Sosyal medyada ve spor kamuoyunda sıkça karşıma çıkan bir yorum var:
“Başkan gemileri yaktı.”
Bana göre durum tam olarak böyle değil.
Ertuğrul Doğan gemileri yakmadı. Tam aksine, Karadeniz’in en dalgalı dönemlerinden birinde batmak üzereyken devraldığı o gemiyi önce suyun üzerinde tuttu, ardından rotasını belirledi ve limana yanaştırdı.
Trabzonspor’da bugün yapılan yıldız transferleri konuşuluyor. Rakamlar, isimler, bonservisler ve kurulan kadronun gücü tartışılıyor. Ancak bugünü değerlendirirken birkaç yıl önce kulübün içerisinde bulunduğu ekonomik tabloyu unutmamak gerekiyor.
Başkanlık koltuğuna oturduğunda önünde yalnızca güçlü bir takım kurma hedefi yoktu. Aynı zamanda ağır bir ekonomik yükle mücadele etmek, kulübün geleceğini güvence altına almak ve Trabzonspor’u yeniden sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak zorundaydı.
Bugün gelinen noktada Trabzonspor, tarihinin en önemli bonservis gelirlerinden bazılarını elde eden, oyuncu değerini yükseltebilen ve transfer piyasasında çok daha güçlü hareket edebilen bir kulüp görüntüsü veriyor.
Asıl önemli değişim de burada başladı.
Trabzonspor artık yalnızca oyuncu satın alan bir kulüp değil. Genç, gelişime açık ve gelecekte çok daha yüksek bedellere transfer olabilecek futbolcuları kadrosuna dahil eden bir yapı kurmaya çalışıyor.
Yani mesele yalnızca bugünü kazanmak değil.
Bugünün takımını kurarken yarının Trabzonspor’unu da oluşturmak.
Gelir gider dengesinin sağlanması, ekonomik yapının güçlendirilmesi ve saha içerisinde değer kazanabilecek bir oyuncu grubunun oluşturulması, gelecekte Trabzonspor’a yeni rekor bonservis gelirlerinin kapısını açabilecek en önemli adımlar.
Üstelik bütün bunlar yapılırken taraftarın en büyük beklentisi de unutulmadı: yarışan Trabzonspor.
Kurulan kadronun ardından yalnızca Trabzonspor camiasında değil, taraflı tarafsız birçok futbol yorumcusunda aynı düşünce oluşmaya başladı:
“Trabzonspor bu sezon şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri.”
İşte bu cümle aslında gelinen noktanın en önemli göstergelerinden biri.
Elbette transfer yapmak tek başına başarı anlamına gelmez. Büyük isimleri aynı kadroya toplamak da şampiyonluk garantisi vermez. Futbolun son sözü her zaman sahada söylenir.
Ancak yönetimlerin görevi o başarıya ulaşabilecek şartları oluşturmaktır.
Bugün Trabzonspor’un elinde hem yarışabilecek hem de gelecekte ekonomik değer üretebilecek güçlü bir oyuncu grubu varsa, ortaya konulan yönetim anlayışının hakkını teslim etmek gerekir.
Bu nedenle yeniden söylüyorum:
Başkan gemileri yakmadı.
Karadeniz’in ortasında fırtınaya yakalanmış, ağır yükü nedeniyle su almaya başlamış Trabzonspor gemisini önce batmaktan kurtardı.
Sonra yükünü hafifletti.
Rotasını yeniden çizdi.
Ve bugün o gemiyi yeniden açık denizlere çıkabilecek hale getirdi.
Şimdi yapılması gereken tek şey var:
Rotayı kupalara çevirmek.