Sevilen Şarkıcıdan Trabzonspor Yorumu

Ünlü sanatcı ile Trabzonspor ve Trabzon üzerine çarpıcı röportaj…

Sevilen Şarkıcıdan Trabzonspor Yorumu

Arkadaşlarının taktığı Apolas lakabıyla tanınan, Abdullah Lermi ile Trabzonspor ve Trabzon üzerine çarpıcı röportaj…

Türkiye, çapında dizilere yaptığı müziklerle adını duyuran ancak pek çok Karadenizlinin severek dinlediği Apolas Lermi Trabzonspor Dergisinden Sevecen Tunç’a çarpıcı açıklamalar yaptı.

İşte o röportaj:
Pek çokları gibi onun müziğiyle ilk karşılaşmam, iki üç yıl önce internete düşen amatör bir video sayesinde oldu. Bir süre sonra ‘Kalandar’ albümü çıktı piyasaya. Apolas'ın arkadaşlarının taktığı masum bir lakap olduğunu, asıl isminin Abdurrahman Lermi olduğunu çok sonra öğrendim.
Trabzon kent müziğini otantik formuna sadık bir şekilde yoğuran albümü birçok bakımdan ilkti. Satın alıp etnik müzik sevdalısı birkaç arkadaşıma hediye ettim. Yetişemediklerime, almalarını salık verdim. Bu coğrafyanın tılsımı sesinde çakan bir kıvılcım gibiydi, şarkıları o değil; Karadeniz'in vicdanı söylüyordu sanki.

Nerede doğdun ve büyüdün?

Trabzon, Tonya'da doğdum ve 10 yaşına kadar orada büyüdüm. Sonra İstanbul'a göç ettik. Gurbette bazı sıkıntılarım da oldu. Ben düzgün Türkçe konuşamıyordum; yani şiveli konuşuyordum. Okula da Tonya'da başlamıştım ve İstanbul'a ilk geldiğimde okuldan iki hafta kaçtım; arkadaşlarım şivemle dalga geçiyor diye. Çocuk psikolojisi işte gülüyor. Sanki başka bir ülkeye göç etmişiz gibi gelmişti bana. Kardeşlerim arasında da bu göçten en çok etkilenen ben olmuştum. Çünkü abim zaten köydeyken okulu bitirmişti; ablam 

lise sondaydı. Kardeşim ise okula burada başladığından, bu açıdan pek sorun yasamadı. Ben arada kalan çocuktum; belki de bu yüzden biraz yalnız ve içe dönük büyüdüm.

Çocuk yaşta İstanbul'a göç etmiş ve hayatının büyük bir kısmını burada geçirmiş biri olarak, Trabzon’la bağlarını koparmamış oluşunun nedenleri neydi?
Köyden getirdiğimiz kültürü ev içinde ve mümkün oldukça dışarıda da yaşıyorduk. Bunun da yaşamıma, müzik hayatıma ve yöreye bakışıma büyük katkısı oldu; büyüdükçe bunu daha iyi anladım.

Müzikle tanışman nasıl oldu? 
Yaşadığım mahalledeki Tuncelili bir arkadaşımın etkisiyle oldu. Bağlama kursuna gidiyordu ve ben de arkadaşım olsun diye ona takıldım. Hatta kısa bir süre sonra çalmayı ondan çok ilerlettim. Bağlama bizim kültürümüze yabancı bir enstrüman olduğu için bıraktım. O dönem popüler olduğu için bir süre sonra gitara yöneldim. Yaş ilerledikçe kendi kültürümü özledim ve bir kemençe aldım. Bu şekilde daldan dala atladığım için iyi bir enstrümanist olamadım ama farklı enstrümanlarla ilgilenmemin yaptığım müziğe çok katkıları oldu diyebilirim.

Tonya'da büyümüş olmanın müziğe yönelmenle ilgisi var mı peki? 
Tabii. Tonya coğrafi olarak Trabzon'a biraz uzakta; arka tarafta kalan bir ilçe. Dolayısıyla pek çok ilçeye nazaran daha içe dönük ve otantik bir kültürü var. Orada belki bazı şeylerin -müzikal anlamda- daha iyi korunmuş olduğunu söyleyebiliriz. Tonya kültüründe de müzik önemli bir yere sahip. Yaylada, düğünde, cenazede, mecide (imece)... Ayrıca hala yaşayan bir muhabbet kültürü var.

Muhabbet kültürü nedir?
Kadın ve erkeklerin bir arada yer aldığı, bunun asla yadırganmadığı bir ortamda, kemençe eşliğinde türkülerin söylendiği bir gelenek. Bazen içkili olur; çalınır, söylenir, silahlar atılır. Ben böyle bir kültürün içinde büyüdüğüm için Tonya'da geçen günlerimin müziğime çok katkısı oldu.

İstanbul'da Trabzonluların yoğun olarak yaşadığı semtler, mahalleler vardır. Senin yaşadığın yer de böyle miydi?
Hayır. Benim çevremde hiç Trabzonlu yoktu. Ben belki de bu yüzden gittiğim her yerde, bulunduğum her ortamda Trabzon'u temsil ettiğimi düşünürdüm. Aynı zamanda Trabzonspor'u da...
Başka kültürlerin baskısı altında kalmak biraz ağırdı. Ben azınlık olmanın ne demek olduğunu Trabzonlu ve Trabzonsporlu olarak anladım. Bu yüzden belki de, şimdi etnik azınlıkların hem kültürlerine, hem de toplumsal meselelerine duyarsız kalamıyorum.

Müziğinle sen genel olarak Karadeniz coğrafyasını; özelde ise Trabzon’u temsil ediyorsun. Apolas’ın kafasında nasıl bir Trabzon tahayyülü var? Hayalindeki Trabzon'u anlat bize...
Biliyorsun, benim albümüm sadece Trabzon kültürüyle alakalı bir albüm. Köyleri ve merkeziyle bir kent müziği aslında. Albümümün repertuarı aslında sorduğunuz soruya cevap veriyor. Trabzon kendi tarihinde evrenselliği barındırıyor aslında. 0 köklü ve kadim tarihiyle barışmış ve bu şekilde geleceğe yüzünü dönmüş; çok dilli, çok sesli, çok kültürlü bir Trabzon. Ama şu an gittikçe küçülen bir Trabzon görüyoruz. Biz de müziğimizle bu yok oluşa direnmeye çalışıyoruz.

Trabzon bu ülkenin çimentosudur diyorlar. Meclise bakıyorsunuz çok sayıda Trabzonlu var; iş adamları arasında da; ressamından sinemacısına; yazarına kadar çok sayıda Trabzonlu sanatçı var. Ama futbolda da, kültür sanatta da yine en fazla sömürülen, en çok ezilmeye çalışılan Trabzon oluyor. Bunu söyleyince başkalarının gözünde Trabzon milliyetçisi oluveriyoruz ama bu kültüre en çok zarar veren yine Trabzonlular.

Sence bu bağlamda Trabzonspor da bir dışlanmışlık yaşıyor, öyle mi?
Kesinlikle. Trabzonspor'un da Trabzon gibi mağduriyet yaşadığı bir gerçek. İkinci bir mağduriyeti daha var ki o "dışarıdan" değil, içeriden kaynaklanıyor. Bence çok fazla anlam yükleniyor Trabzonspor’a. Bazıları sadece futbol takımı diyor. Bazıları isyandır diyor, bazıları bu kentin, bu coğrafyanın temsilcisidir diyor... Herkes yüklediği anlamı yaşamak istiyor. Beklediğini yaşayamayınca da sosyal ve psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor. Oysa Trabzon’un tarihi, kültür-sanat birikimi ve coğrafi güzellikleri Trabzonspor'dan çok daha önce vardı. Bunları sadece Trabzonspor’a bağlamak kentin insanına ve tarihine biraz haksızlık oluyor.

Trabzon’un sanatsal anlamda da çok verimli olduğunu söyledin. Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Sence Trabzon’u bu anlamda özel kılan ne?
Her şey. Tarihi, kültürü, iklimi, insanların birbirleri arasındaki toplumsal ilişkisi, alışverişi... Trabzon bir zamanlar bir imparatorluğun adıydı. Bu unutulmamalı bence. Bu basit bir şey mi? Anadolu'da tarihinde imparatorluk tecrübesi olan kaç şehir var? Trabzon'da daha güzel şeylerin ortaya çıkması için kendi insanıyla barışması gerekiyor.

Yeniden sana dönelim. Müzik eğitimi aldın mı?
Hayır. Çok varlıklı bir ailenin çocuğu olmadığım için hayatta bazı isteklerimi zamanında gerçekleştiremedim. Lise döneminde harçlık kazanmak için türkü barlarda amatör olarak sahne alıyorduk; çeşitli konserlerde sanatçıların arkasında çıkıyorduk; bu şekilde öğrendik..

Akademik müzik eğitimi alamamıştım, ama bir süre sonra ben de istemedim. Çünkü zamanla anladım ki; köyde geçirdiğim o hayatımın ilk on senesi benim için alınabilecek en iyi müzik eğitimiymiş. Üniversitelerde zaten bizim Karadeniz müziği ile ilgili, enstrümanlarımızla ilgili bir bölüm, bir kürsü falan yok ki. Ben o müziği yöreden öğrendim, dağlardan, insanlardan öğrendim.

Ailenin müzikle bu kadar hemhal olmana tepkisi nasıldı?
İlk başlarda karşıydılar. Maddi sıkıntı içinde büyüdüğümüzden dolayı, onların hayallerini düzenli bir işe ve maaşa sahip bir hayat süslüyordu. Bu beklentileri gayet doğaldı. 0 yüzden diyorum ya, başlangıçta her açıdan çok yalnızdım. Zamanla insanlardan benimle ilgili güzel sözler duydukça durumu kabullendiler ve gururlandılar. Ama ben hala para ile müziği ayırmak istiyorum. Emeğin karşılığını almak başka bir şey, ancak ben hayatımı müzikten gelen paranın üzerine kurmak istemiyorum. Onun için ileride müzik dışında bir iş yapmayı düşünüyorum. Yoksa bu piyasada dayatılanları kabul etmek zorunda kalırım ve bu beni duygularımdan koparır. Kendimi, duygumu, kültürümü ve müzikal özgürlüğümü korumak için müzikle parayı ayırmam gerekiyor.

