İSRAİL VADEDİLMİŞ SALAKLIKTAN KURTULMALI

Dünya tarihi, gücün sarhoşluğuyla gözü dönmüş, kendi kibrinde boğulan liderlerin ve devletlerin hazin sonlarıyla doludur.

Abone Ol

Bugün Orta Doğu’da şahitlik ettiğimiz tablo, sadece bir savaş veya siyasi gerilim değil; bir devletin kendi elleriyle ördüğü "vadedilmiş bir felakete" doğru sürüklenişidir. Artık açık konuşmanın vakti geldi: İsrail, içine düştüğü bu vadedilmiş salaklıktan bir an evvel kurtulmak zorundadır.

HER KUŞUN ETİ YENMEZ

Siyasetin ve savaşın kadim kuralıdır: Boyundan büyük işlere kalkışan, sonunda kendi altında kalır. İsrail yönetimi, arkasındaki lobilerin ve sınırsız silah desteğinin verdiği şımarıklıkla her kapıyı kırabileceğini, her kaleyi fethedebileceğini sanıyor. Ancak unuttukları bir gerçek var: Her kuşun eti yenmez.

Yıllardır bir "terör yuvası" gibi yönetilen, uluslararası hukuku hiçe sayan ve komşularının egemenlik haklarını her gün çiğneyen bir yapı, elbet bir gün sert bir kayaya çarpacaktı. Kendi güvenliğini başkalarının güvensizliği üzerine inşa etmeye çalışan Tel Aviv yönetimi, bugün ektiği rüzgârın fırtınasını biçmekle karşı karşıyadır.

HER ÜLKEYE SAVAŞ AÇILMAZ

Modern dünya düzeninde "Güç bende, istediğimi yaparım" mantığı artık dikiş tutmuyor. İsrail, bölgedeki her aktörü sindirebileceğini, her devleti dize getirebileceğini düşünerek stratejik bir yokoluşa imza atıyor. Her ülkeye savaş açılmaz. Diplomasiyi bir kenara itip sadece namlunun ucundan konuşanlar, gün gelir namlunun diğer ucunda kendilerini bulurlar.

İran gibi yaklaşık 3bin yıllık köklü bir devlet geleneğine sahip, askeri kapasitesi ve bölgesel nüfuzu ile küçümsenemeyecek bir gücü doğrudan hedef almak, sadece İsrail için değil, tüm dünya için bir yıkım senaryosudur.

Bugün Tel Aviv sokaklarında yankılanan siren sesleri, Netanyahu hükümetinin "yenilmezlik" illüzyonunun çatlama sesleridir. Bir devlet, kurmuş olduğu yapıyı bir terör odağı gibi kullanmaya devam ederse gün gelir o yapı, başına yıkılır.

HERKESİN BAM TELİNE BASILMAZ

Sabır, sonsuz bir hazine değildir. İsrail, on yıllardır bölge halklarının onuruyla, kutsallarıyla ve yaşama haklarıyla dalga geçip oynayarak herkesin bam teline basmıştır.

İnsanları köşeye sıkıştırdığınızda, kaybedecek bir şeyi kalmayanların öfkesiyle karşılaşırsınız. Bugün bölgedeki infialin temel sebebi, İsrail'in "dokunulmazlık" zırhına bürünerek yıllardır yaptığı pervasız saldırılardır. Ancak unutulmamalıdır ki; herkesin bir dayanma noktası vardır ve o nokta aşıldığında o coğrafya ateş topuna döner.

NETANYAHU GİBİ BİR AHMAĞA SİLAH TESLİM EDİLMEZ

Şu anki tablonun en büyük sorumlusu, koltuğunu korumak adına bölgeyi ateşe vermekten çekinmeyen Binyamin Netanyahu’dur. Bir siyasetçiden ziyade, bir savaş suçlusu profili çizen bu şahıs, akıllı olmayı ve rahat durmayı öğrenmek zorundadır. Ancak görünen o ki, uzun zamandır kendisinin hırsı, aklının önüne geçmiş durumda.

Dünya kamuoyu şunu artık görmeli: Netanyahu gibi ahmak bir insana ne para ne de silah teslim edilir. Ona verilen her mermi, masum bir çocuğun canına; ona verilen her dolar, bölgedeki istikrarsızlığın daha da derinleşmesine hizmet ediyor. Kendi halkının güvenliğini bile tehlikeye atan, koltuk hırsı için bölgesel bir savaşı tetikleyen birine destek vermek, bu suça ortak olmaktır.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SİLAH DENETÇİLERİ GÖREVE

Orta Doğu’nun ve dolayısıyla dünyanın selameti için radikal adımlar atılmalıdır. Kontrolden çıkmış, nükleer ve konvansiyonel silahlarıyla çevreye tehdit saçan bir İsrail, küresel bir güvenlik sorunudur.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİLAH DENETÇİLERİ DERHAL İSRAİL’E GİRMELİDİR

İsrail’in elindeki kontrolsüz güç imha edilmelidir. Bu bir tercih değil, dünyanın bekası için bir zorunluluktur. Elinde tuttuğu silahlarla "vadedilmiş bir salaklığın" peşinden giden, sağa sola saldıran bu yapı dizginlenmezse, ortaya çıkacak yangını hiçbir itfaiye söndüremez.

DÜNYANIN SELAMETİ İÇİN ŞART

İsrail halkı da dahil olmak üzere tüm bölge halklarının huzuru, bu saldırgan ve akıldışı politikanın sona ermesine bağlıdır. Silahların gölgesinde değil, adaletin ışığında bir düzen kurulmalıdır. Netanyahu ve şürekası, tarihin çöplüğüne gönderilmedikçe ve İsrail’in elindeki o kontrolsüz güç denetlenmedikçe, Orta Doğu’ya bahar hiç gelmeyecektir.

Dünya artık bu şımarıklığa "dur" demeli. Çünkü bu vadedilmiş salaklık, sadece İsrail’i değil, tüm insanlığı bir felakete sürüklüyor.

Hakan MUHTAR

{ "vars": { "account": "G-39SSKFJRW0" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-JV1786CP4L" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }