Fenerbahçeli “sanal” arkadaşlarımdan biri, Rıdvan Dilmen’in Rize’de katılacağı “spor ve ahlak” (evet, spor ve ahlak!) paneline tepkiler üzerine katılmaktan vazgeçmesini TS’lilerin tehditlerine yorarak, “bu durumda Sedat bey siz de Kadıköy’e iznimiz olmadan gelemezsiniz”  anlamına gelen şeyler yumurtladı.



Her gün Kadıköy’de olduğum için tehdit dolu cümlesini ciddiye almadım haliyle, ama medya denen yalan makinemizin “dolduruşa getirdiği” binlerce saf yürekli sporseverlerden biri olduğunu bildiğim için, gerçeği de izah ettim dilimin döndüğünce.



Rıdvan Dilmen’e kimse Trabzon ya da Rize’ye gelme demedi, diyemez. Ülkenin her tarafı herkese açıktır ve gerisinden kuşkusu-korkusu olmayan herkes başta Rize olmak üzere Şemdinli’den Muğla’ya, Edirne’den Van’a , Trabzon’a gönül rahatlığıyla gidebilir.



Rıdvan Dilmen bir Emre B. değil, her yönüyle sempati uyandıran, çapkınlığı vesair alışkanlıkları toplumca tolere edilen ve başta Trabzon , şike sürecine kadar futbol yorumlarına en çok kıymet verilen, haliyle de sevilen bir figür oldu. Bir tutam olmaması halinde eksikliği hep hissedilecekmiş gibi duran “haylaz”lığın en çok yakıştığı kişi hep oydu. Bu saçma panele katılmayacağını açıklaması da bir olgunluk gösterisiydi, bir sporsever olarak Dilmen’e teşekkür ederim



Gelelim bizi asıl rahatsız eden konuya;



Ülke futbolu ve ülke ahlakı, şike-çete süreci üzerinden tarihinin en kaotik günlerini yaşar ve RD de bu tartışmaların tam da göbeğinde bulunur iken, O’nu Rize’de “Spor ve Ahlak” paneline davet edebilen  akıl, ortak bir akıl mıdır, yoksa bir Karadeniz deyişinde ifade edilen ve 7 adım sonra kafadan uçuveren “sokma akıl” mı?



Paneli gerçekten Rize Gazeteciler Cemiyeti, Gençlik Ve Spor İl Müdürlüğü ve Rize Üniversitesi mi düzenlemiştir?



Her üç saygın kurumun da , RD gerçeğinden haberdar olduklarına eminiz. Ama bu durumda da şu sorunun yanıtı verilmelidir;



Rize’yi temsil eden bu üç kurum; daha önce ahlak ve spor konulu herhangi bir panel geçmişi olmayan ama pek çok farklı geçmişin öznesi olarak günümüzün kahramanlarından birine dönüşen Dilmen’i hangi amaçla Rize’ye çağırmakta ve toplumsal zekaya hakaret edercesine “spor ve ahlak” konuşmasını istemektedirler?  Bu üç kurum, Rizeli gençlerin RD’den öğrenecekleri ahlakla hayatın hangi alanında ne tür açılımlar yapabileceklerini ön görmüşlerdir? RD değil midir daha 2 ay önce ortaya attığı “ahlaki bir iddia”nın altında kalan?



Ben Rize’de iki yıl kaldım ve Rizelilerin haysiyet ve namus konusunda ne kadar hassas olduklarını iyi bilirim.RD’nin “spor ve ahlak” konulu bir panele davet edilmesi Rize’yi küçük düşürmek değilse, RD’nin  kaybolan itibarının geri kazanımı için başlatılan bir operasyonun ilk adımıdır.



Tayfa adlı taraftar grubunu bu demokratik protestoları nedeniyle kutluyorum. Hesapsız ve beklentisiz futbol taraftarlığının en güzel örneklerinden birini verdiler ve sadece Rize ve  Trabzon’un değil, herkesin takdirini kazandılar.



Hem Trabzon hem FB, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” kültürüne karşı “dikkatli” olmak zorundadır. Trabzonsporluya , düşene vurmak ve “kupamızı istiyos” şımarıklığı yakışmaz. TS, haklı olduğu davada dağları da yıkarak hakkını alır zaten, ne bu telaş?



Fenerbahçe’nin son yıllardaki yönetim felsefesi gereği “düşmanlaştırılması” iki camiaay değil hep “diğerlerine” yaramıştır. Trabzon’u “kolay lokma” görme yanlışından bir türlü kurtulamayan ve her seferinde kursağında arızalar çıkan FB kibri, öz eleştirisini yapıp hırsızladığı kupayı efendi efendi sahibine teslim edip bir de özür dilerse, sonsuza dek sürecek bir dostluğun da kapısını aralar. Yok ben cumhuriyetim, ben büyüğüm, paramla herşeyi yaparım yanlışına devam edecekse, Trabzon hep orada olacak, malum başı da eğilmek nedir bilmez, tıpkı ruhu gibi..


- - - - - - -