İstanbul’da şiddetli yağışların ardından dere yataklarında bulunan bazı yapıların yıkılması, taşkın riski taşıyan bölgelerdeki yapılaşmayı yeniden tartışmaya açtı. Yaşanan gelişmeler, yoğun yağışların sık görüldüğü Trabzon, Rize, Artvin ve Giresun’da geçmiş yıllarda meydana gelen afetleri de yeniden gündeme taşıdı.
Doğu Karadeniz’in dik yamaçları, dar vadileri ve kısa mesafede denize ulaşan akarsuları, yoğun yağışlarda su seviyesinin hızla yükselmesine neden olabiliyor.
TRABZON VE GİRESUN’DA ACI TECRÜBELER YAŞANDI
Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Çamlıktepe Mahallesi’nde 18 Haziran 2019’da meydana gelen sel ve heyelanda 10 kişi hayatını kaybetti. Evler, yollar ve köprüler zarar görürken arama kurtarma çalışmaları günlerce sürdü.
Giresun’un Dereli ilçesinde 22 Ağustos 2020’de yaşanan selde ise 11 kişi yaşamını yitirdi. Aynı yıl Rize ve Artvin’de yaşanan sel ve heyelanlarda da yerleşim alanları ile altyapı ciddi zarar gördü.
Bu örnekler, dere yatakları çevresindeki yapılaşmanın ve akarsu geçiş alanlarının daralmasının oluşturabileceği riskleri bir kez daha ortaya koydu.
“DERE CANLI BİR VARLIKTIR”
KTÜ Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, dere yataklarının kapatılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti.
Ersoy, “Özellikle Trabzon'da 30 yıl önce açıkta olan bir çok derenin üzerinin kapandığı görüyoruz” diyerek, çözümün yalnızca bölgesel müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Ersoy ayrıca, “Dere canlı bir varlıktır. Dere yatağının üzerinin kapanması taşkın riskini doğuruyor demek yetmez, dere canlıdır” ifadelerini kullandı.

HAFRİYAT VE MENFEZLER DE RİSK OLUŞTURUYOR
Prof. Dr. Ersoy, dere yataklarına dökülen hafriyatların zaman içerisinde menfezleri tıkayabileceğini ve suyun doğal akışını bozabileceğini belirtti.
Geçmişte Çamlıktepe ve Of’ta yaşanan olayları hatırlatan Ersoy, dere yataklarının üstünün ve önünün kapatılmasının riskleri artırdığına dikkat çekti.

“YERLEŞİMİN AZALTILMASI GEREKİYOR”
Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazihan Ursavaş da dere yataklarındaki yapılaşmaya dikkat çekti.
Ursavaş, “Dere yataklarının bir düzen içerisine alınması ve yerleşimin azaltılması gerekiyor” diyerek, yerleşim alanlarının taşkınlardan daha az etkilenmesi için ilgili kurumların önlem alması gerektiğini vurguladı.
İstanbul’da yaşanan son gelişmeler, suyun doğal akış alanlarının korunmasının yalnızca büyükşehirlerde değil, Doğu Karadeniz’de de önemini koruduğunu bir kez daha ortaya koydu.





