Zeyyat Kafkas Suskunluğunu Bozdu

Nuri Albayrak yönetiminin Basın Sözcüsü Zeyyat Kafkas'a yönelttiğimiz sorulara dobra dobra cevaplar aldık...

Zeyyat Kafkas Suskunluğunu Bozdu

Uzun süredir medyadan uzak kalan, şike sürecinde de çok fazla ekranlarda görünmeyen Zeyyat Kafkas, "siz aslında temsil kabiliyeti yüksek nadir yöneticilerimizden birisisiniz, neden sessiz kalıyorsunuz" sitemimiz üzerine, uzun, derin, anlamlı ve etkili bir söyleşi yaptık.

Fenerbahçe’den "şikebahçe" diye söz eden Kafkas, yönetimden siyasilere, taraftardan yerel basına bir çok konuda sorduğumuz sorulara içtenlikle cevap verdi.

2010-2011 sezonu şampiyonu size göre kimdir?


Bu sorunun cevabı net. Kanaatimce, tüm Türkiye hatta tüm futbol camiası da biliyor ki;

2010-2011 yılı şampiyonu Trabzonspor’dur.

Trabzonspor hak ettiği kupayı neden alamıyor? Dış unsurlar ve iç unsurlar size göre nelerdir?

Konu Trabzonspor olunca kenetlenmemiz gerektiğini, hangi siyasi partiye mensup olursak olalım duruşumuzu ortaya koymamız gerektiğini maalesef bilemiyoruz. Ya da menfaatler gereği sessiz kalıyoruz.

Örneğin ; Sadri Bey yönetiminin  4 yıla yakın gösterdiği performans değerlendirildiğinde   eleştirileriniz olabilir  ama konu şike davası olduğunda sonuna kadar yanında olunmalı ve savunulmalıdır. Zira bu kişilerin değil, Trabzonspor’un meselesidir ve koca bir camianın hakkı gasp edilmektedir. Ama maalesef bu süreçte yeterli desteği veremediğimizi ve bütünlüğü sağlayamadığımızı düşünmekteyim. Bu konuda sınıfı geçen sadece taraftarlarımız ve onları gündeme taşıyan yerel medyamızdır.

Sizce Trabzonspor Lobisi diye bir şey var mı?  Önceden var mıydı? Bugün camia olarak bir baskı ya da tepki unsuru oluşturamamızın sebebi nedir?

Bir araya gelinebildiğinde bizi bile şaşırtabilecek bir lobimiz var tabiî ki. Ama bunu harekete geçirebilmek önemli. Söylediğim  gibi kişisel menfaatler ve ilişkiler Trabzonspor’u savunabilmenin önüne geçmiştir. Bunu özellikle siyasilerde görüyoruz. Bence Trabzonspor’un hakkının iadesi için siyasi iktidarın duruşu çok önemlidir. Aslında hak, hukuk ve adalet imtihanı için bir fırsattı bu süreç . Ama maalesef burada iki spor camiası var ve hangisinin taraftarı fazla ise tüm siyasiler o tarafa şirin gözükmek için gerçekleri söylemiyorlar, hukuku işletip hakkı teslim edemiyorlar. İnanın ülkem adına utanıyorum. Burada mağdur Trabzonspor camiasıdır ama kaybeden Türkiye Cumhuriyeti’dir. Birden fazla kul hakkı yeme durumu söz konusudur ki, gerisini siz düşünün.

Şike sürecinde mağdur olmamızda Sadri Şener ve yönetiminin hataları sizce nelerdir?

Başlangıçta süreci iyi yönetemediler. Ama kabul etmek lazım ki,sanık olmanın verdiği psikoloji içersinde, her şeyin mükemmel yürütülmesini de bekleyemezsiniz. Kanımca sonrasında süreç iyi yönetildi ve bugün kamuoyunun büyük bir çoğunluğu FB’nin şike yaptığına adı gibi emin.

Yönetimin en büyük yanlışı ;  TFF seçimlerinde mevcut başkanı desteklerken , adaletin tecelli edeceği sözünü ve garantisini almamasıydı. Böyle konular lafta olmaz. Oysa rakibimiz, yani şikeciler CAS’ daki davayı geri alma kozunu   inanılmaz iyi kullandılar ve istediklerini aldılar.

Sizin döneminizde yaşanmış olsaydı, nasıl bir yol izlerdiniz?

Sanırım 9 puan öndeyken devre arası transferinde gerekirse 10 milyon TL borçlanıp nokta transferle ikinci devreye başlardık  ve böylece  ne şikeleri, ne de güçleri bizi yolumuzdan edemezdi. Yani eldeki o avantajı  iyi değerlendirmek gerekirdi diye düşünüyorum. Düşünün 9 puan farkla şampiyonluğun en büyük adayısınız ve gidip yanlış hatırlamıyorsam Brozek kardeşleri  ve Gençlerbirliği’nden Mehmet Çakır’ı  transfer ediyorsunuz. Halbuki bu fırsatı yakalamışken Şampiyonlar Ligi gelirini de düşünerek  gerçek bir yıldızı kadroya katmalıydık.

Şu an baktığınızda, iyi ki bizim dönemimizde böyle bir sorun olmadı mı dersiniz, yoksa keşke bu mücadeleyi veren ekipte yer alsaydım mı dersiniz? Sadri Şener yönetimi için bu kriz bir şanssızlık mı yoksa bir fırsat mıdır?


Ben Trabzonsporluyum. Benim rahmetli babam bu kulübü 1966 yılında kuran ekipte mücadele vermiştir. Benim  dönemim, senin dönemin, vs bunlar yanlış cümleler. İçerdeyken nasıl Trabzonsporluysak, dışarıdayken de aynı olmalıyız. Neticede her dönemde görev yapan arkadaşlarla istişare yapabiliyoruz ve düşünceleri paylaşabiliyoruz. Dolayısıyla süreç camianın yaşadığı bir süreçtir ve bunun görevdekiler ve dışarıdakiler diye ayrıştırılmasını doğru bulmadığım gibi camiayı da hedeften uzaklaştıracağını düşünüyorum. Ben kendimi hiçbir zaman bu mücadelenin dışında görmedim.

26 yıl aradan sonra gelen bir şampiyonluk ve gelmeyen bir kupamız var. Sizce kupa nihayetinde gelecek mi ? Yoksa şikenin üzerini kapatmak isteyen güçler muvaffak mı olacak?


Bence kupa gelecek ama en kötü ihtimalle şikeciden geri alınacak ve lig tescil edilmeden

tarihteki yerini alacak. Burada konu kupanın gelmesi ya da gelmemesi değil. Ben bir hukuk devletinde yaşadığımı düşünüyorum ve ‘’üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü’’olduğunun gösterilmesini bekliyorum. Bir siyasi kimliğim olmamasına rağmen bu düşüncelerim doğrultusunda Anayasa değişikliğine evet demiş bir vatandaşım ben.

Haksızlığa her zaman büyük tepkiler veren Trabzonspor taraftarları nasıl bu kadar tepkisizleştirildi? Taraftarımız neden tepki koyamıyor?

Bence yine doğru tepkiyi taraftarlarımız veriyor. Burada sayısal çoğunluk çok önemli değil,önemli olan eylemdir. Aylardır bu süreçte en iyi tepkiyi taraftarlarımız verdi ve yerel basın da buna sahip çıkarak destek oldu kanaatindeyim.

Trabzonsporlular ayırt etmeksizin, siyasi partilere tepkili. Bunu nasıl değerlendirirsiniz? Siyasi irade, Türk Futbolunun marka değerini mi, yoksa oy potansiyellerini mi korumaya çalışıyor?

Söylediğim  gibi bu sürecin kaybedeni iktidar ve ana muhalefet partileridir. Marka değerini  boşverdim, bu zamanla yeniden yaratılır, esas kaybedilen hukuka olan inançtır. Hukukun ve adaletin olmadığı bir toplumda  hep marka olsan neye yarar.

“Fenerbahçe’yi küme düşüren başkan olmak istemem” diyen Mehmet Ali Aydınlar ve 5 yıl Avrupa’ya gitmeyiz diyen Yıldırım Demirören. Federasyon başkanlarımız için neler söylersiniz?

Sadri Bey yönetiminin yaptığı en önemli hata , TFF  seçimlerinde basiretsiz başkanları desteklemek olmuştur.  Bu konuda tek alkışı hak edense TFF Disiplin Kurulu’ndan istifa eden Av.Yusuf Reha ALP’dir.

Sadri Şener yalnız kaldığını her fırsatta dile getiriyor. Haklı mı?  Mehmet Ali Yılmaz gibi, bir çok etkili isim, bizden kimse yardım istemedi diyor. Sadri Şener, “Tek Adam”ı  oynadığı için mi yalnız kaldı?


İşte anlam veremediğim şey de bu zaten,  isimlere bakın ; Sadri Şener,Mehmet Ali Yılmaz,Faruk Nafız Özak, Nuri Albayrak,……….bu isimlere daha ne güçleri ekleyebiliriz.Ama bunlar her daim Türkiye gündemini değiştirebilecek kişiler. Nasıl bir araya gelip de ortalığı toz duman ederek hakkımızı söke söke almazlar anlamış değilim. Sadri Bey’in “tek adamlığı “ kendi yönetiminde söker. Trabzonspor gibi bir camiada tek adamlığa soyunmayacak kadar zekidir Başkanımız.

Burada Sadri Bey’in davet etmesine gerek var mı?   Tabiki davet etse, ziyaret etse çok daha anlamlı ve doğru olurdu. Ama bunları yapmamış olması kulübümüz için bir araya gelip birlik olmamızı engellememeli. ?   Kaldı ki Sadri Bey bu süreçte mağdur olan kişilerden bir tanesi.

Şenol Güneş’in bu süreçte bir çok etkili sözleri oldu. Şenol Güneş’e ayrı bir parantez açarsak neler söylersiniz? Söylemleriyle yöneticilik, hatta Başkanlık yaptı diyebilir miyiz?


Biz kendisinden hocalık yapmasını ve teknik konularda inisiyatif almasını bekliyoruz, başkanlık ya da yöneticilik yapmasını değil.  Şenol hocamız sadece sahada kalmalı ve enerjisini takıma vermeli. Transferlerde sorumluluk almalı ve kararlı olmalıdır. Ama özellikle son bir yıldır bakıldığında daha çok bir siyasetçi görünümünde ve tarzında. Bana göre Türkiye’nin en önemli iki teknik adamından birisidir ve en başarılısıdır.Fakat kriz yönetmekteki  ve sorumluluk almadaki görüntüsü kendisi adına üzüntü vericidir.

Trabzonspor yöneticilerinin çok pasif kaldığını görüyoruz. Taraftarlar sadece 2 yöneticinin ismini ezbere biliyor. Bugünkü yöneticiler sizce yeterli mi? Eksik nerede?

Ben değerlendirmemi kişinin ya da kişilerin artıları ve eksilerine bakarak yaparım. Şayet artıları fazla ise bana göre başarılıdır. Bu anlamda Sadri Beyi değerlendirdiğimde başarısız demem haksızlık olur. Ama maalesef ekip olma adına çok başarısızlar. Bireysel olarak bakıldığında kaliteli insanlar var ama takım oyunu oynayıp  ekip olamıyorlar. Halbuki unutmamaları gereken tek şey;  kişilerin değil Trabzonspor’un adamı olmaları gerektiğidir.

Bu sorun maalesef her dönemde yaşanıyor ve bunun tek çözümü TS yönetimlerinin 9 kişiden fazla olmaması ve kulübün profesyonel bir kadro ile yönetilmesidir. Küçük bir örnek verirsek;

Ben kendi şirketimde yıllık 5 milyon Tl. ciroyu finans olarak yönetmek için mali müşavirle çalışıyorum. Ama TS yönetimine girince, hadi gel sen ‘’ genel sayman ‘’sın deniyor ve 150 milyonu yönetmeye talip olabiliyorum. Böyle bir şey olabilir mi?

Yöneticiler kulübü temsil etmeli ve kaynak yaratmalı, profesyoneller de kulübün finansını, sekreteryasını, medyasını, personel yapısını ,futbol şubesini, altyapısını ,vs yönetmeli.

Trabzonspor yöneticisinin vasıfları neler olmalı?


Camiayı temsil edebilecek bilgi ve beceriye sahip olmalı. Ülke konjonktüründe kulübe kaynak yaratacak ilişkileri bulunmalı. Yöneticilikte kurumsallığa inanmalı ve uygulayabilmeli.

Ama en önemlisi ‘’ egolarından arınmış’’ bir kişiliğe sahip olmalıdır.

Yöneticilerin katkıları nelerdir? Trabzonspor bu anlamda yeterli katkıyı alabiliyor mu yöneticilerinden?

Dediğim gibi yöneticiler sponsorlar bulacak ilişkilere sahip olmalı, kulübe kaynak yaratabilecek projelere ulaşabilmeli. Ulusal medyada camiayı temsil edebilecek ilişkileri olmalı. Trabzonspor her dönemde yöneticilerinden belli katkılar almıştır, bunların yeterliliği önemlidir.

Trabzonspor’un şike sürecinde avukatları sizce yeterli miydi?  Sorulacak her şey soruldu mu?


Camiamızda önemli hukukçularımız var. Bu soruya onların yanıt vermesi lazım. Ama şunu net ifade etmeliyim ki; kulübün ücretli avukatı olmadığı halde tüm davaları takip edip kulübümüzün yanında mücadele vermiş Trabzonlu avukat arkadaşlarımız olması son derece memnuniyet vericidir.

Yerel basın için neler söylersiniz?


Bir birlikteliğin gerektiği yer de yerel basındır zaten. Bu süreçte genel anlamda başarılı olunmuştur, hatta bir çok konu yerel basın sayesinde, ulusal basının gündemine taşınmıştır. Bunda da TSYD Trabzon Şubesi sürecin gündemde kalması konusunda gereken hassasiyeti göstererek başarılı olmuştur.

Sizce “DOĞUŞ OTOMOTİV”den alınan 12 otomobile gelen tepkiler üzerine yapılan “O iş başka, ticaret başka” açıklaması yerinde midir? Yoksa bunlar Trabzonspor’a atılan goller midir?

Doğuş Otomotiv markalarıyla yıllardır Trabzonspor’a sponsor olarak katkı veriyor. Bence de bu iş ticari bir çalışmadır ve arz talep meselesidir. En önemlisi konu Trabzonspor menfaatinedir. Şike sürecinde ortaya çıkan bir konu değildir. Uzun yıllardır oyuncularımızın, teknik kadromuzun ve kulüp idaresinin araçları bu firmanın sponsorluğuyla sağlanıyor. Buna tepki veren insanların aynı gurubun bankasından da içeri girmemeleri gerekiyor. Ama gerçekte şehrin en fazla işlem hacmi olan bankası konumunda. Hatta günlük hayatımızda kullandığımız bir çok tüketim malının  tedarikçisi, şikebahçede yöneticilik yapmış ya da kongre üyesi olabilir. İşin bu boyutuna inersek sapla samanı karıştırmış oluruz. Bu konu Trabzonspor’a atılmış bir gol olamaz. Zira kulübümüz ekonomik anlamda ciddi bir kazanç sağlamıştır.

Trabzonspor, o sezondan sonra, sahada sonuçları bakımından çok kötü bir sezon geçirdi. Sahada güçlü olamamak , bu süreci aleyhimize çevirdi mi?

Çok etkisi olmuştur diye düşünmüyorum. Sonuçta rakibimiz şikebahçe de çok başarılı bir süreç yaşamadı.  Sürecin aleyhimize olması tamamen bir senaryonun ürünüdür, yazıldı ve oynandı. Nelerle mücadele edildiğini bütün camiamız görüyor. Sonuçta ülkemiz insanları, taraflı tarafsız herkes, vicdanlarında Trabzonspor’un 2010-2011 sezonu şampiyonu olduğunu biliyor. Ben bunu İstanbul’da yaşayan bir çok arkadaşımdan duydum. İçlerinde FB, BJK ve GS taraftarı olanlar da var. Ama gerçek şu ki Türk halkı 3 Temmuz sonrası yaşanan süreç nedeniyle futboldan soğumuştur.

“Kişiler  ve kurumlar ayrılmalı” sözü için neler söylersiniz?

Güzel bir fikir bu. 2013-2014 sezonunda uygulanması için bir kanun hazırlığına başlansın hemen. Ben şahsen bir birey olarak destekliyorum. Ama 2010-2011 sezonu için söyleyeceğim tek söz var; “Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye…”

Yöneticiliğiniz döneminde, yönetiminizin en doğru hamlesi ve en büyük hatası neydi size göre?

Kulübümüzün ekonomik dengesini bozacak transferler yapılmaması ve Akyazı Projesi ilk düşündüğümde aklıma gelenlerdir. Çünkü bu proje sadece Trabzonspor’a değil, yaşadığımız Trabzon şehrine bir nefes aldıracaktır. Kanaatimce genel kurulu 2 ay ertelememiz hataydı ki, ben de ertelenmesine onay verenlerdenim.

Gelecek planlamanızda Trabzonspor ‘un yeri nedir? Sizi tekrar yönetimlerde görebilecek miyiz?


Öncelikle Trabzonspor için nasıl bir gelecek istediğimi anlatayım. Trabzonspor’un bir futbol kulübü değil spor kulübü kimliğine kavuşmuş olması en büyük beklentimdir.  Ayrıca Sinop’tan Batum’a kadar olan bölgeyi içine alacak bir altyapı organizasyonunun yapılması bence büyük önem taşıyor. Benim için şampiyonluk bir projedir ve bunun en önemli  ayağı da altyapı organizasyonudur.

Zamanımın müsait olduğu bir dönemde, birbirlerinin açığını arayan değil , kapatan bir arkadaş grubunun olduğu yönetimde yer alabilirim.Bu yönetim aynı zamanda çok radikal kararlara imza atabilecek , dirayetli bir yönetim olmalı.

Zeyyat Kafkas, yönetime ve taraftara neler önerir?

Yönetim Kurulu, kulübü 2013 Aralık ayındaki olağan genel kurula kadar yönetecek birlikteliği sağlamalı kendi içerisinde. Olası bir olağanüstü genel kurul kulübe zarar verebilir çünkü.

Taraftarlarımız geçmişe göre çok bilinçli ve duyarlı. Benim önerim hoşgörüyü elden bırakmamaları ve her şartta kulübüne sahip çıkmaları olacaktır.

Trabzonspor sizin için ne anlam ifade eder? Trabzonspor’u nasıl tanımlarsınız?

Benim için Trabzonspor çok şey ifade ediyor. Ben Ocak 1967 yılında TS Ziya Bey Sahası’nın karşısındaki Kumbaroğlu apartmanında doğdum ve Ağustos 1967’de de Trabzonspor ikinci kez kuruldu. Küçüklüğüm efsane kadronun içinde geçti ve çok mutlu bir çocukluğum oldu Trabzonspor sayesinde. Nesil olarak çok şanslıyız bütün şampiyonlukları yaşadık.

Trabzonspor’u tek cümleyle tanımlamak isterim;

‘’Trabzonspor toplumsal bir haykırıştır.’’


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kadir Birinci - 4 yıl önce
bu adam çok güzel konuşuyordu. şimdi hasan yener, nevzat şakar ın kırdığı potlar cidden çok canımızı yakıyor. şu adam yönetici olsaydı, bir baransu bir erman toroğlu kadar rahatsız ederdi şikecileri. bence sadri şener alsın yönetime
Avatar
Gürcan B. - 4 yıl önce
zeyyat kafkas iyi bir yöneticiydi. hakkımızı arardı, her tarafa bağlanırdı. şimdi yılda bir konuşuyoruz, ondada kendimizi rezil ediyoruz valla.