Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu Trabzonspor Dergisine açıklamalarda bulundu.

Göreve gelişleri ve sonrasında yaşanan süreçleri anlatan Ağaoğlu, kulübe kendisini borçlu hissettiğini söyledi.

Trabzonspor'un kuruluş tarihinin 1921 yılına çekilip çekilmeyeceği sorusunu da cevaplandıran Ağaoğlu "

Başkanım, Trabzonspor’da çok da kolay denemeyecek bir dönemde başkanlık görevini üstlendiniz. Öte yandan, ‘Başarı herkese aittir, ama başarısızlık olduğunda bedelini başkanlar öder’ diyerek bulunduğunuz pozisyonun zorluğunu başından beri hep dile getirdiniz. Sizi bu zorlu sınava cesaret ettiren temel motivasyon neydi? 

Çok sıkıntılı bir dönemdi. Kulübün içinde bulunduğu durumdan dolayı kimsenin o yükün altına girmeyeceği gibi bir izlenim oluşturulmuştu kamuoyunda. Ama yapısı itibarıyla Trabzonspor’a baktığınız zaman, hiçbir şekilde böyle bir algıyı hak edecek bir kulüp değil. Trabzonspor hangi şartlar altında olursa olsun her türlü türbülansın içinden çıkabilecek dinamiklere sahip. Ben bunu bildiğim, buna inandığım için göreve geldim. Neticede bugün gelmiş olduğumuz noktaya bakarsak haksız olduğum söylenemez. Yola çıkışım böyleydi. Bir de tabii şu: Çok sevdiğim, sevdalısı olduğum kulübün kamuoyunda bu şekilde algılanmasına da bir isyandı benimkisi. Biraz da bu var yani işin içerisinde, özetle.

Trabzonspor Kopenhag Maçı Bilet Fiyatları Belli Oldu Trabzonspor Kopenhag Maçı Bilet Fiyatları Belli Oldu

Sizin göreve gelişinizin arka planında hem kulübe duyduğunuz sevgi hem de kamuoyundaki Trabzonspor algısına dair başkaldırınız var öyleyse… Ki tüm bu duygular bugün Trabzonspor’u bambaşka bir yere taşıdı, imajını yeniledi, kulübe büyük bir irtifa kazandırdı.

İrtifayla beraber çok şey kazandık. Her şeyin ötesinde, taraftarımızı yeniden kazandık. Özellikle genç jenerasyonu… Bugün 7-18 yaş grubuna baktığımız zaman azımsanmayacak bir taraftar kitlesine sahibiz. Üstelik tutkuyla kulübüne bağlı olan bir taraftar kitlesi bu. Üstelik kamuoyunda yaratılan ‘Trabzonspor bir daha şampiyon olamaz’ algısına rağmen çok ciddi bir tutkuyla kulübüne bağlı, inanılmaz bir kitle vardı. Bu nedenle onların mutluluğu çok ama çok önemliydi. Onların bu başarıyı yaşamaları, aslında şampiyonluğun çok ötesinde bir anlam ifade ediyor: Bu takım ‘yapar’! Geçmişte de ‘yapmıştı’ ve ‘yine yapacak’. İşte ‘yine yapacak’ın fitilini bu şampiyonluk ateşledi.
Kütüphanenizi incelediğimde Trabzon üzerine çok sayıda kitap olduğunu görüyorum. Sizin tutkunuz sadece kulübe değil aslında, şehre karşı da büyük bir tutku, ilgi ve bağlılık sergiliyorsunuz.

Tabi, köklerinizin filizlendiği topraklar… 1970’te İstanbul’a geldikten sonra birkaç sene içinde ve yıllar geçtikçe bunu çok daha iyi algıladım: Burada her zaman yabancıydık biz. Yetmişlerde daha da yabancıydık. Okulda, yatılı okulda; Anadolu’dan gelenler de vardı benim gibi, İstanbul’un çeşitli semtlerinde doğup büyüyen arkadaşlarımız da. Orada ‘lazoğlu’ tabiri sürekli kullanılırdı benim için. Bu toprakların bir parçası olmadığımı o ilk iki üç sene içinde çok iyi anladım. Ama Trabzonspor’un o zamanki adıyla 1.Lig’e çıkmasıyla birlikte elde ettiği başarılar, şampiyonluklar, bu şehirde bize çok farklı bir kimlik kazandırdı. Başımızın omzumuzun üzerinde dik dolaşmasını sağladı. Ve bu gurur giderek arttı. Bu İstanbul’la sınırlı değil, Türkiye’nin her yerinde böyle. Bize olan bakış açısı da farklılaşmaya başladı. ‘Bu bizden birisi değil’ dediler yine ama ‘Bunlar da güçlü, bunlar da farklı’ da diyebildiler. Farklılığımızı orada ortaya koyduk. 

Ben kendi penceremden bakarak söylüyorum: Bana farklı bir kimlik kazandıran bir kulübe ben de çok şeyler borçlu olduğumu hep hissettim. Hala borçluyum, hepimiz borçluyuz. Bizi çok farklı bir noktaya taşıdı Trabzonspor. Yardıma ihtiyacınız olduğu bir anda, sizi kolunuzdan tutup karşıdan karşıya geçiren bir insana karşı bile bir şükran hissedersiniz. Benim de tam olarak hissettiğim oydu. Bana farklı bir kimlik verdi, farklı olarak değerlendirilen, algılanan, bir türlü kabullenilmeyen bir topluluk üç dört sene sonra insanların gözünde çok farklı bir noktaya geldi. Bize tüm bunları kazandıran kulübe karşı borçlu olduğumuzu düşünüyorum ben. Trabzonlu olmak farklı. Her yerde söylüyorum. Her yönümüzle farklıyız. Yapı olarak yemeği hızlı yiyen, horonu hızlı oynayan, yaptığı her işi hızlı yapan, bir an önce neticeye gitmeye uğraşan bir yapımız var. Ülke genelindeki diğer insanlardan ayıran en temel özelliklerden biri bu. Bir diğeri hırsımız, başarma arzumuz…