"Burada Yusuf ve Abdülkadir Bitmez"

Herkesin konuştuğu Trabzonspor altyapısının koordinatörü Hamit Cihan, FANATİK'e tasislerin kapısını açtı.

"Burada Yusuf ve Abdülkadir Bitmez"

Bu sezon Ünal Karamn ile birlikte Trabzonspor'un altyapısının da ne kadar öenmli olduğu ortaya çıktı. Ekonomik sorunlar ışığında olmasına rağmen kendi gençlerine güvenen Trabzonspor bu konuda ligin en başarılı takım diyebiliriz. İşte o altyapının kahramanlarından biri olan Trabzonspor altyapısının koordinatörü Hamit Cihan, kapılarını FANATİK'e anlattı.

İşte o röportaj...

'Sadece kendi üzerime almam'

■ Hocam şu yazıyla başlayalım duvardaki; ‘Biz biriz, biz Trabzonspor’uz’

Tamam geçeriz oraya. O çok güzel. Sorun yok. Ancak kastettiğiniz Abdülkadir ve Yusuf gibi sporcuların yetişmesinde, bu günlere gelmesinde birçok antrenörün emeği vardır, o insanların emeğini sahiplenmek bana hiç yakışmaz. Beni anlamaya çalışın anlamında söylüyorum. Benim için önemli bir hayat felsefesi bu. Bundan beş yıl önce iki yıl kendi ekibimle altyapı koordinatörlüğü yaptım ve ben ayrıldıktan sonra Sadi Tekelioğlu, Cem Bağcı ve İhsan Derelioğlu koordinatörlük görevinde bir çok antrenör ile hizmet vermişlerdir. Dolayısı ile bu 7-8 yıllık süreç içinde başta sayın Özkan Sümer olmak üzere şu anda A takımda olan bu futbolcuların yetişmesinde ve bu günlere gelmesinde birçok antrenörün emeği vardır, o insanların emeğini sahiplenmek ve bir dönemlik bir iş gibi göstermek yanlış olur.

■ Yok yok, siz hiç merak etmeyin hocam. Peki siz bu işin neresindesiniz? Emekleme dönemi mi, gelişim dönemi mi, nasıl tarif edersiniz?

Bugün Trabzonspor yönetiminin altyapıya bakışının, diğer zamanlardan daha etkin olduğunu söylemek isterim. Aslında önceki yıllarda da geçmiş yönetimler için de altyapı önemliydi. Bugünkü önem biraz da zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü sporcu maliyetleri çok fazla olduğundan artık üretim bir kulübün geleceği için çok önemli. Dikkat ederseniz birçok kulüp Avrupa’da ve Dünya’da gelecekleri için genç oyunculara yatırım yapmaktadır ve bunların bir çoğu kendi öz kaynaklarındandır. Dolayısıyla Trabzonspor gibi bir kulüp kendi öz kaynaklarını kullanmak zorundadır. Zaten geçmiş yıllarda kendi büyüklüğünü, varlığını da öz kaynaklarını kullanarak kazanmıştır. Diğer bir değişle kendi öz kaynakları ile bugüne gelmiştir. Şu anki yönetimin çok bilinçli ve doğru yaklaşımı söz konusudur. Çünkü daha büyük borçlanma ile yönetmeye devam edebilirlerdi.

'Altyapı 3 bölümden oluşur'

■ Şimdi en başa dönersek, aslında altyapı nedir?

Altyapı organizasyonu aslında üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm oyuncu katma, ikinci bölüm bütünü ile insan eğitimi, üçüncü bölüm ise entegrasyondur. Biz şu anda bu üç kısmı da çok iyi yapmaya çalışıyoruz. Bundan önce yapılmadı mı? Benzer şeyler yapıldı ama bugün daha iyisi yapılıyor diye iddia edebilirim. Şöyle ki; oyuncu katma da bugün daha bilinçli bir çalışma içindeyiz. Bu işi daha iyi yapabilmek için bir izleme birimi oluşturuldu. İş birliği içinde çalışmaktayız. Bütünü ile insan eğitiminde de ise çocuğun, fiziksel, bilişsel, duygusal, cinsel, toplumsal ve hareket eğitimi ve gelişimi ile ilgileniyoruz. Bu çocuklar öğrenci olduklarından dolayı onların akademik eğitimine çok önem veriyoruz. Bunun için az önce gördüğünüz gibi 6 sınıfımız, 10 tane de hocamız var. Matematik, Fen Bilgisi, Sosyal Bilgiler... Diğer taraftan çocukların psikososyal gelişimi, kişilik gelişimini çok önemsiyoruz ve 3 psikologla beraber çalışıyoruz. Diğer taraftan çocukların fiziksel gelişimini çok önemsiyoruz ve onların beslenmeleri ile ilgili katkıda bulunuyoruz. Sabah kahvaltısı, öğle yemeği, akşam yemeği, antrenman öncesi yemek, sonrası yemek gibi bir dizi katkılarımız var.

Futbol eğitimini de yaş kategorilerine göre kabaca 3 bölümde, eğlence için futbol, teknik eğitim ve performans eğitimi olarak planlamaktayız. Aslında baktığımızda böyle bütün içerisinde çok önemli parçalar var. O parçaları doğru yapmamız lazım. Örneğin siz buraya, Trabzonspor altyapısına çok çok yetenekli bir sporcu katabilirsiniz. Ama vermiş olduğunuz eğitim iyi değilse evrensel bir oyuncu yetiştiremezsiniz. Veya bunun tam tersi, yeteneksiz bir oyuncuyu öyle ya da böyle bir sebeplerden katıp, çok iyi bir eğitim verdiğinizde yine de evrensel bir oyuncu yetiştiremezsiniz. Neden evrensel bir oyuncu diyorum? Trabzon’da bir diş hekimi olabilirsiniz ama sizin bir başka diş hekiminde daha iyi olmanız sizi popüler kılar ve bu doğrultuda aran bir hekim olursunuz. Böylece hasta sayınız artar. Ama bizim işimizde rekabet ettiğimiz pazar ülkemizdeki bir başka kulübün yetiştirdiği oyuncu pazarı değil. Bir başka ülkenin yetiştirdiği oyuncu pazarı ki bu da pazara evrensel bir boyut kazandırıyor. Dolayısıyla evrensel oyuncu yetiştirmek için uğraşıyoruz.

'Veliler de işin içinde'

■ Veliler, aileler işin ne kadar içinde?

Altyapıdaki çalışmalarımızın diğer boyutu da veli eğitimi ile ilgili. Velilerin eğitimi ne demek? Velilerin çocuğa yaklaşımı ne olmalı? Çocuklar üzerine aşırı bir futbolcu olmaları hususunda baskıcı büyük bir beklenti içinde olunmamalıdır. Çocuklara vermeye çalıştığımız beslenme bilincini annede bilmeli, temizli bilincini aile de bilmeli... B urada mesele aynı söylem ve yaklaşımlarla çocuğa davranmaktır. Okul, aile ve kulüp çocuğun içinde bulunduğu sosyal çevrelerdir. Tüm bu çevreler çocuk üzerinde olumlu ve doğru bir bilinç oluşturmalıdır. Çocuğa karşı yanlış ve abartılı yaklaşımlar çocuklar üzerinde stres oluşturuyor, davranış bozukluklarına sebebiyet veriyor. Bir bakıyorsunuz ki çocuğun 5-6 tane antrenörü oluyor. Özellikle 11-14 yaş aralığında öğrenmenin en hızlı olduğu bu dönemde çocuğa verilen yanlış eğitimi düzelmek çok zor oluyor. Her nedense bu küçük yaşlarda özellikle veliler çocuklara daha büyük bir ilgi gösteriyor. Her antrenman, her maç sahanın kenarında saha içindeki antrenörden daha etkin. Bu tür yanlış yaklaşımlar ile uğraşmak bizim için büyük bir zaman ve enerji kaybı oluyor.

'Beklentiler doğal olarak arttı'

■ Yusuf’la, Abdülkadir çok popüler oldu. Rahatlattı mı, dezavantaj mı oldu? Performansları nedeniyle beklenti var. Yani herkes her sezon bir Yusuf, bir Abdülkadir bekliyor. Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?

İyilikten, kötülükten ziyade evet şu an gençlerin profesyonel takımda oynaması beklentilerini artırdı. Birçok insanda şu an Trabzonspor gençlere önem veriyor, benim çocuğum da olabilecekse olabilir şeklinde daha büyük bir talep var. Bu işin bir tarafı. Diğer tarafı ise, bu genç oyuncular gelişimini tam olarak tamamlayamamış. Maç performanslarında iyi ve kötü anlar olabilir ve olacaktır da. Bu durumda çok sabırlı olmak gerekir. Özellikle taraftara büyük görev düşmektedir. Bu genç oyuncular enerjisini sahada taraftardan alır. Onların ekonomik, sosyal kazançtan çok taraftar desteğine ihtiyaçları vardır. Antrenörün taktik ve desteğinden çok taraftarın gücü onları etkiler. Dolayısı ile bu oyuncuların hata yapma haklarına sabır gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum. Genç oyuncuların deneyimlerini geliştirmek ve profesyonelliğe adaptasyonlarının sağlanması hususunda altyapı eğitiminden sonra pilot takımımız olan 1461 Trabzonspor’da belli bir süre görev almaları gerektiği inancı içerisindeyiz.

'Pilot ve rezerv takım şart'

■ Pilot takım uygulaması yanlış bir uygulama mı, yoksa yanlış mı yönlendirildi? Trabzonspor’un pilot takımı olmalı mı, yoksa rezerv takımları daha mı önemli?

Rezerv takım derken neyi kastediyorsunuz?

■ Yani altyapılar daha mı önemli? 1461 Trabzon gibi isim koymadan, örneğin U19 takımının geliştirilmesi daha mı kıymetli?

Trabzonspor’un profesyonel takımı ile U21 takımı arasında gerek atletik yapı bakımından, gerekse oyun felsefesi bakımından büyük farklar oluşuyor. Trabzonspor’un profesyonel takımında oynayacak bir oyuncu, oradaki iş yükünün benzerini bir başka takımda yaşaması lazım. Bunun için de arada pilot ve rezerv takımlara ihtiyaç var. Ama bu rezerv takımların iş yükü ve oradaki performans profesyonel takım seviyesine yakın olması lazım. Her bakımdan, atletik yönden, oyun felsefesi-oyun anlayışı bakımından... Bunu da işte entegrasyon dediğimiz pilot takımlarda gidermek gerekiyor. Düşünce bu, fakat işleyişte böyle değil. Özellikle U21 takımlarına baktığımızda hedefsiz, amaçsız, ve heyecansız bir süreç. Pilot takım uygulamalarında da başarı şampiyon olup bir üst lige çıkma olunca orada da işleyiş daha çok yaşlı oyuncuya yatırım oluyor. Aşırı derecede bir yarışma içerisine koyduğumuzda işte ‘Bu ligden çıksın, 2. Lig’e, ordan 1. Lig’e, orda da üst sıralarda yer alsın’ dediğinizde iş yarışa döner. Bu da gelişime engel olur.

'Trabzon'da üretmezsen başarılı olamazsın'

■ A takımla nasıl çalışıyorsunuz? Bağınız nasıl?

Ünal hocam ve ekibi, Mehmet hocam ve ekibi ile çok uyumlu bir çalışma süreci içerisindeyiz. Sürekli toplantı halindeyiz. Sporcuların bireysel gelişiminden tutun, sosyal gelişimine, teknik ve taktik anlayışlarının ne olması gerektiğine ve sporcuların tutum ve davranışlarının ne olması gerektiğine kadar bir çok konuyu tartışıyoruz. Ve bu çocuklara nasıl yardımcı oluruz, nasıl geliştiririz, önümüzdeki süreçte bu çocuklardan nasıl daha fazla yararlanabilirizin hesabını yapıyoruz. Bu altyapıyı önemsemedir. İkincisi en önemlisi Ünal hocamın bu genç çocukların profesyonel takımdaki performanslarını dizayn etmesi, takıma uyumunu sağlaması onun büyük bir beceresi olduğu inancı içerisindeyim.

'Bizim modelimiz Trabzon'

■ Geçtiğimiz günlerde başkan ile konuştuk. Modelimiz ne Ajax ne de Bask modeli, bizimki Trabzon modeli, dedi. Trabzon modelini sizinle açsak...

Başkanım çok güzel bir söz söylemiş. Aslında öncelikle sorunu tespit etmek gerekir. Sonra ona göre çözüm yolları üretmek lazım. Sorunu tespit ettiğimizde sorun Türk insanının evrensel boyutta futbol oynaması ise, peki, nasıl bir model olur ona bakmamız lazım. Kendi insanımıza göre kendi modelimizi oluşturmalıyız. Kendi insanımızın atletik yapısına göre, zihinsel yapısına göre, kültür ve sosyolojik yapısına göre model oluşturmalıyız. Ama oluştururken de dünya örneklerinden de yararlanmalıyız tabi ki. Örneğin bakıyorsunuz ki Türkiye’de çocuğun okula gitme süreci ile eğitim süreci arasında Almanya ile kıyaslandığında inanılmaz bir fark var. O zaman Türk insanı farklı bir yapı, Alman farklı bir yapı. O zaman Almanya’nın yapmış olduğu programın, Türk insanı için faydalı olması mümkün değil. Bunu Azerbaycan yaptı mesela. Almanlar’ı getirdi, federasyonun başına koydu ama fayda sağlayamadı. Önce problemi tespit etmek lazım. Türk insanının futbol oynayamamasının sebebi ne? Atletik mi, zihinsel mi, algılama mı, hız mı, felsefe mi, ne! Biz bu süreci takip ettiğinizde doğru şeyleri yapacağımız inancı içerisindeyim. Bizim de yapmaya çalıştığımız şey kendi insanımıza göre bir planlama yapmak.

'Kriter: Bilgi ve imkan'

■ Bu altyapı sadece ekonomi kötü gittiğinde kullanılıyor gibi gözüküyor. Altyapı sadece acil durumda son müracaat edilecek nokta mı? Nerede yanlış yapıyoruz?

Trabzonspor Özkan Sümer ile Türkiye’de ilk altyapıyı kuran ve diğer kulüplere öncülük eden kulüptür. Trabzonspor için ‘Üretmediğin sürece var olman mümkün değil’ sloganı yıllar önce başlamıştır. Evet şu anda bir zorunluluk gibi görünse de bana göre bu işin bilincine varılmıştır. Şu anda genç oyuncuların varlığı ligde büyük bir etki yarattı. Bu etkiyle birlikte insanlar Trabzonspor’a odaklanmaya başladı.

■ Bundan ne çıkartabiliriz?

Bütün kulüpler bu manada kendi öz kaynaklarına önem vererek çıkardıkları oyuncular ile bu ligde çok rahatlıkla var olabilirler ve ülke futboluna da değerli hizmetlerde bulunabilirler.

■ Eksiklik yatırımda mı?

Yatırım derken eksikliği bir yere bağlamak bir pencereden bakmak yanlış olur. Bana göre insana olan yatırımda iki tane kriter vardır: Bilgi ve imkân. İmkân var, bilgi yok ise bir sonuç elde edemezsiniz. Bilgi yok, imkân var ise de sadece yapılmışları yaparsınız. Kolay taklitçilik bunun adı. Dolayısıyla bu yatırımın temel ilkesi bilgi ve imkan olmalıdır diye düşünüyorum.

'Aldığın yabancı da gelişmeli'

■ Altyapıda başarı ne demek?

Aslında başarı kelimesini tek başına kullandığımızda tam olarak kendimizi ifade edemeyiz. Şöyle ki bir 100 metre yarışında kendi rekorunuz olan 11 saniyenin altında yarışı bitirmiş olduğunuzu ve bu derece ile sonuncu olduğunuzu düşünelim. Başarılı mısınız? Başarısız mısınız? Sonuç olarak baktığımızda başarısızız. Fakat performans olarak baktığımız da ise çok başarılıyız. Bana göre sportif olaylarda sonuç başarısı ve performans başarısı ile değerlendirme yapmalıyız. Bu manada altyapı da da başarı sporcuların zaman içerisindeki performans başarısı bizim için önemlidir.

‘Çok güçlü olmalıyız’

■ Yabancı oyuncuya bakışınız, bize ne katıyorlar?

Futbol artık bir endüstri haline gelmiş, çok büyük ekonomiye sahip büyük bir pazar olarak görüyorum sektörü. Bu pazar ile rekabet edebilmek, ondan pay alabilmek için çok güçlü olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu evrensellik içinde Türk futbolcuların başka ülkelerde oynaması gibi başka ülkelerin futbolcuları da bu ülkede futbol oynayabilmeli. Burada da en önemli düşünce aldığın oyuncuyu geliştirmelisin, onun marka değerini artırıp sattığında kulübüne bir kar sağlamalısın.

'Teknoloji olmazsa olmaz'

■ Mevcut yönetim altyapıya gerçekten önem veriyor. Herkes sizden yeni Yusuf ve Abdülkadirler bekliyor. Altyapı buna hazır mı?

Bu bizi daha sorumlu ve heyecanlı kılıyor. Kesinlikle şuna inanıyorum. Altyapıda Yusuf ve Abdülkadirler, hatta daha iyi oyuncuların geleceği inancı içerisindeyim. Bu daha önce de vardı, bugün de var, yarın da olur. Sorun uyumlamada. Biz bu çocukları üst yapıya nasıl uyumlayacağız. Trabzonspor kulübünün felsefesi her yıl altyapısından ki bunun içine 1461 Trabzon dahildir 4-5 oyuncusunu profesyonel takım kadrosuna zorunlu olarak katmalıdır. Katılan bu oyuncular A takım da 1 veya 2 yıl antrene olarak oradaki gelişimleri ve uyumlarına bakılmalıdır. İşte bu sporculardan her yıl 1 veya 2 tanesini profesyonel takıma uyumladığımızda kısa bir süre içinde Trabzonspor kendi ürettiği oyuncu ile varlığını sürdürecektir.

■ Yabancı modeller yurt dışında çok var. Onları getirip yetiştirmek vs. Bu işin ucu nereye kadar gidiyor? Bu sınır nedir?

Bizim için Trabzonspor’un altyapısındaki oyuncunun yüzde 60’ının yöremizden olmasını istiyoruz. Dolayısı ile bütün amatör takımları kendi altyapımız olarak görüyoruz. Bunun yüzde 30’u da Türkiye genelinde olabilir. Yüzde 10’u da dünya çapında olabilir, Almanya, İngiltere vs. Ama daha çok kendi yöremizin insanına bu manada hizmet etmek istiyoruz. Çünkü bu yörenin insanının bu manada potansiyeli, isteği, arzusu ve büyük bir heyecanı olduğuna inanıyorum.

■ Teknolojik gelişime nasıl bakıyorsunuz? Rahatsız mısınız, yardımcınız mı?

Teknoloji bizim olmazsa olmazımız. Sporcuyu takip etmede mutlaka teknolojiden yararlanmak gerekir. Sadece teknoloji satın alma değil bizde kendi teknolojimizi üretmelisiniz. Bu manada Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi ile iş birliği içindeyiz. Karadeniz Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ile üç büyük proje üzerinde çalışmaktayız. Yakında Trabzonspor kendi Ar-Ge merkezini kuracak. Bununla ilgili KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi) ile bir anlaşma imzalandı.

'Türkçe ve matematiği seçerim'

■ Futbolun yanına bir ders koyulsa?

Türkçe ve Matematik. Çocuk okuduğunu anlamalı ve çok hızlı düşünmeli. Aslında matematik bizim için çok önemli. Beynin işlem yapma kapasitesini artırmak ile çocuğun algılamalarını, hızlı düşünmesini ve hızlı karar vermesini artırabiliriz diye düşünüyorum

■ Avrupa’yı nasıl görüyorsunuz?

Önde olmaları daha organize olmalarından, daha sistematik çalışmalarından ve en önemlisi uzun süreli proje üretmelerinden ve sisteme bağlı kalmalarından kaynaklanıyor. İnsanlar değişebilir. Özellikle kulüplerde bizler hep gelip geçiciyiz. Değişmeyen ne olmalı? Kulüp felsefesi. Kulübün altyapı politikasının değişmemesi lazım. Oyuncu yetiştirmedeki uygulamalar, yöntemler... çok kısa aralıklarla değişmemeli. Tabi ki sistemin doğru olup olamadığı sorgulanmalı. Çalışanları değiştirebilirsiniz ama biz insanlar ile birlikte bütün yapıyı bozuyoruz. Bir önceki dönemde başlatılan çok doğru bir uygulama bile bana ait değil diye değiştirilebiliyor. Bu hem para hem de zaman kaybı oluyor. Baktığımızda diğer ülkelere bunun tam tersini göreceksiniz. İstikrar ve sabır bu işin en önemli ihtiyacı diye düşünüyorum.

Serhat Demirtaş

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2019, 10:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER