NAZAR OLSUN

Türkiye’nin konuştuğu dev maçta gülen taraf Fenerbahçe oldu..

Oysa tam da Trabzonspor’un, daha doğrusu Abdullah hocanın istediği oyun ve kadro seçimini tercih etmişti Erol Bulut..

İkinci yarının açık ara lideri Trabzonspor ile lige kağıt üzerinde güçlü bir kadro ile  giren ve sonrasında yine  birbirinden iddialı bir çok transfer yapıp, herkesin ligi domine edeceğini düşündüğü Fenerbahçe’nin, beklentilerin aksine son haftalardaki düşüşü ve hocasının koltuğunun sallandığı  bir zamanda ligimizin en zorlu deplasmanında elbette maçın favorisi Trabzonspor’du..

Lakin, futbol denilen oyun yine bir değil bir çok bilinmeyenli denklem olduğunu bugün bir kere daha gösterdi..

Oldum olası kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim ki, bir maçın ( özellikle ) mağlubiyetini yan etkenlere tümden bağlayan birisi hiç olmadım..

Bu akşam,  karşılaşmanın hakeminin öncelikli takdir haklarını rakipten yana kullandığını yadsımıyorum elbet.

Fakat, bir maçı kaybetmeyi hele bu takım Trabzonspor ise böyle bahanelere sığınmayı kendime ‘ zül ‘ sayarım..   

Çünkü, hafta içi rakibin sportif direktörünün demeçlerine bakıldığında Trabzonspor deplasmanını bir ‘ ölüm kalım deplasmanı ‘saydıklarını okuyunca, hakem ve diğer yan unsurlar üzerinde durmanın pek kıymet-i harbiyesi yoktur, hele bu saatten sonra(!)

Beraberliğin iki takıma yaramayacağı, kaybedenin ise gelecek adına umut ve şevkinin zedeleneceği, her iki takım için mutlak galibiyete endeksli olan bir maçtı..

Sonucu kadar, her yönden etkisinin diğer rakipleri de direkt  ilgilendirdiği  bu dev mücadelede,  oyunu geride kabullenip, topun arkasına gecen, topun daha çok rakipte kalmasını isteyen Trabzonspor’un,  ilk yarıda gerek rakibin bindirmelerini, gerek kendi yapmak istediklerinin Abdullah hocanın düşündüklerine paralel gerçekleştiğini gördük..

Özellikle ‘otuzuncu ‘ dakikadan sonra Trabzonspor, olgun ve koordineli atak girişimlerine de başlamıştı nitekim..

Hatta ikinci yarının başından itibaren Trabzonspor oyuna daha çok hükmetmeye başlamıştı..

Yazımın başında ‘ Fenerbahçe tam da Trabzonspor’un ‘ istediği bir kadro ve taktik yapısını benimsemiş derken kastettiğim aslında şuydu: Erol Bulut ilk defa ‘ bu kadar çok hücum oyuncusunu tercih etmişti ‘..

İşte bu noktada beklenti, bu kadar hücum oyunculu Fenerbahçe, ( bunlardan biride Mesut Özil ) yorulduklarında, Trabzonspor öldürücü darbeyi indirebilecek miydi?

Öyle ya, haftalarca üzerine koyarak, hep geriden gelen ve rakiplerinin ensesine yapışan  Trabzonspor maalesef bir eşik maçını kaybetti..

Bu mağlubiyete dair bir çok geçerli bahane bulabiliriz..

Hoca, keşke geçen haftaki beklerle oyuna başlasaydı diye de düşünebiliriz..

Nwakeame’nin ( bence çok temiz pozisyonu  ) rakipten çok temiz sıyrılmasının hakem tarafından bilerek yada bilmeyerek süzememesini – de konuşmanın bir anlamı yok(!)

Onu diyorum ya, keşkeler insana bir noktadan sonra üzüntüden başka bir yarar sağlamıyor me yazık ki..

Lakin, bütüne yaymak gerekirse ‘ camia olarak asla yeise  ‘ kapılmamak gerek diye düşünüyorum..

Uğurcan’ın her zaman ki gibi ellerine – varlığına sağlık..

Yediği gole kadar oyunu takımı adına tutan kendisiydi..

Sonuç  itibariyle  Trabzonspor, istemeyerek ezeli rakibine gelecek günler adına adeta umut vaat eden bir  hayat öpücüğü verdi..

Oysa;

Bugün olası bir Trabzonspor galibiyetinde , Kadıköy yanacaktı(!)..

Günün sonunda ‘ Abdullah Avcı’nın kurumsal ve komplike oyun kurgusu, Erol Bulut’un biraz da kendisiyle çelişen bireysel ayakların çoklu oyununa ( diğer yan unsurlardan bağımsız )  kaybetti..

Bir yol kazasıydı,  buda  ‘nazar olsun ‘diyelim geçsin..

Hasan Akbaş

Haberts.com

YORUM EKLE