Ailede müzikle uğraşan başkaları var mı? Senin gibi sesi güzel olan mesela...
Bana sorarsan tüm insanların sesi güzeldir; bence insanlar seslerini kullanmayı bilmedikleri için öyle algılıyorlar. Ben kendi ses rengimi beğenmiyorum mesela.. Doğduğumdan beri aynı sesi duyuyorum; bıktım valla (Gülüyor)! Bizim aileye gelirsek, müzikle iç içe bir yörede büyüdüğümüz için, herkesin müziğe ilgisi oldu ama benim gibi meslek edinen yok gibi. Annemi birkaç defa ağıt yakarken işittim; bu beni çok etkiliyor. Ağlama kültürü de önemlidir bizim yörede. Annemin ağlamasına da hiç dayanamam...

Sen müziğinle dinleyicilerine birtakım mesajlar iletmek isteyen bir sanatçısın. "Diren Karadeniz" ile “Seçim Zamanı" ile verdiğin mesajlar net ve çarpıcıydı. Gündelik hayatında da böyle bir insan mısın? Yani konuşmalarıyla mesaj veren, her şeye karşı duyarlılık gösteren...
Ben müziğimde hayata dair olan her şeyi işlemeye çalışırım. Mağduriyetleri de, savaşları da. mutluluğu da.. Sanatçı toplumdan ve doğadan kopuk olamaz. Biz de doğruların ve yanlışların bir parçasıyız. Tarihin en büyük sanatçıları da toplumsal sorunlara sessiz kalmamıştır. Ayrıca bu her şeyden önce insan olmakla alakalı bir durum. Doğayı, insanı ve emeği öldürmeye kimsenin hakkı yok. Ben sahnede neysem sokakta da öyleyim. Sadece bazen susuyor, bazen konuşuyorum.

Seçim Zamanı şarkın çok beğenildi. İnsanlar bu parçada en çok neyi sevdi?
Bence minnetsizce ve cesaretle doğrulan söylememizi sevdiler. Bu türkü bir siyasi partiyi hedef almıyor ve bir partiden yana da taraf değil. Bu ülkenin her vatandaşı bir şeyleri eleştirme hakkına sahiptir. Eleştiri toplumu ileriye taşır. Biz de bunu, ozanlarımızdan öğrendiğimiz taşlama' geleneğini esas alarak müziğimizle yapmaya çalıştık. İnsandan, doğadan ve yaşamdan yana bir türkü bu.

Karadeniz nelere direnmeli?
Şu son dönemde özellikle kültürel kirliliğe ve insan kalitesindeki düşüşe direnmesi gerekiyor diyebilirim. Futboldaki mağduriyetimizde gösterdiğimiz tepkiyi her şeyde, her adaletsizlikte gösterebilmemiz gerekiyor. Ben bunu bekliyorum Trabzonlulardan, Trabzonsporlulardan...

Müzikal gelişiminde örnek aldığın, rol model benimsediğin sanatçılar oldu mu? Benden önceki herkesten bir şeyler almaya; bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Bunları yaparken de onlar gibi olmayı asla düşünmedim. Geçmişten öğrendiklerimle ben olmaya özen gösterdim. Kendi müziğimi, kendi duruşumu oluşturmaya gayret ediyorum... Gerçi hala sahnede çok mahcup durduğumu söylüyorlar (Gülüyor).

Karadeniz müziğinin, müzik piyasasındaki durumunu nasıl değerlendiriyorsun?
Bence Karadeniz müziği hiçbir zaman gerçekte olduğu haliyle gündeme gelmedi. Hep başka şeylerle renklendirilince gündem oldu. Bir dönem bağlamayla; bir dönem klavyeyle; bir dönem gitarla... Büyük bir tüketim ve yozlaşma yaşanıyor. Ben de dahil herkes bunun bir parçası. Futbol gibi kültür ve sanatı da paranın egemenliğinden kurtarmamız gerekiyor.

Sohbetimizin başında, Trabzonsporlu oluşundan dolayı okulda, arkadaş ortamında hep azınlıkta kaldığını söylemiştin. Bunun sana hissettirdikleri ile ilgili bir hatıran, hikâyen var mı? 1996'da kaçan şampiyonlukta arkadaşlarımın çok dalga geçtiğini hatırlıyorum. Ama belleğime kazman başka bir hatıram var. Gazeteler o dönemde futbolcu kartları veriyordu. Üç büyüklerin kartları mutlaka olurdu, ama bazı gazeteler Trabzonspor kartları ya da posterleri vermezdi mesela.

Son olarak ne söylemek istersiniz ?
Bu güzel ve samimi sohbet için çok teşekkür ediyorum. Sevgiler.

Kaynak : Trabzonspor Dergisi / Sevecen Tunç

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.