“Tam dayaklık!..“

Yazdığı yazılarla gündem oluşturan Nuran Yıldız, bugün yazdığı köşe yazısıyla Trabzonsporlu taraftarların hislerine tercüman oldu.

“Tam dayaklık!..“

Nuran Yıldız'ın Trabzonsporlu taraftarlar tarafından büyük beğeni toplayan ""Tam dayaklık!.." başlıklı o köşe yazısı;

Bu memlekette. Bir kriter var. Kızdığımız ya da hoşumuza gitmeyen şeyler yapıldığında kullanılan bir kriter: "Tam dayaklık!"

"Tam dayaklık" kriterinin bir altı da "az pataklamak lazım"dır.

Ortalama insanımız mevzu bahis kişilere bu çerçeveden yaklaşır.

Büyük dayım, ortalama insanlarımızı bire bir temsil eder.

Mesela kaleci Volkan Demirel ne zaman sahaya çıksa, büyük dayıdan da o ifade çıkar: "Tam dayaklık!"

Son Galatasaray-Fenerbahçe maçında. Volkan elini şortuna atıp, ağzından köpükler saçtığında büyük dayı yerinden fırlayıvermişti: "Tam dayaklık bu!"

Aynı Volkan'a. Milli maç öncesi taraftar küfredince de taraftara söylenmişti: "Tam dayaklık bunlar!"

Fatih Terim ne zaman bir muhabir azarlasa. Ne zaman yenildiği maçı övmeye kalksa. Büyük dayıdan Terim için aynı tıslama duyulur.

Mesela. Spiker Ertem Şener büyük dayı kriterinde "az pataklamak lazım" kısmına girer. Kaya Çilingiroğlu da.

Çoğunluğu tam dayaklıktır ona göre. Ahmet Çakar ağzını açtığı anda. Rasim Ozan yüksek ton evresine geçtiğinde büyük dayı ekrana yapışır: "Tam dayaklık bunlar!" Yetinmez, "Bunları ekranlara dolduranları bana bir verseler" der.

Biz büyük dayıyı sakinleştirene, yükselen tansiyonunu indirene kadar akla karayı seçeriz.

"Başka bir program açalım sana" deriz. Orada da karşısına ya Aziz Yıldırım çıkar ya da Mehmet Barlas. Dayıda tansiyon yine fırlar.

Erman Toroğlu'nu görür ekranda, söylenir: "Bu var ya bu, az dayaklık değildi eskiden. Şimdi arada bir pataklamalık o kadar!"

Bizim büyük dayı ortalama insanlarımızı bire bir temsil eder. Ve ortalama insanımız, "tam dayaklık" tipleri ekranlara dolduranlara kızar, onlara dokunamayacağından burnunun dibinde biten muhabirleri döverler.

Bir iki meslek örgütü durumu kınar. O kadar. Medyayı "kick boks" ringine çevirenler yemeği yer. Hesabı üç beş kuruşa çalışıp haber kovalayan muhabir ve kameramanlar öder.

Milli maç sonrası gazetecilerin yediği dayağın özeti budur.

 

ERSUN YANAL İLE FATİH TERİM ARASINDAKİ FARKLAR

Spordan başladık. Spordan gidelim.

Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal'ı Ankara'dan, Gençlerbirliği günlerinden itibaren tanırım. Neredeyse yüz yıldır!

Bunu bilen dostlar "Yanal ve Terim arasındaki farkları yazsana" dediler.

İşte yazıyorum:

Bir, Ersun Yanal Anadolu insanıdır, haklı olduğu zaman bile haksız duruma düşer. Fatih Terim Adanalı olsa da İstanbul yetiştirmesidir, haksız olduğu zamanlarda bile haklı çıkmasını bilir.

İki, Ersun Yanal maç kaybedince "Biz nerede hata yaptık?" diye sorar, Fatih Terim maç kaybedince "Çıkıp ben mi oynasaydım?" diye sorar.

Üç, Ersun Yanal ekip ruhuna inanır. Fatih Terim için varsa yoksa kendisidir.

Dört, Ersun Yanal hiç politikacı tanımaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Ağar Fatih Terim'in kankasıdır.

Beş, Ersun Yanal akla ve bilime inanır, Fatih Terim kendinden başka hiçbir şeye inanmaz.

Altı, Ersun Yanal "devşirme" edebiyatı yapmak yerine alt yapıdan futbolcu ister. Fatih Terim eski kumaşı yeni yamayla kapatmaya heveslidir.

Yedi, Ersun Yanal'ın koluna girebilir, omuzuna elinizi atabilir, boynuna sarılabilirsiniz. Fatih Terim'e ise dokunan yanar.

 

DENİZ SEKİ OLAYINDA GÜLMEKTEN ÖLDÜĞÜM AYRINTI

Spor yazacağım dedim ama Deniz Seki yazmazsam olmaz.

Medya seni ararken. Polis seni ararken. Sen tut bu ikisinin burnunun dibinden çık.

Hadi o neyse. Meğer Deniz Seki polisten kaçmayı saçlarını boyayarak ve gözlük takarak başarmış!

İnsanın "Aloooo! Kadın benden, senden kaçmıyor, polisten kaçıyor. Polis de halâ saç rengine bakarak kaçak arıyorsa vay halimize" diyesi geliyor.

Amerika'yı Müslümanların keşfettiği ülkede. Komedi tam gaz.

 

AKLIMDA KALAN

Kaleci Volkan sahayı terk edince yaşadığım rahatlama hissi: "Ohh" dedim, "nihayet bu ülkede başka kaleciler olduğunu da göreceğiz." Volkan kendini sahadan atmasa, yüz yıl onu kimsenin sahadan atacağı yoktu. Milli takımlara sporcu seçerken tek kriter iyi oynamaları olmamalı. İyi insan olmak, sporcu ahlakına sahip olmak da oyun kadar önemli olmalı. Türk sporu bu denli başıboş olunca ilke, etik de unutuluyor haliyle. Volkan sahayı terk edince. Yalvar yakar geri çağrıldı. Kavga dövüş tekrar gitti. Futbol Federasyonu, futbol direktörü yaptığı Fatih Terim'i çağırmadan. Beklemeden. Volkan'ı milli takımdan men etti. Yıllardır süren hoyratlık bir rezalet nedeniyle de olsa sona ermiş oldu. Böylece; bu ülkedeki pırıl pırıl, yetenekli genç kaleciler için de bir umut doğdu. Keşke milli takımın yarısı maç öncesinde sahayı terk etseydi...


Etiketler; #tam #dayaklık

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.