Haksız İcra Takibine Maruz Kalan Kişinin Hakları

Haksız İcra Takibine Maruz Kalan Kişinin Hakları

İcra Takibi Nedir?

İcra takibi, aslında günlük yaşamda sıklıkla karşımıza çıkabilecek bir kurumdur. Borçlar hukukuna göre, en az iki tarafın, kendi aralarında kurmuş oldukları sağlıklı ve hukuka uygun bir sözleşmenin varlığı gereğince bir edimi “borçlanan kişi”, o edimi “ifa etmek”, yani o borcun gereğini yerine getirmek zorundadır.

Hukuka uygun olarak kurulan bir sözleşmenin varlığı, o sözleşmenin her iki tarafına da birtakım yükümlülükler yükler. Borçlunun yükümlülüğü, borcunu gereği gibi ödemek; alacaklının yükümlülüğü ise gereği gibi ödenen borcu kabul etmektir.

Keza, örneğin bir satış sözleşmesinde, alıcının yükümlülüğü bedeli ödemek; satıcının yükümlülüğü ise satılan şeyi teslim etmektir. Eğer taraflardan biri bu yükümlülüklerini yerine getirmezse; karşı tarafın Türk Borçlar Kanunu’nun 112 ve 113. Maddelerinden ileri gelen ZARARIN GİDERİLMESİNİ İSTEME hakkı doğar.

Belirtelim ki, icra hukuku ile borçlar hukuku yakından ilişkili iki hukuk dalıdır. Çünkü icra dairelerine genellikle “sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmemesi” sebebiyle başvurulmaktadır. Yani, sözün kısası şudur ki, sağlıklı bir sözleşmeden kurulmuş bir BORCU İFA ETMEYEN borçluya karşı, cebri icra yoluna gidilerek, borcun zorla ödetilmesi, ya da ifa ettirilmesine icra takibi denilmektedir.

İcra takibi, belirli bir davanın görülmesinin neticesinde, yani yetkili ve görevli mahkemenin kararına dayanılarak yapılıyorsa, bu icra takibine ilamlı icra takibi adı verilir. Ancak, özellikle ticaret hukuku açısından vatandaşlara kolaylık sağlanması için, mahkeme ile oyalanmadan da icra takibi yapılabilmesinin önü açılmıştır.

Şöyle ki, alacaklılar, usulüne uygun şekilde icra dairesine başvurarak, MAHKEME KARARI OLMAKSIZIN da icra takibi talebinde bulunabilirler. Mesela, kira bedelini ısrarla ödemeyen bir kiracıya karşı, “tahliye talepli icra takibi” adını verdiğimiz bir icra takibi başlatılabilir. Bunun için, mahkemenin kararına gereksinim duyulmaz. Bu tür icra takiplerine ise ilamsız icra takibi denir.

Yazımızın da ana konusunu, ilamsız icra takipleri oluşturmaktadır. Çünkü meydana gelen haksızlıklar ilamsız icra takiplerinde oluşmaktadır. Buna, “haksız icra takibi” diyoruz. Haksız icra takibini başlatan alacaklı, borçlunun ister istemez maddi ve manevi pek çok zarara uğramasına sebebiyet vermektedir. Konu detayları nedeniyle İcra hukuku hakkında icra avukatı Ankara ve danışmanlık hizmeti ile sürecin yönetilmesi faydalı olacaktır.

Hukuk düzeni “herkesi” korumak zorunda olduğuna göre, borçlunun bu zararının da tazmin edilmesi bir zorunluluktur. Aşağıda da bunu inceleyeceğiz.

Borçlunun Uğradığı Zararları Tazmin Etmesi Nasıl Olur?

Haksız icra takibi demek, icra takibinin hukuka aykırı olarak yapılması, daha doğru bir ifadeyle, YAPILMAMASI GEREKEN bir icra takibinin, her nasılsa bir şekilde yapılması demektir. Bu icra takibinin yapılması, pek çok zararın doğmasına yol açabilmektedir. Örneğin, haksız bir icra takibine uğrayan büyükçe bir firma, bu sebeple var olan tüm itibarını yitirebilir. Bu da, maddi bir zarar doğuracağı gibi aynı zamanda onulmaz bir manevi zarar da meydana getirebilir.

Bu zararların tazmini için, “maddi tazminat davası” ve “manevi tazminat davası” olarak adlandırdığımız davaları açmak gereklidir. Manevi tazminat, kişinin “kişi” olmasından ileri gelen haklarının ihlale uğramasından; bu ihlallerden dolayı manevi bir acı ve keder duymasından kaynaklanan tazminattır.

Maddi tazminat ise, kişinin somut malvarlığından meydana gelen azalmaların, yani fiili zararların tazminatıdır. Önemle belirtelim ki, maddi tazminatın içerisine, “YOKSUN KALINAN KAZANÇ” miktarı da dâhil edilir. Bu, zarar uğrayan kişinin itibarının sarsılması sebebiyle satışlarının ya da kazançlarının düşmesinin tazmin edilmesi amacıyla getirilmiş bir olanaktır.

Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2018, 13:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER