İsrail’i, yer yerinden oynaya oynaya, delik deşik yapa yapa, sözde o "büyük" hayallerini başlarına yıkarak onları yeniden "kocaman" yapmaya devam ediyorlar. Ama bu büyüklük, bir ihtişamın değil, içine düştükleri devasa çukurun büyüklüğüdür!
Aptal insana ne derseniz deyin, hangi hakikati yüzüne çarparsanız çarpın, sonuç değişmez. Hakaret etseniz de anlamaz, aşağılasanız da duymaz. Çünkü aptal, kendi cehaletinin kozasında o kadar hapsolmuştur ki, kendisine galiz küfürler edilse bile bunu bir iltifat sanacak kadar şuurunu yitirmiştir. Kendini bir "tırtt" zannetmeye, o sahte görkeminin gölgesinde serinlemeye devam eder. Karşısındaki füzeyi havai fişek sanan bu zihniyetle tartışacak bir şey yok; onlara sadece izlemek düşer.
SATILMIŞ RUHLARIN PAZARYERİ İKİ AYAKLI KÖPEKLER
Neymiş? İsrail ve Amerika el ele verip İran’a kara harekatı düzenleyeceklermiş. Ulan embesil kafalar, ulan beyinleri sulanmış bunaklar! Siz kimi, nerede, nasıl dize getireceğinizi sanıyorsunuz? Sizin tüm gücünüz, sığındığınız o çelik yığınlarından, uçaklardan ve füzelerden ibaret. Bir de tabii, ülkelerin içine sızarak, makam koltukları ve dolar desteleriyle satın aldığınız o "köpekler" var.
Burada bir parantez açalım: Köpek derken, o sadık, asil, dört ayaklı hayvanlardan söz etmiyorum. Onlar doğanın en şerefli canlılarıdır. Benim sözüm, iki ayaklı, kravatlı, makam sahibi ama ruhu Siyonizm’e prangalanmış "it oğlu itlere!" Bunlar öyle aşağılık bir gürültü korosu ki; makam için vatanını, para için milletini, koltuk için haysiyetini satarlar.
Şerefsizliğin, onursuzluğun ve gurursuzluğun bu kadarı tarihte az görülmüştür. Siyonist efendileri emretmiş olsa; çekinmeden her türlü ahlaksızlığa imza atabilecek, hiçbir kutsalı kalmamış, "dip çukur" insan müsveddeleridir bunlar. Amerika’nın ve İsrail’in gücü işte bu lağım çukurundan, bu satılmış ruhların ihanetinden besleniyor.
SİYONİST TERÖRÜN MÜSLÜMAN COĞRAFYASINDAKİ AYAK İZLERİ
Tabii bu gücün buralara kadar gelmesi bir tesadüf değil. Tarih boyunca yapılan hatalar, hırslar ve yanlış kararlar, ne yazık ki bu Siyonist teröristleri Müslüman halkların başına bela etti. İçerideki hainlerle dışarıdaki zalimlerin iş birliği, bu coğrafyayı kan gölüne çevirdi.
Müslüman ülkeler ne zaman ki vitrine çıkarılan, küresel güçlerin "uygun gördüğü" kuklaları değil de, gerçekten halkın bağrından kopmuş, yüreği milletiyle atan gerçek liderlerini seçme özgürlüğüne kavuşursa, işte o gün oyun bozulur. İşte o gün İsrail ve Amerika gibi küresel zorbalarla gerçek anlamda, mertçe ve dişe diş bir mücadele başlar. O gün gelene kadar, bu satılmışların ihaneti, coğrafyanın kaderini karartmaya devam edecek.
TOP PATLASA DONUNA DOLDURAN KORKAKLARIN SAVAŞI
Gelelim o çok konuşulan "kara savaşı" masalına...
Top patlasa, "bomba patladı" diye korkudan altına eden, sığınaklara koşan o korkak İsrailliler mi İran ile kara savaşına girecek? Güldürmeyin insanı! Sizin askerleriniz ancak tepeden tırnağa zırhlı araçların içinde, dünyanın en gelişmiş koruma kalkanları arkasında, sivil halka ateş açarken "kahraman" kesilir. Karşılarında eli silah tutan, ölümü göze almış bir iman ordusu gördüklerinde kaçacak delik ararlar.
Ya da parayla tutulmuş, asker kılıfı altındaki o kiralık katil Amerikalılar mı İran dağlarında savaşacak? Paralı asker dediğin, cebine girecek dolara bakar; İranlı mücahit gibi şehadete değil! Ölümden korkan bir ordu, ölümü özleyen bir milleti asla yenemez.
GAZZE SİZİN UTANCINIZ, ONLARIN ZAFERİDİR
Gazze’de ne yaptığınızı dünya gördü. Halkın ellerini bağladınız, kollarını, ayaklarını bağladınız. Gözlerini bağlayıp karanlığa mahkûm ettiniz. İnsanları aç bıraktınız, susuz bıraktınız, ilaçsız bıraktınız. Sizler orada tıka basa, çatlayana kadar yerken, Gazzeli çocukların üzerine tonlarca bomba yağdırdınız.
Son teknoloji silahlarınızla, tanklarınızla, uçaklarınızla, arkasındaki devasa lojistik desteğinizle Gazze’ye kara savaşı başlattınız da ne oldu? El kadar yerde, bir avuç yürekli insana karşı korkudan donlarınıza doldurup yenilmediniz mi? O daracık sokaklarda tanklarınızın nasıl hurdaya döndüğünü, askerlerinizin nasıl ağlayarak kaçtığını tüm dünya izledi.
Düşünün bakalım; Gazze’de, o kuşatılmış, imkanları kısıtlı bölgede kara savaşında yenilen bu korkak, embesil kadrosunun, İran’ın o uçsuz bucaksız coğrafyasında, binlerce yıldır varlığını sürdüren devasa ordusu karşısında kazanması mümkün mü? Bu bir hayal bile değil, bu bir intihar mektubudur!
HODRİ MEYDAN, İRAN SİZİ SABIRSIZLIKLA BEKLİYOR!
Eceli gelen köpek, gider cami duvarına işer, derler. Eceli gelen "köpek oğlu köpek" de gider İran’da kara savaşı başlatır. Eğer zerre kadar cesaretiniz varsa, eğer "maçanız yiyorsa" buyurun, girin o topraklara. Hodri meydan!
Buraya not düşüyorum: İran, sizi tarihin çöplüğüne gömmek, hepinizi cehennemin dibine postalamak için sabırsızlıkla bekliyor. O süpersonik füzeler sadece bir başlangıçtı. Eğer o sınırı geçme gafletinde bulunursanız, kaçacak bir Washington’unuz, sığınacak bir Tel Aviv’iniz kalmayacak.
Siyonizmin ve emperyalizmin o kibirli kuleleri, İran’ın vatansever evlatlarının ayakları altında ezilmeye mahkûmdur. Kara savaşı mı istiyorsunuz? Gelin de, o toprakların size nasıl mezar olacağını, o "iki ayaklı köpeklerinizin" sahiplerini nasıl terk edip kaçacağını hep beraber görelim.
Sonuç değişmeyecek: İran vurmaya, siz ise "kocaman" olmaya devam edeceksiniz. Ama bu büyüklük, tarihin gördüğü en büyük utancın ve yıkımın büyüklüğü olacak!
Hakan MUHTAR