Tolga Zengin Şike Sürecinde Kimi Örnek Aldığını Açıkladı

Trabzonspor'un kaptanı Tolga Zengin, hayatıyla ilgili herşeyi anlattı...

Tolga Zengin Şike Sürecinde Kimi Örnek Aldığını Açıkladı

Trabzonspor sevgisi doğuştan gelen Tolga Zengin 1998 yılında minik bir sporcu olarak girdiği kulüpte kaptanlığa kadar yükselmeyi başardı.
 
Şampiyonluk yazısının en fazla kızıştığı 2010-2011 sezonunda omuzlarına yüklenen sorumluluğu başarı ile taşıyan ve diğer yetenekli kaleci Onur ile birlikte A Milli takıma davet edilen Tolga futbolda olduğu kadar sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle ön plana çıkıyor.2 yıl önce kimsesiz çocuklar için başlatılan “Bordo-Mavi Kalpler”projesinin mimarlarından olan deneyimli futbolcu bu kez de lösemili çocuklara katkı sağlamak için kolları sıvamış durumda.Trabzonspor dergisinin Mayıs ayı sayısına lösemi hastası minik taraftar Ahmed’le objektif karşısına çıktı.Tolga verdiği röportajda toplumun bu hastalığa duyarlı olması gerektiğini ısrarla vurguluyor;”Para bir yere kadar yeter.sevgimiz ve desteğimiz hiç eksik olmasın”dedi.
 
Şanlı olduğunu düşünür müsün hiç?
 
Şansa asla inanmam ama kısmete inanırım.Hayattahiçbir şey tesadüf değildir.Kısmetli olduğuma inanırım.Çok güzel bir eşe ve oğla sahibim.Allah’a şükür beni bu noktalara getiren bir ailem var.Dostlarım var. Her şeyden önemlisi taraftarı olduğum takımın kaptanıyım.İşimi de iyi yaptığımı düşünüyorum.
 
İlkokulda elektroniğe meraklı bir arkadaşın elektrik mühendisi olmuş.Sen kaleci olmasaydın elektrik mühendisi olur muydun?
 
Elektroniğe bir ilgim vardı ama ben daha çok mikroskoba meraklıydım.İlkokulda 3 tane mikroskobum vardı.Bundan dolayı belki doktor olabilirdim.
 
İdmanlar nedeniyle okulu aksattığın oluyor muydu? Okulu aksatmak seni üzüyor muydu?
 
Çok güzel bir öğrencilik hayatım oldu.Lise son sınıftayken devamsızlık 10 güne inmişti. O dönem PAF Takım’da oynuyordum ve hafta içi her gün antrenmanlarımız oluyordu.Anadolu Lisesi’nde okuyordum ve okul sabahtan akşama kadar sürüyordu. Antrenmanlara gidebilmek için okulumu değiştirmek zorunda kaldım.Ama öncesinde futbolu bırakma noktasına geldim. Çünkü okulumu ve arkadaşlarımı çok seviyordum.Hayatımın en güzel günleri orada geçmişti.
 
Bir kaleci olarak evde bir şeyleri kırıp döktünüz mü? Böyle hikayelerin var mı?
 
Ben uslu bir çocuktum.Annem bu konuda çok memnundu. Ancak benim kıramadıklarımı şimdi oğlum Tolgahan kırıyor.
 
Gelişim çağında insan hep bir önceki yaşını beğenmez.Geriye baktığında aklını beğenmediğin oluyor mu?
 
O açıdan bakmamak lazım.İnsan yaşının gereğini yapar.Bazen “Bu kafa şu yaşta bende olsaydı”denir. Buna katılmıyorum. Tabi ki yaptığım hatalar olmuştur ama demek ki bunların olması gerekiyordu.Çok güzel çocukluk ve gençlik yaşadım.
 
Çocuklar seni seviyor.Bunu nasıl başardın?
 
Ekstra bir şey yapmadım.Sadece kendim gibi davrandım. Hiç kimseyi özellikle de hiçbir çocuğu kırmamaya özen gösterdim.Çocukları çok seviyorum,çok temiz ve saflar. Onların sevgisini karşılıksız bırakmamak lazım.Karşılaştığımızda gülümsemeleri,el sallamaları beni çok mutlu ediyor.Bende aynı şekilde karşılık veriyorum.
 
Çocukken Trabzonspor’un kaptanı olacağını hayal eder miydin?Ya da neyi hayal ederdin?
 
İnsanın geldiği ve bulunduğu yerin kıymetini bilmesi gerekir. Ben Trabzonspor maçlarını tribünlerden izleyerek büyüdüm.Babamla birlikte maçlara giderdik. Beni önüne alırdı.Kafama kağıttan Trabzonspor şapkası takardım. Maçları maraton tribününden izlerdik. Stadyuma girebilmek için uzun kuyruklar oluşurdu. Babamın önünde sıranın bize gelmesini sabırsızlıkla beklerdim.Maçı izlemeden önce stadyuma girebilmek için yoğun bir çaba harcardık. Tribünden Trabzonsporlu futbolcuları büyük bir hayranlıkla izlerdim.O yaşta günün birinde Trabzonspor’un kaptanı olacağım aklıma gelmezdi.Bırakın kaptan olmayı,takımın bir parçası olmak bile dünyanın en  büyük hayaliydi benim için.Profosyonel anlamda hayatımda Trabzonspor dışında hiçbir takım olmadı.Futbola başladığım da ise hedefim büyüyünce futbolcu olmak değildi.Sadece ve sadece Trabzonspor’da oynamaktı.1993 yılında İdmanocağı’nda futbola başladım ve 1996 ‘da Trabzonspor’a transfer oldum.Küçükken sürekli A Takımı’nda oynayan futbolcuları izlerdim.Sonra A Takım’a yükseldim. O dönem evimizin bulunduğu sitenin lokali vardı. Oranın duvarlarında Trabzonspor takımının posterleri asılıydı.Kadroda Fatih Tekke,Hüseyin Çimşir gibi futbolcular vardı. Üçüncü kaleciydim ben.Onlarla antrenman yaptığım için kendimi çok şanslı görüyordum.Bundan dolayı insanın nereden geldiğini bilmesi gerekir.Nerden geldiğini ve bulunduğun yere gelmek için neler çektiğini ve neleri feda ettiğini bilirsen orayı daha çok seversin,daha çok sahiplenirsin.
 
Neden kalecilik?
 
Benim yeteneğim belli.Küçük yaşta mahallede oynadığımız maçlarda bile kaleye geçerdim.Ama okulda bana büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında klasik olarak ‘doktor’cevabı verirdim.Şu an baktığımda doktorluğunda zor bir meslek olduğunu görüyorum.Kutsal bir meslek yapıyorlar.Allah yardımcıları oldun.
 
İlk eldivenlerinden bahseder misin?
 
İlk eldivenimi futbola başladığım dönem kulübüm İdmanocağı’ndan almıştım.Şimdiki eldivenleri görünce onlara eldiven demek güç tabi ki. İlk güzel eldivenleri ise annem almıştı bana. Kunduracılarda bir mağazadan Ake marka eldiven almıştık. Onları asla unutamam.O dönem öyle bir eldivene sahip olmak çok önemliydi Memur çocuğuydum. Bütçemizi zorlamasına karşın annem kırmamıştı beni. Futbol kariyerim boyunca annem çok destek olmuştur bana.
 
Babanın futbol oynamana yaklaşımı nasıldı?
 
Babam futbol oynamamı hiç istemiyordu.
 
Şimdi fikri değişti mi?
 
Halen daha bana ”Keşke başka bir meslek seçseydin de bu kadar sıkıntı almasaydın başına.Normal mesai saatleri belli olan bir iş sahibi olsaydın daha iyi olurdu”der. Çünkü biz futbolcular günlük,haftalık yaşayan insanlarız. Babamın fikri hep okuyup iyi bir meslek edinmem yönündeydi.Durum böyle olunca annem hep arada kaldı.Çok kahrımı çekti benim.
 
Bu şartlar altında futbola nasıl devam ettin?
 
Antrenmanlar erken saatte olurdu.Gizli gizli idmana gidip gelirdim.Babam uyuyana kadar dönmüş olurdum. Döndüğümde idman malzemelerim hep çamur olurdu.Annem onları alır,elinde yıkardı.
 
Anıların şimdi seni gülümsetiyor mu?
 
O yıllara dönüp baktığımda hep gülümserim.Çok güzel zamanlar geçirdim.İdman çantam yoktu. Malzemelerimi poşete koyardım. Yavuz Selim Stadı’nın yanındaki büfelerden ekmek arası domates alırdık. Antrenmana çıkmadan yerdik. İdman sonrası ise kıyafetlerimiz çamurdan ağırlaşır ve poşeti yırtardı. Böyle olunca malzemeleri kucağımızda taşırdık.Bu yaşananlar bana çok şey kattı,çok geliştirdi.Bir insanın bir yere gelmesi için yaşaması gereken şeyler bunlar.Aynı zamanda kendini yukarıya taşıması için asla unutmaması gereken detaylar.Unutursan ilerleyemezsin.
 
İlk eldivenlerini saklıyor musun?
 
Saklamadım. Buralara geleceğimi ve onları bir anısı olacağımı düşenemedim.
Futbol kariyerinde anlam taşıdığı için sakladığın eldivenlerin var mı? Sadece Inter maçında giydiğim eldivenleri saklıyorum. Onları saklamamın sebebi de çok eskimiş olmalarıydı.Çünkü benim için önemli olan anıları yaşamaktır.
 
Küçükken çok  korktuğun bir şey var mıydı?
 
Karanlık ve yükseklikten korkarım. Onun dışında bir şey yok.Ben Dere mahallesinde büyüdüm.Zağnos Kalesi’nin üstünde evimiz vardı.Dedemler Dere mahallesinde oturuyordu. Çocukken zamanım hep orda geçiyordu.Orda böcek,fare,kedi,köpek gibi her şey vardı. Her türlü haşerenin içinde büyüdüğüm için korkacağım bir şey yok. Babam soframızdan hiçbir şey eksik etmezdi,ama sonuçta memur çocuğuydum. Şartlarımız sınırlıydı.Şu an oğlumun uzaktan kumandalı arabalarıyla hep ben oynarım. Çünkü küçüklüğümde benim böyle bir arabam olmadı. O zaman oyunlarımız hep sokaktaydı.O günlerime şükrediyorum.Çünkü zengin olsaydık bugün böyle anılara sahip olamazdım. 3 yaşındaki arkadaşlarımla hala görüşüyorum. Onlarla bağım hiç kopmadı. Parayla mutluluk olmuyor. Bu konuyla ilgili olarak Jim Carrey’in güzel bir sözü var;”Parayla mutluluğun olmadığını anlaması için herkesin zengin olmasını istiyorum”diyor.Para sağlık,eğitim ve ailemizin geleceği için bir çok konuda önemlidir ama mutluluk değildir.
 
Trabzonspor kaptanı olmak sana neler hissettiriyor?
 
Büyük bir onur.Hatta bir insanın taşıyabileceği,sahip olacağı en büyük onur diyebilirim. Bu kaptanlık bandını Dozer Cemil,Şenol Güneş,Ünal Karaman,Hami Mandıralı,Fatih Tekke,Hüseyin Cimşir gibi isimler taşıdı.Onlardan sonra kaptan olmak benim için bir gurur kaynağı.
 
Ünlü eski kaleci Rinat Dassaev’e benzetiliyor musun?
 
Dassaev’in görüntülerini izledim.Çok büyük bir kaleciydi. Bana göre kalecilikte çığır açan biriydi. İlk olarak 2008 yılında Avrupa Şampiyonası’ndaFatih Terim söylemişti benzediğimi. Stilimiz birbirine benziyor ama o çok büyük bir kaleciydi.
Genel olarak taraftarlarda şöyle bir kanı var.Onur ve Tolga gibi iki büyük yeteneğin birbirinin yedeğide kalması üzüntü verici.Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

Aramızda oynayıp oynamamakla alakalı bir sıkıntı yok. Tabi ki her kaleci oynamak ister ama neticesinde oynayan arkadaşıma da saygım var. Ben oynarken de Onur aynı düşünce içerisindeydi. Biz her zaman birbirimize destek olduk,destek olmaya da devam edeceğiz.
 
Kaleci kazağındaki favori rengin?
 
Siyah.Bunun belli bir nedeni yok.Sadece severim.Kahverengini de severim ama o renk kaleci kazağı değil.
 
Şampiyonlar Lig’inde ilk haftanın oyuncusu seçilmek nasıl bir duyguydu?
 
Şampiyonlar Ligi futbolun en üst noktası. Böyle bir organizasyonda haftanın oyuncusu seçilmek gurur verici.
 
Bilbao ve Inter maçlarındaki performanslarınla akıllara yer ettin.Arkaya dönüp baktığında unutamayacağın maç hangisi?
 
Oynayıp oynamamam çok önemli değil. Urfa’da ki Türkiye Kupası finali çok anlamlı ve çok güzeldi. Önce yenik duruma düştük, sonrasında maçı çevirdik. Atmosfer süperdi. Onun dışında Inter maçını unutamam. Bunun dışında Lille ile oynadığımız maç bana göre Trabzonspor tarihi için önemli müsabakaydı.Inter son dakikada gol yemese biz tarihinde ilk kez bir üst tura çıkacaktık.Ama nasip olmadı. Ayrıca 2010-2011 sezonunda oynadığımız tüm maçlar anlamlıydı.
 
Büyük kaleci olmanın yolu,as kalecinin sakatlanmasından mı geçiyor?
 
Bence nasip işi. Bazen sakatlık sebep olur,Bazen kart cezası. Allah hiçbir zaman başka birinin sakatlanmasından bana kapı açmasın. Bunu hiç istemem.Sen iyiysen mutlaka aradığın şansı elde edersin zaten.
 
Taraftar daha çok altyapıdan yetişen futbolcu istemesi ve altyapıdan çıkan oyunculara yeterince tahammül edememesi tezadına nasıl bakıyorsun?
 
Trabzonlu olunca taraftarların nazları daha çok bize geçiyor sanırım.Bizim taraftarımız aniden parlar ama sonrasında alır evine götürür yedirir içirir. Yapımız belli. Bunun dışında taraftarlarımızın bazı şeyleri anlaması gerekiyor. Mesela benim ne kadar Trabzonlu olduğumu,kulübümü ne kadar sevdiğimi insanların anlaması için burnumun kırılması mı gerekiyordu? Zeki Yavru’nun Trabzonsporluluğunu ölçmek için kafasının çatlaması mı lazımdı? Mustafa Ve Abdullah için de aynı durum geçerli. Taraftarımız bilmeli ki kendileri ne kadar Trabzonspor’u seviyorsa biz de en az onlar kadar Trabzonspor’u seviyoruz. Bizim takımımız bu. Biz maddi anlamda İstanbul takımlarıyla yarışamayız. Bu nedenle kendi değerlerimizi üretmeliyiz. Şampiyon olan bir kadroda Trabzonlu olmazsa bundan insanlar hoşnut olacak mı? Tabi kadro içinde bir Trabzonlu kadar Trabzonspor’u sahiplenmiş insanlar var. Bu tarz insanlarda olacak bu takımın içinde. Sadece Trabzonlulardan kadro oluşsun demiyorum ama kadroda bu yörenin çocukları olmalı. Trabzonspor isek bir başkaldırsak eğer Trabzonlu olacak. Efsane kadrolara baktığımızda başarıların o ruhla yakalandığını görüyoruz. Kendi futbolcumuza karşı anlayışlı olmalıyız. Onu da geçtim diğer futbolcularla eşit tutulmalıyız. Öyle oluyor ki buradan ücretsiz başka takımlara giden futbolcuları sonra büyük paralar vererek geri alıyoruz.Ne gerek var?
 
Trabzonspor’un kaptanı ve önemli futbolcularından birisin.Geçmişe dönsek Trabzonspor’un efsane futbolcularından biri olmak isteseydin kim olurdun?

Kesinlikle Dozer Cemil olmak isterdim. Eşinin bileziklerini satıp takımın deplasman masraflarını karşılamış.Onun dışında Şenol Güneş olmak isterdim.Şenol Hoca bu takımla birlikte büyük başarılar elde etti.
 
Trabzonspor tarihinde seni en çok etkileyen olaylar hangileri?
 
İlki Cemil Usta’yla ilgili biraz önce bahsettiğim olay.Sonrasında 2010-2011 sezonunda elde ettiğimiz şampiyonluğu ve Şampiyonlar Lig’inde elde ettiğimiz başarıyla topladığımız puanı söyleyebilirim.ayrıca takımımızın Anadolu’nun ilk şampiyonu olması çok önemli.
 
Bugüne hızlı bir dönüş yapalım
 
Bu sezon bizim için kötü geçti. Hatta hatırlamaz istemeyeceğimiz bir yıl oldu.Amacımız bu yılı çıkabileceğimiz en üst noktada tamamlamak ve kupayı kazanmak. Önümüzdeki sene ise bu sezondan ders çıkarıp başarılı işlere imza atmak istiyoruz.Bu sezon taraftarlarımızı çok üzdük. Her şeyden önce Trabzonspor’un hak etmediği bir pozisyondayız. Bunun özrü olmaz.
 
Yanlış giden neydi?

