Serdal Şahin 'in Kaleminden

"Futbol Sahnesinde Oyunculuk Kaç Para?"

Serdal Şahin 'in Kaleminden

Trabzonspor Dergisi Yayın Sorumlusu Serdal Şahin Eylül sayısında yayınlanan yazısında şikeyi farklı bir bakış açısıyla ele aldı.

İşte o yazı;

Futbol, enerjisini izleyicisinden alır. Seyirci yoksa futbol da yoktur. 
Her neyi seyirciye izletebiliyorsanız, o tüm hızıyla paraya çevrilmeye hazırdır artık. 
Tıpkı tiyatro, sinema ve televizyon gibi. Ancak futbolu sinema ve tiyatrodan ayıran bir çok özellik vardır ki en önemlisi, diğerlerinin aksine futbolda oyunculuğa yer olmamasıdır…

Oyuncu yaratıcı olabilmek adına her rolü en iyi şekilde oynamak için isteklidir ancak futbolcunun futbol oynamaktan başka şansı yoktur. 
Oyuncunun yaratıcı özellikleri sahne üzerinde engellenemez. Futbolcu futbolun ve sporcunun belirlenmiş ve yazılı hale getirilmiş oyun ve disiplin kurallarına uyarak oyun stratejisini uygular. 
Oyuncu, mesleki disiplinini ve sahne ahlakını, kafaca belli bir aşamaya eriştiği anda kavrar; futbolcu da öyle. Aksi takdirde, farkında olmadan mesleğine zarar verecek bilinçsizliğe ve vurdumduymazlığa yuvarlanır.
Futbolcu kendisine oyuncu dense de oyunculuk yapamaz ki bir çoğu, fotoğraf çektirirken bile kendini rahat hissedemez.
Oyuncuların rol aldığı sinema filminde bir sahne defalarca çekilebilir ancak futbolda her şey saniyeler içinde olup biter. 
Tiyatro sinemaya göre futbola bir adım daha yakındır. Tiyatro gibi futbol da canlı olarak sergilenir. Olumlu ya da olumsuz tepkiler an be an sahneye yansır. Tiyatronun tarafı yoktur. Beğeneni ya da beğenmeyeni vardır. Futbolun tarafı ve taraftarı vardır. Taraftar aidiyet duyar. Desteklediği tarafın kendi gerçekleriyle örtüşmesini bekler.  

Sinema gibi endüstrileşen futbolu, izleyicisi olan diğer faaliyetlerden ayıran en büyük ve belirgin diğer fark, gerçek oluşudur. Dedik ya futbolda oyunculuğa yer yoktur. Dublör kullanamaz, izleyerek taklit yeteneğinizi geliştiremezsiniz. Yalnızca futbolcuysanız ve futbolun değerlerini sahneleyebiliyorsanız izlenirsiniz. 

*-*-*

Maçların manüple riski, futbolcuların sahne aldığı maçlarda bugüne kadar hep zihnimizin bir yerlerini kurcaladı durdu. İzlemeye devam edebilme adına inanmak istemediğimiz bu olasılıkla iki yılı aşkın süredir futbol sevgimizi test ediyoruz. İmkan buldukça televizyonu terk edip tribünlere koştuğumuz futbol müsabakalarının gerçeklikten uzak olduğunu en ağır bir tokatla yüzümüzde hissettiğimizden bu yana zihnimiz allak bullak. 
Karşımızdakiler futbolcu mu oyuncu mu?
İzlediğimiz gerçek mi yoksa oyun mu?
Oyunculuk, futbolculuktan daha mı çok para eder?
Ya da her ikisini aynı anda yapabilenler mi kolay yoldan kazanır?
Futbola oyunculuk bulaştıranları cezalandırmak ve gerçek futboldan ayrıştırmak bu kadar zor mu?
Futbolda oyunculuğa ve sahteciliğe verilecek cezaları yazanlar da insansa neden duruma göre değiştirilen kurallarla güzel oyun çirkinleştirilmek istenir?..
Oyunculukla gasp edilenlerin iade edilmesinde neden geç kalınır?
Mağdur olacağına inanılan 20 milyon (!) taraftar ve diğerleri oyunculuk mu yoksa futbol mu izlemek ister?
Geciken adalet, adalet midir?

Sorular... Sorular... Sorular...

*-*-*

Futbolculuğa oyunculuğun karıştırıldığı sezondan bir sonraki sezondu. 
Endüstrileşen futbola oyunculuğun (!) vurduğu ekonomik darbeyi azaltmak için sezonun bitmesine karşın 8 hafta daha sahnelenen Süper Toto Süper Finali'nin 2. haftası…
O güne kadar maçları televizyondan izleyen 6 yaşındaki kızım Serap Eylül'ü, farklı sahnelerdeki oyunculuklara rağmen stadyuma getirmenin vakti gelmişti…
Hüseyin Avni Aker'de Beşiktaş'ı konuk ediyor, 69. dakikada Halil Altıntop'un attığı golle kazanıyorduk. 
Maçın ardından büyük bir mutluluk yaşayan Serap Eylül'ün ağzından "Baba ben futbolun gerçekten oynandığını bilmiyordum." cümlesi dökülüyordu…
Bugüne kadar maçları çizgi filmlerini de izlediği televizyondan takip ediyor olmanın bilinciydi bu. 
Görüp inandıklarının ardından artık kızımın gerçek bir kahramanı vardı… Trabzonspor. 
Öyle bir yer etmişti ki bu sevgi gönlünde, annesi ile arasında şu diyalog geçiyordu bir zaman sonra:
-Kızım çıkar artık üzerindeki formayı, 1 haftadır giyiyorsun. 
-Anne onu kirli sepetinde dahi düşünemiyorum. Trabzonsporlu olmadığın için bunun ne demek olduğunu anlayamazsın… 

*-*-*

Bu sözler 6 yaşındaki bir kız çocuğu tarafından söyleniyordu ve biz O'na içinde şahit olduğumuz oyunculuklara rağmen düzeleceğine olan inancımızla futbol aşılıyorduk. 
Temizlenmek üzere dahi kirli sepetine atılmaktan imtina edilen formalara, oyunculukla ihanet etmek minik kalpleri kanatır…  
Futbol bazen sadece futboldur. 
Futbolun sadece futbol olduğunu unutup, oyunculuğa, yönetmenliğe soyunanlar ya da buna destek verenler, güzel oyuna dair hiçbir mutluluğu hak etmeyenlerdir… 
Onların temizleyemedikleri geçmişleri, "oyunculukları" ile anılacak ve geriye sadece futbolcular ve temiz futbol kalacak. 

Kaynak: Trabzonspor Dergisi Eylül Sayısı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.