Bugün modern dünyanın "Nemrutları" ve "Firavunları" olarak anılan Trump ve Netanyahu, teknolojik füzelerinin gölgesinde Müslüman kanı dökerken, aslında kendi sonlarını hazırlayan bir coğrafi kilide çarpmak üzereler: Hürmüz Boğazı.
Bu dar su yolu, sadece bir coğrafi geçit değil; mazlumun rızkını çalanlara karşı ilahi bir denge unsuru, küresel ekonominin ise şah damarıdır. Eğer bu damar kesilirse, o reklamı yapılan füzeler de, çalınan petroller de onları kurtarmaya yetmeyecektir.
TARİHİN KANLI VE GÖRKEMLİ KİLİDİ HÜRMÜZ’ÜN EZELİ ÖNEMİ
Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan, en dar noktasında sadece 33 kilometre genişliğe sahip olan devasa bir "boğaz"dır. Ancak bu 33 kilometre, dünya petrol ticaretinin üçte birinin geçtiği, küresel enerjinin nefes borusudur.
Eski çağlardan beri bu boğazı kontrol eden, Doğu ile Batı arasındaki zenginliği de kontrol etmiştir. Antik dönemde Mezopotamya’nın tahılı, Hindistan’ın baharatı ve Çin’in ipeği bu sularda yüzmüştür. Bugün ise durum daha vahimdir. Hürmüz, modern dünyanın kanı olan petrolün ana arteridir. Buradaki bir tıkanıklık, New York borsasından Tel Aviv sokaklarına kadar her yeri karanlığa gömecek bir deprem etkisindedir.
HÜRMÜZ’Ü ELE GEÇİRMEK İSTEYEN KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ?
Tarih boyunca bu kilit noktayı elinde tutmak isteyen her güç, büyük bir bedel ödemiştir.
PORTEKİZLİLERİN KISA SÜREN RÜYASI
16. yüzyılın başında Portekizli komutan Afonso de Albuquerque, Hürmüz’ü ele geçirerek Hint Okyanusu’nu bir Portekiz gölü haline getirmek istemişti. 1515’te boğazı ele geçirdiler ve burada devasa kaleler inşa ettiler. Ancak bu haksız işgal uzun sürmedi. 1622 yılında Safevi Şahı Abbas, İngilizlerin de yardımıyla Portekizlileri bu sulardan söküp attı. Bu, sömürgeci güçlerin Hürmüz’deki ilk büyük mağlubiyetiydi.
OSMANLI’NIN DENİZLERDEKİ MÜCADELESİ:
Osmanlı İmparatorluğu, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Hint Deniz Seferleri ile Hürmüz’ü kontrol altına alarak Portekiz zulmüne son vermeye çalıştı. Piri Reis gibi büyük amiraller bu sularda kadırgalarıyla mücadele etti. Osmanlı belki boğazın tam hakimi olamadı ama bölgedeki Müslüman halkın hamisi olarak emperyalistlerin iç kısımlara sızmasını asırlarca engelledi.
İNGİLTERE’NİN "HİNDİSTAN YOLU" TAKINTISI
19. yüzyılda İngiltere, Hindistan’a giden yolu güvence altına almak için Hürmüz üzerinde mutlak bir baskı kurdu. "Korsanlıkla mücadele" kılıfı altında bölgedeki yerel emirlikleri kendine bağladı. Ancak 1971’de İngiliz askerleri bölgeden çekilmek zorunda kaldı.
MODERN ÇAĞIN NEMRUTLARI TRUMP VE NETANYAHU’NUN KİRLİ OYUNU
Bugün sahnede Trump ve Netanyahu var. Biri "Önce Amerika" diyerek dünyanın zenginliklerine çöken bir tüccar, diğeri ise bölgeyi kan gölüne çeviren bir savaş suçlusu. Müslüman coğrafyasının petrollerini çalmak, topraklarını ilhak etmek ve her gün yeni bir suikast haberiyle dünyayı sarsmak onların rutini haline geldi.
Şimdi ise hedeflerinde İran var. Hürmüz Boğazı üzerinden bir bilek güreşi dönüyor. Ancak unuttukları bir şey var: Hürmüz, sadece bir su yolu değil, aynı zamanda bir direniş sembolüdür. Trump’ın ekonomik yaptırımları ve Netanyahu’nun askeri tehditleri, boğazın sularında boğulmaya mahkumdur.
BOĞAZ KİLİTLENİRSE NE OLUR? FİRAVUNLARIN EKONOMİK ÇÖKÜŞÜ
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması demek, dünya ekonomisinin kalp krizi geçirmesi demektir. Petrol fiyatlarının varil başına 200-300 dolara fırladığı bir dünyada, ne Trump’ın seçmenleri ne de İsrail’in destekçileri bu yükü kaldırabilir.
Küresel Enflasyon: Gıda fiyatlarından ulaşıma kadar her şeyin fiyatı katlanır.
Enerji Krizi: Batı dünyası karanlığa bürünür, sanayi çarkları durur.
Askeri Çıkmaz: ABD donanması dünyanın en gelişmiş gemilerine sahip olabilir ancak Hürmüz gibi dar ve sığ bir alanda, asimetrik savaş yöntemleri karşısında bu dev gemiler birer "yüzen tabuta" dönüşebilir.
ZULÜM İLE ABAD OLANIN SONU BERBAD OLUR
Netanyahu 76, Trump ise 79 yaşında. İkisi de tarihin tozlu sayfalarına gömülmeye hazırlanan, son çırpınışlarını gerçekleştiren yaşlı tiranlar. Onlar Müslüman çocukları öldürerek, liderlere suikast düzenleyerek ölümsüz olacaklarını sanıyorlar. Oysa tarih bize öğretmiştir ki; Firavun’u Kızıldeniz, Nemrut’u da bir sinek bitirmiştir.
Bugünün Firavunlarını da Hürmüz’ün suları bekliyor olabilir. Eğer bu boğazda bir çatışma başlar ve petrol akışı durursa, Trump’ın "yeniden büyük Amerika" hayali de, Netanyahu’nun "vaat edilmiş topraklar" rüyası da o suların derinliklerine gömülecektir.
İnsan olmanın onuru, bu iki zorbaya karşı dik durmayı gerektirir. Hürmüz Boğazı sadece İran’ın veya Umman’ın değil, emperyalizme dur diyen her vicdanlı insanın mevzisidir. Kellelerini götürür mü bilinmez ama Hürmüz, bu tiranların siyasi ve askeri kariyerlerinin mezarı olmaya adaydır.
Zamanın Nemrutlarına karşı, Hürmüz’ün adaleti yakındır!
"Dünya sultanlara kalmadı, size de kalmayacak."
Hakan MUHTAR