 Bu çok geniş bir konu. Oyuncular olarak hatayı kendimizde aramalıyız. Çünkü ne olursa olsun bu kadro daha iyi işler yapabilecek kapasitede. İlk sorumlu biziz. Bu ülkede insanlar 700 TL aylıkla aile geçindiriyor.Biz ise büyük paralar kazanıyoruz.Bunun karşılığını vermemiz lazım. Bu sezon en büyük sıkıntımız özgüvenimizi kaybetmemiz oldu. Hedefsiz kalmak sıkıntıya yol açtı.
 
Senin bunun kırıldı.Burak’ın ve Umut’un başı yarıldı.Her maç ardından kolbastı oynandı.2010-2011 sezonundaki şampiyonluğu özetler misin bize?
 
Müthiş bir sezondu. Heyecanı son dakika da atılan golleri,yapılan fedakarlıkları,kısaca her şey çok güzeldi.O sezonla ilgili yaşananlar ortada artık bunları da çok konuşmanın bir anlamı kalmadı. O sezonu özetlemek mümkün değil. Yaşanması gerekiyordu.Allah bana bunu yaşamayı nasip etti.Üzüldüğümüz anlarda oldu ama Allah’a şükür ki onurlu ve gururlu bir mücadele verdik. Ama maalesef bazı şeyleri aşamıyorsunuz. Saha da her türlü zorluğu aştık ama masa başında aşamadık. Burnum 3 erinden kırıldı.Sorun değil yine  kırılsın. Burnum kırıldıktan sonra ki maça maskeyle çıktım 15 dakikada görüşümü engellediği için çıkarmak zorunda kaldım. Doktor maskeyi çıkarmamamı söyledi ama çıkardım. Burun düzelir de Eskişehirspor maçı sonrası yaşamını yitiren taraftarımız Mustafa abi geri gelmez.
 
Eskişehirspor maçında Mustafa abi için oynadınız ve kazandınız.O maçın öyküsünü anlatır mısın?
 
Başta da dediğim gibi şansa inanmam her şey kısmettir. Bize de böyle bir maç nasip oldu. Belki bu maç Mustafa abiyi geri getirmez ama en azından ailesine bir armağan oldu. Maç öncesi taraftarlarımız bana ulaşıp durumu anlattılar. Ben de bu konuyu biliyordum zaten. Sonrasında Mustafa abinin fotoğrafını oyuncu arkadaşlarıma gösterdim. O maçı kazanmamız için çok sebep vardı ama Mustafa abiden öte bir sebep yoktu. Oyuncu arkadaşlarımda benim gibi düşündü. Galibiyeti de Mustafa abiye armağan ettik.
 
Kaybettiğimiz taraftarlarımız için neler söylersin?
 
Mustafa abi olsun 95,96 sezonunda oynayan Fenerbahçe maçı sonrası intihar eden Mehmet abi olsun 15,01,1992 yılında Samsun’da oynayan Beşiktaş-Trabzonspor maçına giderken trafik kazasında hayatlarını kaybeden taraftarlarımız ve 17,04,1997 yılında Kocaelispor ile Trabzonspor arasında oynayan Türkiye Kupası maçı dönüşü Ankara Kızılcahamam’da geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybeden taraftarlarımız olsun,hepsi Trabzonspor için canını verdi.Trabzonspor’u Trabzonspor yapan bu insanlardır.Sevgilerinin karşılığı yoktur.Bu insanları unutmamamız ve unutturmamamız lazım. Tüm taraftarlarımızın vefatı bizleri üzmüştür, ancak Mustafa abininki trajik bir olaydır. Ama mezarında rahat uyuduğunu düşünüyorum. Bu işleri yapanlar,aracı olanlar,çanak tutanlar,aklayanlar hepsini geçtim bu işe sessiz kalanların yatacak yeri yok.”Haksızlık karşısında sessiz kalanlar dilsiz şeytan gibidir”diye hadis var. Öbür dünyada ne yapacaksınız.
 
Trabzonspor birliktelik sağlayan bir camia görüntüsü verebiliyor mu?
 
Doğruyu söylemek gerekirse veremiyor.Trabzonlularda şöyle bir özellik var. Hepimiz baş olmak istiyoruz.Vücudu sadece baş idare etmiyor.Kalp olacak,kol olacak,bacak olacak.Şike sürecinde çok daha etkili,ses getirebilecek eylemler yapabilirdik. Çok bilinçli taraftarlarımız var. Çok güzel eylemler yaptılar.Ama daha çok katılım olmalıydı.Hz.İbrahim ateşe atıldığında karınca su taşıdı.Belki ateşi söndüremedi ama kıblesi,tarafı belli oldu. İçimizde birlikteliği sağlarsak kimse bizi yıkamaz.

Futbol kirlendi mi?
 
Bana göre futbol geçmişten beri kirliydi ama bu kadar insanların gözüne sokularak yapılmamıştı bu çirkinlikler. Acı olan bu zaten. Sonra insanların gözü önünde aklamaya çalışıldı yapılanlar.Birini aklarken başkalarının hayallerini,hayatlarını çalıyorsun. Tek taraflı düşünmemek lazım. Bu kadar olmaz.Deliller ortada. Futbolun cezası yine futbolla verilmeli.Kimsenin hapis yatmasını istemem. Futbolla ilgili hata yapanı örneğin ömür boyu men edeceksin. Ama bu kuralları koyanlarda aynı insanlar.Kurallara uymayınca kurallar insanlara uyduruldu.
 
Biraz da futbolun dışına çıkalım.Seni bir çok sosyal sorumluluk projesinde gördük.Bunlara neden önem veriyorsun?
 
Kazandığımız her kuruşta,yediğimiz her lokmada bir çok kişinin hakkı var. Yemek yerken yanıma kedi gelse ona da payını veririm. Kimsesi çocuklar için Bordo-Mavi Kalpler projesi başlattık. 2 yıldır devam ediyor. Bu dünyada hiçbir şeyin garantisi yok. Bizim çocuğumuzun da başına gelebilir. Bizde öyle olabilirdik. O çocukların yanında olmalıyız. Paradan çok sevgi istiyorlar. Küçükken televizyonda evsiz birini görsem üzülürdüm,ağlardım ve Allah’a “Ne olur bana büyük para ver de bu tarz insanlara yardım edeyim”diye dua ederdim. Şükür ki şu an insanlara yardım ediyorum.
 
Annen nasıl?
 
Çok zor günler geçirdik. Başımıza hiç gelmeyen bir olaydı. Annemin ilk hastalığını Bursaspor maçı kampı için tesislere geldiğimde babamdan öğrendim. Ağlaya ağlaya odama çıktım. 1 saat sonra da antrenmana katıldım. Antrenman sonsa da annemi ziyaret edip tesislere geri döndüm. Keza annem İstanbul’da ameliyat olurken biz Antalyaspor maçını oynuyorduk. Takımla birlikte olduğum için annemin yanına gidemedim. Maç sonrası yoğun bakımda ziyaret ettim. Bir süre sonra hastalığı yeniden nüksetti. Bu benim için son derece üzücü bir gelişmeydi. Sonrasında takımla birlikte maçlara çıktım ama Milli Takım’dan izin aldım. Sağ olsunlar hocalarım izin verdi. Şu an tedavi çok iyi gidiyor. Annem çok güçlü bir kadın inşallah bu günleri atlayacağız.

Lösemili çocuklar ve bu konuda toplum hassasiyeti için neler söylersin?
 
Bu çocuklar hepimizin bu çocuklar. Bu tip hastalıklar ne yazık ki insanlara büyük maddi külfet yüklüyor.Bu nedenle aileler maddi anlamda büyük güçlükler yaşıyorlar.LÖSEV ve benzeri dernekler elimizden geldiğince katkı sağlamamız gerekiyor.Ya da çevremizde bu hastalıkla mücadele edenlere yardımcı olmalıyız. Her şey bir yana manevi destek sağlamalıyız. Hastalık herkesin başına gelebilir. Başa gelince anlıyorsunuz. Aileler için daha çok zor oluyor. Ben bu konularda hep hassastım.Annen sonrası daha da hassalaştım.Paran pulun olsa da yetmiyor.
 
Trabzon’da lösemili çocuklar için hastane yapılması isteniyor.Bu konuda neler söylersin ve böyle bir organizasyon başlatılması durumunda işin ucundan tutar mısın?
 
Bizim üzerimize ne düşerse yaparız. Trabzon’a lösemi hastanesi yapılması gerekiyor. Aileler zor şartlar altında başka şehirlere gidiyorlar. Bu hastanenin yapılması çok önemli. Bölgemizde kanser hastalığı yüksek oranda görülüyor. Geçmişte yaşanan Çernobil faciası ve sonrasında alınmayan önlemler bu sonucu doğurdu. Yetkililerin gereken adımı atacağına inanıyorum.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.