banner728

Sadece anıt ağaç değil, ibret vesikası

Aydın’ın Köşk ilçesinde şehrin tam ortasında yer alan bir çınar sadece anıt ağaç olarak değil aynı zamanda ibret vesikası olarak görülüyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlılar tarafından işgal edilen ilçede yaşanan zulmün...

Sadece anıt ağaç değil, ibret vesikası

Aydın’ın Köşk ilçesinde şehrin tam ortasında yer alan bir çınar sadece anıt ağaç olarak değil aynı zamanda ibret vesikası olarak görülüyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlılar tarafından işgal edilen ilçede yaşanan zulmün izleri görenlerin ve duyanların yüreklerini dağlıyor.

Yunan mezaliminin en önemli şahitleri arasında yer alan ve koruma altında olan 5 asırlık tarihi çınarın gövdesine çakılmış demir çengellerde yüzlerce masum insan ayaklarından asılarak çelik yaylarla vücutlarında et kalmayıncaya kadar dövülerek işkence edilerek katlediliyor.

"İşkenceye şahit olan Destina bile aklını yitirdi"

Aydın’ın ünlü tarihçilerinden ve Kurtuluş Savaşı yıllarına ait çeşitli kitapları bulunan Sabahattin Burhan, 1919’lu yıllarda yaşanan bu olayları birinci ağızdan dinlerken ve olayların şahitleri anlatırken çok duygulandığını belirterek, Çınar’ın hikayesinin genç nesle mutlaka aktarılması gerektiğini belirtti. Yıllar önce yaşananlara ilişkin kısa bir yazıyı bu çınara astıklarını ancak daha sonra birileri tarafından o yazının kaldırıldığını belirten Sabahattin Burhan, Yunanlıların yaptığı zulümlere şahit olan Destina adlı bir Rum kadının gördüklerine dayanamayıp daha sonra aklını yitirerek bağıra bağıra öldüğünü aktardı.

Yaklaşık 5 asırlık olduğu düşünülen Köşk ilçesindeki tarihi çınarın gövdesinde yer alan çengellerin ilk olarak Osmanlı döneminde sokak aydınlatmasında kullanılan çırakmaların asılması amacıyla çakıldığını belirten tarihçi Sabahattin Burhan, gelecek nesle aktarılması gereken en önemli miraslardan birinin de tarih olduğunu söyledi. Sadece Köşk’teki ‘Koca Kavak’ olarak bilinen çınarın hikayesinin bile bugünlerin kıymetini bilmek için yeterli olduğunu kaydeden Burhan, “Tarihe tanıklık eden bu çınarın sol tarafında kalan bina o zamanlar Yunan karakolu olarak kullanılırmış. Sağa bakan sokağın karşısındaki ev de Destina adlı bir Rum kadına aitmiş. Yunanlılar çeşitli yerlerden yakalayıp getirdikleri masum insanların üstünü soyar ayaklarından bu çengellere astıktan sonra çelik yaylar ile hem döverler hem de vücutlarındaki etleri kopartırlar yani insanlarımızı inlete inlete katlederlermiş. Diğer bir işkence şekli de yakaladıkları masum halkı çınarın dibine getirip el ve ayaklarını bağlayıp burnunu da sıktıkları kişileri ağzı ile nefes almak istediği sırada ibrikle ciğerlerine su doldururlarmış. ‘Ciğer patlatma’ işkencesi dedikleri bu yöntemle de yüzlerce insanı katletmişler. Bu işkencelere şahit olan kavağın karşısındaki evde oturan Destina adlı Rum kadın Yunanlıların Türklere yaptığı bu zulme şahit ola ola aklını kaçırmış. Ölünceye kadar Köşk’ten ayrılmamış” diye konuştu.

Olayı canlı şahitlerinden dinleme fırsatı bulduğunu belirten yazar Sabahattin Burhan, işkencenin işgal yıllarında her gün yaşandığını belirtti.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER