALIĞI VAR

O fotoğrafın sonucunda bir konsensüs oluştu. Buna ne diyeceksiniz?

Ben o fotoğrafın amacı Trabzonspor’un menfaati için herkesle iş birliği yapabilirimdi. Trabzonspor markasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. O markaya gereken değeri veremeyen bir mazimiz olduğuna da inananlardanım. O marka sahiplenildiğinde çok büyüyeceğine inanıyorum. Trabzon’un sıkıntısı bir araya gelememe ve önde gideni paçasından tutup aşağıya çekme hastalığıdır. Halbuki yapılması gereken aramızdan kim yol alıyorsa ona destek olmamız lazım. Ona uzayan kol benim olsun dememiz lazım. Trabzonsporluluk ruhunun olduğu her yerde biz olalım. Yeterki Trabzonspor büyüsün. Ben o fotoğrafın amacı Trabzonspor’un menfaati için herkesle iş birliği yapabilirimdi. Trabzonspor markasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. O markaya gereken değeri veremeyen bir mazimiz olduğuna da inananlardanım. O marka sahiplenildiğinde çok büyüyeceğine inanıyorum. Trabzon’un sıkıntısı bir araya gelememe ve önde gideni paçasından tutup aşağıya çekme hastalığıdır. Eğer başarısızsa bir yönetim zaten çeker gider. Gitmezse delege zaten seçimde gönderir. Seçilenlere karşı tahammüllü olmak lazım.

Yönetimin icraatlarını nasıl buluyorsunuz?

Şu anki gidişat bunca sıkıntıya rağmen başarılı. Ümit ediyorumki daha başarılı olsun. Yeterince yıpratan var zaten. Ben de yıpratanlardan olmak istemiyorum.

KISA DÖNEMLİ SEÇİMLERİN FAYDASI YOK

İbrahim Bey zor bir görev devraldı. Ekonomik anlamda belki batmamış ama çökmüş bir kulüp vardı…

Kısa vadede ekonomik anlamda yapılanlara baktığım zaman başarılı buluyorum. Seçin sonrası 40 milyon para lazım olduğunu söyledim. Kısa sürede çok önemli miktarda kaynak gerekiyordu. Yönetim kısa vadede boynundaki kılıcı araladı. Bunu aralarken takım da şu anda iyi gidiyor. Burada Mustafa Reşit Akçay’ın göze hoş gelmeyen ama başka da çaresi olmayan futbol tarzı önemli burada. Elde olan malzemeye baktığın zaman da başka çaren yok. Bütün eleştirilere rağmen kısa dönemin fena atlatılmadığını düşünüyorum. Ama uzun bir tünelde yürüyor yönetim. Önlerinde büyük sorunlar var. İki politika çıkar ortaya burada; “Önlerini keselim, onları boğalım” veya “Tünel uzun, yolculuk zor, yönetime sahip çıkalım.” Ben tünelde yönetimin yanında yürüyenlerden olmak istiyorum. Kongredeki tavrım da buydu. Kısa dönemli seçimlerin faydası yoktur. Yönetimin başarılı veya başarısız olduğunu anlamak için tünelin yolculuğuna müsaade etmekten geçer.

Trabzonspor zor dönemi nasıl atlatabilir?

Trabzonspor’un zor dönemi atlatması için, her şey iyi giderse en az 3 senelik bir düzelme süresi var.

TRABZONSPOR’UN 5 YILLIK PLANLAMAYA İHTİYACI VAR

Trabzonspor’un borcunu eritmesi için yeterli derecede kaynağı yok yönetimin. Yönetimin kaynak için nasıl bir politika izlemesi gerekiyor?

Trabzonspor’un gelirleri, naklen yayın geliri ve iddaa gelirlerinden oluşuyor. Bu da takımın iyi gitmesine bağlı. 65 ile 85 milyon TL arasına mahkum olmuş bir Trabzonspor var karşımızda. Ama 100 ile 120 milyon TL arası yıllık gideri olan bir kulüpten bahsediyoruz. Senede bütçesi 30-40 milyon TL açık veren bir kulüp. Trabzonspor seyirci gelirlerini arttırmalı. Bu da atak futbol oynamaktan geçer. Trabzonspor istediği kadar puan alsın oynadığı futbol zevk vermezse taraftarlar tribünlere gitmiyor. Takım hem göze hoş gelen bir futbol oynamalı hem de sonuç üretmeli. Elde bir enkaz var. Böyle bir takımı oluşturmak da kolay değil. Devre arasında forvet hattı iyi desteklenebilirse ve devreye kadar da çok büyük hasar görmezse taraftarın daha çok sahipleneceği bir yapı ortaya çıkabilir. Ama Trabzonspor’un stadı bir an önce olmazsa, taraftar gelirlerinin artması da beklenemez. 1. sınıf stadı olmayan kulüp büyük kulüp olamaz. Trabzonspor stadına kavuşmadığı sürece sponsor ve stat gelirlerini arttıramaz. Başka da gayrimenkul gelirleri sağlanabilir. Trabzonspor’un temiz bir 5 yıllık kalkınma planına ihtiyacı var. Kimse sihirli değnekle bir anda bu kulübü yükseltemez. Trabzonspor, İstanbul’da bir gayrimenkul projesi yapmalıdır. Trabzonspor’un geleceğini kurtarmak için, Marmara ve İstanbul’un Avrupa bölgesi ayağa kaldırılmalıdır.

KULÜBÜN GÜCÜ SONUCU BELİRLER

Trabzonsporlu taraftarların beyinlerini yoran nokta şike konusu. Bir kupa bekleniyor. Adaletin tecellisi isteniyor. Gelinen süreci nasıl yorumluyorsunuz?

Ben tonu yüksek konuşmalar yapmadım ama bugünkü gelinen süreci o zaman yüksek olmayan ses tonumla söylüyordum. Bu iş hukuk zemininde çözülecek bir şeydir. Konu UEFA’dır. UEFA kurumlarından yeni yaptırımlar geldiği sürece yeni şeyler ortaya çıkar. Ama UEFA’dan bir şey gelmediği sürece hiç kimse yeni bir tablo ortaya çıkaramaz. Herkes şunu bekliyor; “Ey Allah’ım şu Avrupa’dan ne gelecekse gelsin de bu işleri çözelim.” UEFA’dan, “Kupayı Trabzon’a ver” talimatı gelirse kupa Trabzon’a gelir. “Kupa’ya dokunmadan bir kara al” derlerse konu iki sene daha uzar. O zaman federasyon kupaya dokunmadan bir çözüm üretmeye çalışacak. Bu bir satranç oyunu. Bu oyunda iş şuna gider. Kulübün gücü sonucu belirlemede etkili olur. Tek başına asla olmaz. Ben de onun için seçimde güçlü kulüp diyordum. Güç nedir. Güç ekonomidir, güç kulübün güçlü olmasıdır, güç taraftarın fazlalığıdır, güç taraftarın birlikteliğidir, güç sportif başarıdır, güç siyasetle olan ilintidir.

Bu güç unsuru UEFA dokunmadan olayı bizim lehimize çözemedi. Şimdi herkes elini açmış UEFA’dan bir kağıt gelse de, kağıdın ucuna “Kupayı Trabzon’a ver yazsa” bekliyor. Yazarsa sorun kökünden çözülecek.

BEN ATTIĞIM HER ADIMI KAMUOYUNA YANSITMAZDIM

Bu satrancı Trabzonspor iyi oynayabiliyor mu?

Bu satrançta daha fazla ne yapılabilirdi diye düşünüyorum. Bundan daha fazla yapılabilecek bir şey olduğuna inanmıyorum. Taraftar, kulüp yönetimi, iş adamı, bürokrasi bir ucundan tutarsa olabilirdi. Attığınız her adımın karşılığı vardır. Ben olsaydım attığım her adım kamuoyuna bu kadar çıkmazdı. “Gittim UEFA’nın kapısında yatım, isyan ettimle” olmaz. Başkası da başka türlü isyan ediyor. Diplomasinin derin bir stratejisi sürdürülmeden, Trabzonspor’un lehine maksimum sonuç alınamaz. Derin strateji de, kimsenin haberi olmadan sessizce bu işi yürütebilmektir. Ama taraftar  “Vur kır parçala kupayı getir” ister.

Kupa gelirse Trabzon’da ne değişir?

Kupa gelirse ciğerimizin bir tarafı derin bir ‘ohhh’ çeker. Diğer tarafı da ‘Bu kadar seneyi biz kupa kupa diye niye kaybettik. Al sana kupa geldi. Halimiz hala ortada. Ne olacak bu halimiz!’ diyecek. O zaman da şu soru sorulur. Neden Şampiyonlar Ligi’nde değiliz. Şampiyonlar Ligi’ne gittik bu kadar paralar geldi ama neden hala bu durumdayız. Nedir bu halimiz der. O zaman ciğerin başka tarafı yanmaya başlayacak. Ben bunun için seçim sürecinde, ‘Kollarımızın altında iki karpuz taşıyalım. Bir yandan kupa mücadelesini verirken, bir yandan da büyük takım, büyük kulüp olmanın çabasında olalım’ dedim. Ama hak hukukun yerine gelmesi açısından derin bir ‘ohhh’ çekmek önemlidir. Ama aslolan da şampiyonsan o sezon bittiğinde kupanı alacaksın. 9 puan öndeyken kupanı vermeyeceksin.

BAKAN BAYRAKTAR BU KULÜP İÇİN ŞANS

Kupa gelince ciğerinin bir tarafının “ahhh” çekmemesi için ne yapmalı bu camia?

Bir kere biz çok geri kaldık. 75 milyonluk gelirin var senin. Rakiplerinin ise 350-400 milyonluk geliri var. Biz mucize yapabiliriz. Senin İstanbul kulüpleri gibi yol alamayacağını bilmen lazım. Büyük transferler yaparak bu işler olmaz. Alt yapı ile bu işler olur. Trabzonspor taraftarı 3-5 senelik planlı yolculuğu bilmeli. Bu yolculukta en önemli unsur stat. Biz şampiyon olsak kısa vadede sadece en üst düzeyde futbolcuları toplayarak şampiyon olabiliriz. Ama kulüp zaten batmış biz üst düzey oyunculara o kadar paraları verirsek daha çok batacak. Böyle olmaz. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar bu kulüp için bir şanstır. Trabzon’un her dönem bir bakanı olmuştur. Bunları şans olarak kullanmak lazım ama oradan buradan taşıma su ile Trabzonspor dönmez. Kendi kaynaklarını oluşturmalı Trabzonspor. Trabzonspor bir Gençlerbirliği, Karabükspor, Antalyaspor değildir. O Bordo-Mavili forma önemlidir. Yönetenlerle taraftarın, yönetenlerle Trabzonspor’a özlem duyanların koro halinde uzun bir yolculuğa çıkması lazım, sinerji yakalaması lazım. O sinerji bozulmamalı.

Sizin Basketbol Takımı’na sponsorluğunuz çok tartışıldı?

İbrahim Bey’le görüştüğümüzde ben ona “Basketbola destek verirken ben Trabzonspor markasına destek vermek istiyorum. Siz burada futbol takımı ile mücadele veriyorsunuz. Basketbolu da kalıcı yapalım. Benim emeğim basketbolda kalıcı bir takım oluşturabilmek” dedim. Bu sene ligde kalıcı bir takım olması lazım ve her sene üstüne koymalı. Bir basketbol kültürünün oluştuğu bir ortam oluşturmalıyız ve 5 yıl sonra şampiyonluğa oynayan bir takım oluşturmak için yola çıktım. 

KAYNAK: Karadenizin Sesi / Celal Kadıoğlu

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Enver Adanur - 3 yıl önce
Gerçekten Reportaj yapan Gazeteci Arkadaşi ve Muharrem Usta, yi Kutlamak Lazim, İşte Trabzonspor un Bence böyle Düşünen yöneticilere Acil İhtiyaci var, Kulübün üzerinden Menfaat Bekleyen yonetici,lere Deyil. Artık Bu Saatten sonra Menfaat için yöneticilik Beklentisi olanlar Lütfen Kenara Çekilsın İş Yapmak isteyenlere Yol Açılsın.