Fanatik Yazarları Trabzonspor'u Yorumladı

Türkiye'nin en saygın spor yorumcuları Ali Ece, Mehmet Demirkol, Cem Dizdar ve Deniz Çoban; Zafer Büyükavcı möderatörlüğünde bu kez Trabzonspor'u konu alıyor.

Fanatik Yazarları Trabzonspor'u Yorumladı

Türkiye'nin en saygın spor yorumcuları Ali Ece, Mehmet Demirkol, Cem Dizdar, Deniz Çoban ve Zafer Büyükavcı'nın moderatörlüğünü yaptığı 'Bizim Takım' bu kez Trabzonspor'u konu alıyor.

Zafer Büyükavcı: Mali krizler belki de doğruları yaptırıyor. Trabzonspor’da şu an Abdülkadir Ömür, Yusuf, Abdulkadir Parmak, Uğurcan, Hüseyin ve buraya ismini yazmadığımız 3-4 genç oyuncu daha var. Acaba Trabzon’un, 40 sene önceki şampiyonluklarındaki gibi ki o zaman en yabancı oyuncuları Erzurum ve Samsun’dan gelen oyunculardı. Böyle bir jenerasyonda yeniden o parlak günlerine geri dönebilir mi? Trabzon’da bu sistem devam ettirilmeli mi? 

‘Eskiye dönmek birkaç yıl alır’ 

Ali Ece: Birkaç yıl alır ama kesinlikle dönme ihtimali daha fazla olur. Yanlış, hatalı transfer yapmaktansa bu oyuncularla devam etmek daha mantıklı. Ama şu da var. Milli takım örneğinde gördüğümüz gibi 6-7 tane gencin yanına 3-4 tane usta oyuncu koyduğunuz ve nokta transfer yaptığınız zaman gençlerin verimi yükseliyor ve güvenleri artıyor. Bu durumda bireysel yeteneklerin toplamından daha yetenekli bir takım kuruyorsunuz. Türkiye’de de o tip takımlarda yani bireysellikten çok daha yetenekli takım ortaya çıkınca şampiyonluk geliyor. 

‘Şampiyonluk takıntı olmamalı’

Cem Dizdar: Bu zamana kadar sürekli transfer yapmaya çalıştılar. Bu zaten bir zorunluluk. Sadece Trabzon için değil ülkenin her takımı için bir zorunluluk haline geldi. Maliyeti düşük, genç oyuncularla oynayacaksın, onlardan katma değerle oyuncu çıkartacaksın. Bunun için de oyunu biliyor ve oyuncuyu geliştiriyor olman gerekir. Bilmeden, onu aldım, bunu aldım yapmamak lazım. Bir de bu şampiyonluk meselesini bu kadar takıntı haline getirmemek gerekiyor. Eğlenmek, oyun vesilesi ile bir araya gelmek, oyunun tadını çıkartmak, kaybettiysek de üzülmek. Bunun başka bir denklemi yok. Bunun için ideal coğrafyalardan birisi çok sert. Çok sert olduğu için de en ufak bir mağlubiyette, tökezlemede hırçınlaşıyorlar. En yakın örnek geçen sezon ve bu sezon Yusuf Yazıcı’nın başına gelenler. 

‘80 yaşındaki nine hakemi tanıyor!’

Deniz Çoban: Hakemlik hayatım boyunca çok gittim Trabzon’a. Bugün ‘Hangi stada gidip maç izlemek istersin?’ deseler, ‘Trabzon’a gideyim’ derim. Çok farklı bir atmosferi var. Futbola bakışı farklı. 80 yaşındaki nine yolda çeviriyor, sizin hakem olduğunuzu biliyor. Uçaktaki herkes ‘Bu maçın hakemi’ diyor. Antep’e gidiyorsunuz kimse farkına varamıyor.

Ali Ece: Hayatımda en çok güldüğüm futbol hikayesi Ziya hocanın, Trabzonlu teyzeyle yaşadığıdır. Ziya hoca zaten o düzende 3-5-2 oynatacak ve o düzeni oynatacak. Ve 60 yaşının üzerinde bir teyze iniyor otobüsten, Ziya hocaya kağıt getiriyor ve ‘Uşağım böyle oynatırsan kazanırsın’ diyor. Hakikaten öyle oynayacak hoca. Kazanıyorlar da. Yattara’lı, Gökdeniz’li dönem. Sonra bir daha bir daha falan. Bu sefer teyze veriyor, Ziya hoca diyor ki ‘Bu sefer farklı 11 falan’ diyor. Kaybediyorlar. Teyze maç sonunda geliyor. Maçı kazandıktan sonra gelmiyor, beni dinledin kazandık değil. Maçı kaybedince geliyor, ‘Uşağım beni dinlemedin, yenildik işte’ diyor. Gerçek hikaye bu. 

‘Başkasına dua edilmesini bile istemiyorlar’ 

Deniz Çoban: Bir anı da ben anlatayım. Trabzon’da bir cuma günü maç yöneteceğim. Arkadaşlarla konuştuk cuma namazına gittik. İmam oturmuş namazdan önce vaaz ediyor. Biz içeri girince vaazı kesti, ‘Hoşgeldiniz buyrun böyle alalım’ dedi. Vaazını bitirdi. Arkasından dua etmeye başladı. ‘Hakemlerimizin ayağına taş gelmesin. Allah onlara yardım etsin’ falan tam böyle şey arkadan bir tanesi çıktı ‘Hocam yarım saattir hakemlere dua ediyorsun. Nerede Trabzonspor’a dua?’ dedi. İmam, ‘Tamam Trabzonspor’a da dua edelim’ dedi. Adamlar bir başkasına dua edilmesini bile istemiyor. Öyle bir futbol şehri, tam bir futbol kenti. Futbol orada yaşanır yani. Buradan çok daha iyi yerlerde olmaları lazım ama dediğiniz gibi daha önce yapılan transfer harcamaları, yapılan yanlışlar falan bunun önüne geçti. 

‘Beğenilmeyen oyuncular kupalar kazanıyor’

Cem Dizdar: Bugün Trabzon’un durumu zorunluluktan bile buraya gelmişse bunun eğrisini doğrusunu çoğaltmak, yükseltmek işin esasıdır. Sadece Trabzon için değil, ülkedeki bütün takımlar için böyledir. Şu transfercilik işini en fazla 4 oyuncuya indirgemedikten sonra bu işin altından kalkamayacağız. Trabzonspor bence en ideal takımlardan bir tanesi. Çünkü giden, yaşayan bilir. Kent futbolla anılan bir kent. Rize’ye çay, Giresun’a, Ordu’ya fındık, Samsun’a eskiden tütün diyorduk, Trabzon’a söyleyeceğin tek şey futboldur.

‘Böyle olmaması lazım’

Mehmet Demirkol: Bu kadar göç veren bir şehrin, bu kadar çok transfer yapması mantıklı değil. Yani Trabzonspor oyuncu satması, ihraç etmesi gereken bir şehir. Yani transferin içerden dışarıya doğru olması lazım. İşlenmişken satmıyor, ham maddeyken satıyor. Yapılması gereken şey ne? Yusuf’u parlattın yolla. Abdülkadir’i parlattın yolla. Sonra 10 tanesini yollama. Onları kullan, sonra iki tane daha yolla. Yani Trabzon’daki akışın böyle gitmesi lazım. Tam tersi içeri geliyor. O para nereden geliyor bilmiyorum. Kentin hiçbir ekonomisi yok neredeyse. Bunun böyle dönmemesi lazım.

Cem Dizdar: Akhisar’da iki kupa var. İki kupanın altında birçok Trabzon’da yetişme, Trabzon’da oynamış oyuncu var. Bunlar kullanılmıyor, beğenilmiyor. İşte Zeki yine aynı şeyleri yaptılar. Caner Osmanpaşa’lar, Mustafa’lar... Birbirlerini geliştirebilecek oyuncular bunlar. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER