Özkan Sümer'den Şok Sözler

"Böyle bir yönetim anlayışı köy takımında bile yok!"

Özkan Sümer'den Şok Sözler

SÜMER: “Başkanın insiyatifinde oyuncular alınıyor, gönderiliyor. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Bırakın Trabzonspor gibi ciddi bir kulübü, böyle uygulamalar köy takımında bile olmaz. Bu çok teknik bir olay”

SÜMER: “Bir teknik adamın ideolojisi olmalıdır. Yani bir teknik adam kendi ideolojisini romantizme kurban edemez. Teknik olaylara müdahale tarzındaki bir uygulama karşısına çıktığı zaman çok kararlı bir şekilde bu tepkiye dönüşmeli!

Trabzonspor için önemli bir değer olan Özkan Sümer, gündeme dair çarpıcı açıklamalar yaparken, hem Bordo-Mavili yönetime hem de teknik direktör Mustafa Akçay’a önemli mesajlar gönderdi. Trabzon TV’de yayınlanan 90+3 ekibinin konuğu olan Sümer, yönetimin birlik-beraberlik anlamında eksikliklerini dile getirirken, Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yönetim anlayışını eleştirdi. Teknik Direktör Mustafa Akçay’a da mesaj gönderen Sümer, “Kulübün durumuna değil, takımının durumuna bakmalı ve takımın eksiği varsa bunun giderilmesi için ısrarcı olmalı. Kısacası bir teknik adamın ideolojisi olmalıdır. Yani bir teknik adam kendi ideolojisini romantizme kurban edemez” dedi. İşte Sümer’in çarpıcı açıklamaları;

Özkan Sümer neler yapıyor?

Futbolu bir çok alanda izliyorum. Sadece Trabzonspor’u değil dünya futbolunu da izliyoruz. Futboldaki değişimleri, gelişimleri takip etmeye çalışıyoruz. Kendimizce onlarla ilgili bir kısım çalışmalar yapmaya çalışıyoruz. Ve TÜFAD nezdinde de  bir kitap oluşturduk, diğer şekliyle uluslar arası sempozyumlara katılarak katkı yapmaya çalışıyoruz. Yani bu anlamda aktifiz. Ancak ülkemizde genel konular ve temel sorunlar çok irdelenmiyor. Ne yazık ki işin dedikodusu ile yetiniliyor. Biz farklı bir uğraş içerisindeyiz.

Saha dışında yaşanan olumsuzluklar, Türk futbolunun geldiği nokta, sizi ve çalışmalarını nasıl etkiliyor. Bu sizde bir kırgınlık yaratıyor mu?

Hayır. Tam tersine, bu beni daha çok çalışmaya sevk eden bir olgu. Yani işlerin iyi gitmediği yerde işin iyi gitmesi yönündeki neler gerekiyor arayışı ve anlayışı ile hareket ediyorum. Bir kısım aksaklıklar, eksiklikler, yanlışlıklar, zorluklar karşılaştığımız resimler, ama onlara yenik düşmek, teslim olmak başka bir şey yılgınlık göstermek başka bir şey. Bu tür şeylerle bir uğraşa girip de olabildiğince düzeltmeye çalışmak başka bir şey. Biz işte futbolun o yönüyle katkı yapmaya çalışırken Trabzonspor camiası için de bir kısım çalışmalar yapıyoruz. Yani ben aday olma yönünde demiyorum, yönetime işte bir problem çıkma yönünde değil camianın temel sorunlarının neler olduğunu tespit edip o doğrultuda bir kısım mesajlar vermeye çalışıyorum ve onu da çok önemsiyorum. Çünkü Trabzonspor’un en önemli ihtiyacı kendinin farkındalığına ihtiyaç var. Daha nerde olduğunu, niye buraya geldiğini, nereye gidebileceği şeklinde elinde bir yol haritası mevcut değil.

O anlamdaki eksiklik nasıl giderilebilir. Kısa bir süre önce siz de Kulüp çatısı altında görevdeydiniz. Yeni yönetimle birlikte bazı değerler göz ardı edilmeye başlandı. Bu Trabzonspor için gelecek adına endişe verici bir durum mu?

Bu yalnız bu yönetime mal edilemez. Uzun süredir yönetimlerin Trabzonspor gerçeğine aykırı, tamamen duygusal, doğaçlama ve bodoslama çalışmaları var. Yani bir plana bilgiye dayalı değil bir kurumsal değeri öne çıkararak yapılan çalışmalar olmadığı için Trabzonspor hem sportif başarıda hem ekonomik sorunlarıyla ve kitlesel bir kısım rahatsızlıklarıyla oldukça zor bir duruma düştüğünü söyleyebiliriz. Ama son an meselesi değil. Uzun zamandır ne yazık ki Trabzonspor bir yanlış, yansız yönetimi ve bir süreç izlememenin sıkıntılarını açık şekilde yaşıyor.

Size göre çözüm ne, sizin görevde olduğunuz sürede  birlik-beraberlik adına sloganınız vardı. Süreç geçtiğinde insanlar bunu göz ardı etmeye başladı, o birliktelik yok olmaya başladı?

O mesajım hala geçerli. Bir olmaz isen biz olamazsınız. Biz olamaz isen o zaman büyüklüğün sorgulanır. Çünkü o biz olmakta sadece bir işbirliğinin getirdiği bir verimlilik değil bir camianın dayanışması anlaşması ve ortak bir vizyon geliştirmesinin değeri yatıyor. Biz duygusu, düşüncesi, anlayışı ve uygulanması ne yazık ki iptal edilmiş gibi Trabzonspor’da. Dediğim gibi bu son an işi değil çok bireysel davranışlar anlık kararlar ve kendi yakınlıklarına uygun olarak yapılan işlemler. Hedefleri büyük olan Trabzonspor için bunların yetmesi imkansız. Hatta bunların tatmin etmesi bir yana daha büyük zarar verdiği gerçeği var.

Şike konusunda camia bir birliktelik gösteremedi. Son olarak gerçekleştirilen yürüyüşü nasıl değerlendiriyorsunuz size bu anlamda bir davet geldi mi?

O günler ben hasta yatıyordum. Davet yönetimden değil de diğer katılımcılardan bana iletildi. Ne yazık ki fiziksel olarak katılıma hazır bir durumda değildim. Daha sonra oluşumların ve girişimlerin nasıl olduğunu etkilerinin ne olduğunu çok yakınen izledim. Katılımın hangi anlayışı öne çıkarmaya çalıştığını izledim. Katılımda sayısal olarak evet önemli bir katılım ama katılımda kalkıp da insanların rastgele bir kısım çirkin tepkiler göstermesi hiç onaylanacak bir iş değil. Çünkü orada kadınlar, çocuklar var. Bunu dikkate alarak kendine yakışır bir etkinlik sürdürmesi gerekirdi. O yönüyle. Biz artık bu yönde de bir kısım şeylerin farkına varmak zorundayız. Artık böyle çirkin ifadelerle sorun çözme şansımız yok. Biz bilgiyle anlayışla, bir bütünlükle bir kısım şeyleri halledebiliriz. Sadece biz bir kupamız verilmedi diye teslim olmak değil başka değerler üretme yönündeki bir anlayışı da öne çıkarmamız gerekir. Biz bunu bu süreçte ne yazık ki yapamadık. O şike olayına da odaklanmamız veya bu hareketin başlaması daha ilk günler olması gereken bir şeydi. Oralarda biraz yetersiz kaldık. Görülen o ki Trabzonspor böyle bilinçli bir aksiyon ortaya koyabilmiş değil. Sadece duygusal bir aksiyon. Ben bu aksiyonların biraz bilince bağlanmasının Trabzonspor için çok gerekli olduğunu düşünüyorum.

Mağdur gibi gösterilen Fenerbahçe camiası bile bu süreçte kenetlenme ortaya koydu. Biz haklı davamızda güçlenemedik...

Tabi tabi o güçlendi. Yani biz tamamen ona kenetlendik ona bağlandık. O olmadığı yerde başka bir şeyin olmasını falan önemsemedik ki o olmadığı yerde başka bir mücadele vermemiz, başka kazanımların peşine düşmemiz gerekir. Onu ciddi boyutta ihmal ettik.

Lige geldiğimizde Trabzonspor’da başkanlık da teknik adamlık da yaptık, size göre Trabzonspor’un eksikliği nedir?

Aslında ben teknik konulara girmek istemiyorum. Çünkü orada teknik sorumlular var. Ama şu kadarını söyleyeyim, Trabzonspor’da dengesiz bir yapı var. Hem takımsal hem uygulama yönünde. Başkanın insiyatifinde oyuncular alınıyor, gönderiliyor, bir takım etkiler yaratılıyor. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Bırakın Trabzonspor gibi ciddi bir kulüpte böyle köy takımında bile olmayacak uygulamalar. Bu çok teknik bir olay. Ve başkanın ya da diğer başkanların yöneticiler hiç bilmedikleri bir alan. Öyle bir alanda kalkıp söz sahibi olmak veya kendilerine dönük olarak bir kısım kararlar. Ya da başkalarının çıkarına dönük olarak bir kısım yaklaşımlar gösterilmesi kabul edilebilir değil. Trabzonspor’un bu yönde çok ciddi handikabı olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut kadronun yetersiz olduğu yönünde de herkesin ortak düşüncesi. Ama olan takımın da çok böyle iyi bir motivasyon içinde olduğunu söylemek mümkün değil. Yani böyle bir vazgeçmişlik var. ‘Olsa da olur olmasa da olur’ gibi bir yaklaşım var. Ama işi kotarabilecek bir mücadele anlayışı, bir bütünlüğü bir kısım değerleri ortaya çıkarabilecek bir kararlılık takımda göremedim ne yazık ki. Ama Avrupa kupalarında buraya gelmesi son derece büyük bir başarı. O tarafını takdir etmek lazım. Şu mevsim, Trabzonspor’un artık gelecek mevsime dönük olarak çok umursanır veya bağlanabileceğimiz bir hedefi olduğunu söyleyebilmemiz mümkün değil.

Mustafa hoca bu yönetim anlayışı ile birlikte Trabzonspor’da duygusal da görev yapıyor ister istemez. Oyuncu isteme anlamında da zaman zaman kendini frenliyor, Trabzonlu olmasından dolayı, bu size göre zarar mı?

Bir kere tarzıma tamamen aykırı şeyler. Çünkü bir teknik adam mevcut çalıştığı kurumla ilgili tabi bir kısım idealleri ve ideolojileri olacak. Ancak önce bir teknik adam ideolojisi vardır. Yani bir teknik adam kendi ideolojisini romantizme kurban edemez. Böyle bir hakkı yok. Yani onun bir duruşu, anlayışı, uygulaması olacak. Hele teknik olaylara müdahale tarzındaki bir uygulama karşısına çıktığı zaman çok etkin çok kararlı bir şekilde bu tepkiye dönüşmesi lazım. Çünkü aksi takdirde yanlış palazlanır.

Mustafa Hoca’nın bu bakış açısı fayda değil zarar mı veriyor?

Bana göre hem kendine hem kulübe zarar verir. Çünkü yanlışların yanlış bir şekilde uygulamasının yolu açılır. Bunu bir kısım teknik adamlık misyonuyla taa baştan bloke etmesi,  karşı çıkması engellemesi lazım. Yönetici, başkan neyse o da kendi işini bilecek teknik adam da kendi işini bilecek. Buradaki ayrıştırıcı unsur çok nettir, çok anlaşılırdır. Birazı müdahaleye, birazı müdahale edilmeze bağladığınız zaman her şey birbirine girer ki zaten ondan sonra o takımın performansı yönünde bir iddiası olması kolay bir iş değil.

Mustafa hocanın ilk yarının son haftasında yaşadığı gel-gitler; yönetim, futbolcu, taraftar bazında Mustafa hoca için bir güven bunalımı yaşatmışmıdır?

Tabi keşke Mustafa Hoca bu kararlılığı gösterebilseydi. Buna Trabzonspor’un da bu yönde ihtiyacı var. Çünkü bir kararlılık, bir duruş, bir haddini bildirme, bir teknik olaydaki sınırları hatırlatma şeklindeki çok haklı ve geçerli bir tepkiydi. Ama daha sonra dönüşü bu güzel çıkışı bir hayli gölgeledi, zedeledi diyebiliriz. Trabzonspor’da teknik işlere, idari işlere çok fazla girmek istemiyorum ama teknik işlerin böyle açık-seçik bir karmaşa yaşandığı gerçeği var. Bu herkes tarafından bilinen bir vaka.

Mustafa Akçay ile birlikte çalıştınız, hocalık yönünde çok eleştirildi, tartışıldı, yetersiz olduğu söylendi. Siz bu eleştirilere katılıyor musunuz, yoksa Trabzonspor’un yetiştirdiği bir hoca olduğu için sabır gösterilmesi gerekiyor mu? Bir Özkan Sümer, A.Suat Özyazıcı, Şenol Güneş olabilir mi?

Bir basın toplantısında da ifade etmiştim; sadece Mustafa Hoca değil ki bunlar Trabzonlu, diğerlerini de katarak teknik kadronun en önemli ihtiyacı destek. Bu anlık bir destek olamaz. Zamana muhtaçlar. Çünkü yaşayan takımsal olarak ve anlayış olarak çok ciddi bir değişim yaşayan Trabzonspor Bu anlayışı etkin kılabilecek ve devamı konusunda bir güven verecek bir teknik kadronun performansı yönündeki o destek ve o hoşgörü yok ise işlerin zor olacağını ifade ettim. Bugün geldiğimiz noktada yine teknik kadrolar söylüyorum; onların zor olan o işini daha zorlaştıran bir yönetim anlayışından bahsedebiliriz. Bütün mesele bu. Yani teknik adamlar teknik adamlık insiyatifini çok fazla kullanma hakkına şansına sahip olamadı. Bir kaleci antrenörü bile bir başkan kararı ile gönderebiliyor. Bir oyuncunun gitmesi başkan kararı ile, alınan oyuncular başkan kararı ile. Böyle bir karmaşada, futbolun teknik manada hiç kabul etmeyeceği bir kaos içerisinde takımın çok huzurlu, güvenli düzenli olması beklenen bir şey değil. Bu teknik adamların yetersizliği değil genel anlamda teknik anlamda bu teknik adamlara ortam ve imkan sunması gereken bir yönetim yaklaşımındaki ciddi problemdir.

Bütün bu rahatsızlıklara karşı çalışmalarımız var dediniz, fikir, plan, proje ve insanlara destek anlamında, bu size ne gibi sorumluluklar yüklüyor?

İşin sohbeti ile yetinmek gibi bir durumumuz yok. Trabzonspor’a bir yol haritası gerekiyor. Nereye gittiğini bilmeyen bir Trabzonspor’dan bahsettik. Bu yalnız bu yönetim kuruluna ait bir şey de değil. Yıllardır ne yazık ki Trabzonspor ciddi bir belirsizlik yaşıyor. Hedeflerini şampiyonluk diyor ama şampiyonluk öyle marketten alınan bir şey değildir. Planı, düzeni, insanı, imkanı, ortamı ve katılanı olacak. Böyle bir şeydir. Sadece heyecana dönük ya da kitleyi motive etmek yönünde verilen bu mesajlar daha da büyük zorluklar yaratıyor.  Çünkü insanların beklentileri büyüyor. O beklentileri karşılanmaması halinde de olay bir tepkiye dönüşüyor. Yönetimler güven kaybediyor veya bu güven kaybı diğer işlerin yapılması noktasında da engel oluşturuyor. Bizim şu andaki çabamız bir kere ‘Trabzonspor’un birinci ihtiyacı nedir’ dediğimiz zaman; yaşadığı bu ciddi parçalanmanın giderilmesi. Sonunda Trabzonspor parçaların tamamına muhtaç. Paramparça bir Trabzonspor’dan bahsediyoruz. Kutuplaşmış, aykırı düşünce ve davranışlarla birbirinden kopmuş. Oysa Trabzonspor bir bütünlük birinci değeridir. Ve bu bütünlüğü üretken olabilmesi için bilinçli bir farkındalığa muhtaç. Yani insanları bir araya getirmek değil insanlar bir araya geldikleri zaman üretken olabilmeleri doğrultusunda nelere ihtiyaçları olduğunu bilecekler. Ve o doğrultuda aksiyon oluşturacaklar. Bunları dile getirmeye çalışıyoruz, bir bütünleşme hareketi. Sizin de yakinen takip ettiğinizi zannediyorum, camia olarak birbirine karşı çok büyük kırgınlıklar var. Artık bir hesaplaşma zamanı değil hesap yapma zamanı. Bu kırgınlıkları, küskünlükleri, aşırılıkları, aykırılıkları bir kenarda tutacağız yakınlıklarımızla buluşacağız ve Trabzonspor’la aynı yolculuğa yararı ve başarısı yönünde çıkacağız. Mesele bu.

Bu yönetim bu birlikteliği sağlayabilir mi size göre?

Bu yönetim kurulu kendi içindeki parçalanmayla mesajı verdi. Yani kendi kendini tatmin etmeyen ve o doğrultuda tutarlılık gösteremeyen bir yönetim kurulu kitlesel olarak çok onaylanacağını düşünmüyorum. Zaten maçlara toplumun katılmamasının nedenlerinden bir tanesi de bu yöndeki güvensizlik. Veya bu yönde farklı adımlar ve ilişkiler içinde olmuş olmaları. Trabzonspor’un önceliklerinden bir tanesi de herkesin kabul etmesi gereken bir husus; siyaset dışı olmasıdır. Böyle siyasi ilişkiler veya bu yöndeki bir kısım farklı davranışlar Trabzonspor’a yarardan çok zarar veriyor. Ve o bir mozaik. Her kesimi Trabzonspor için kıymetlidir. Kalkıp da bir tarafa yakın olduğu zaman diğer taraftan da kaybetmiş olursun. Bu kadar önemli bir şeyin fark edilmemesi ya da fark edilmiş olmasına rağmen buna ısrar edilmesi akıl alacak bir uygulama değil.

Önemli bir konuya temas ettiniz, taraftarın maça gelmemesinden bahsettiniz, size göre taraftarın maça gelmeme sebebi sadece bu mu?

Trabzonspor için en önemli tehditlerden bir tanesi başkalaşım. İkincisi yalnızlaşma üçüncüsü kurumsal olarak bir düzeni kuramaması veya uygulayamaması gibi sorunlar. Ancak bilhassa büyük kulüplerin, böyle potansiyelini kullanmak ve etkin olmak yönündeki değerlere baktığımızda; bilgiden, ilişkiden hareket etmeleri, saygınlık kazanmaları ve potansiyellerini iyi kullanmaları yönünde bir düzene sahip olmaları gerekirken bu söylediğim vasıflardan iki tanesini Trabzonspor’da gördüğünüzü siz söylerseniz ben de ikna olacağım.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hacıkerimoğlu - 3 yıl önce
Özkan hoca, seni Trabzonda her kademede körmüştuk anlarsinya !!!