ANAHTAR PARTİ’DEN KÜLTÜR VE DİL VURGUSU
Yavuz Ağıralioğlu, dilin zayıflamasının kültürel çözülmeyi beraberinde getirdiğini belirterek toplumun bu durumdan çıkabilmesi için kapsamlı bir kültür hasar tespit komisyonu kurulması gerektiğini söyledi. Ağıralioğlu, Türk milletinin yeniden insanlık mihveri haline gelmesinin ancak merhamet merkezli bir medeniyet anlayışıyla mümkün olacağını vurguladı.
Ağıralioğlu’nun açıklamaları, Anahtar Parti Kültür, Sanat ve Turizm Politikaları Başkanlığı tarafından hazırlanan Milli Kültür Siyaset Belgesi kitabının tanıtım programında yapıldı.
DİL ZAYIFLARSA KÜLTÜR DE ZAYIFLAR
Konuşmasında dilin, devlet ve millet varlığının temel direği olduğunu ifade eden Ağıralioğlu, kelime haznesi daralan bir toplumda kültürden söz edilemeyeceğini belirtti. Günümüzde çocukların 500–600 kelimeyle konuşmasının ciddi bir zihin fakirliği göstergesi olduğunu söyleyen Ağıralioğlu, her kelimenin bir anlam dünyasını temsil ettiğini dile getirdi.
Ağıralioğlu, dil zenginliğinin toplumsal zihnin canlılığını gösterdiğini, dil fakirleştiğinde kültürel üretimin de kaçınılmaz olarak gerilediğini ifade etti.
ŞEHİRLER VE KURUMLAR DA ETKİLENİYOR
Dil bozulmasının yalnızca bireyleri değil, şehirleri ve kurumları da etkilediğini belirten Ağıralioğlu, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Meclis tutanaklarıyla bugünkü siyasi tartışmaları kıyasladığını söyledi. Günümüzdeki tartışmaların seviyesizliğini dil fakirliğinin bir sonucu olarak değerlendiren Ağıralioğlu, bunun açık bir kültürel yoksulluk göstergesi olduğunu dile getirdi.
Geleneklerin zayıfladığını, kültürel değerlerin sembolleştirildiğini belirten Ağıralioğlu, Mevlana, Ahi Evran ve Yunus Emre gibi isimlerin yaşanmak yerine vitrin süsüne dönüştürüldüğünü ifade etti.
KÜLTÜR HASAR TESPİT KOMİSYONU ÇAĞRISI
Toplumun geldiği noktada neden utanma duygusunun kaybolduğunun sorgulanması gerektiğini söyleyen Ağıralioğlu, bu yüzden bir kültür hasar tespit komisyonu kurulmasının şart olduğunu belirtti. Bu komisyonun, kültürel değerlerin neden kaybedildiğini ve nasıl yeniden inşa edileceğini ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Ağıralioğlu, kültürel sorunların siyasetle çözülemeyeceğini, her yerde siyaset konuşulan bir ülkede kültürün gelişemeyeceğini ifade etti.
YABANCI ÜRÜNLER ÜZERİNE KURULU HAYALLER
Gençlerin hayallerinin yabancı markalar üzerinden şekillendiğini dile getiren Ağıralioğlu, büyük bir kültürün buna direnebilmesi için kendi eserleriyle hayal kurdurabilmesi gerektiğini söyledi. Türk milletinin, kendi şehirlerinde yaşamak ve kendi ürettiği ürünleri kullanmak istemesinin kültürel direncin temelini oluşturacağını belirtti.
Bu durumun nasihatle değil, güçlü ve nitelikli üretimle mümkün olacağını vurguladı.
MERHAMET MERKEZLİ MEDENİYET VURGUSU
Ağıralioğlu, Türk milliyetçiliğinin ırka ya da kan bağına değil; kültüre, değerlere ve ahlaka dayandığını ifade etti. Türk milletinin tarih boyunca zor zamanlarda sorumluluk aldığını söyleyen Ağıralioğlu, bugün ihtiyaç duyulan şeyin karizmatik liderler değil, milletin birikmiş gücünü yönetecek bilinçli kadrolar olduğunu dile getirdi.
Konuşmasının sonunda Ağıralioğlu, Türk milletinin yeniden insanlık mihveri olmasının, merhamet merkezli bir medeniyet anlayışının ayağa kalkmasına bağlı olduğunu belirterek, bu gerçekleşmeden insanlığın huzur bulamayacağını söyledi.





