Trabzonspor’umuzun hem ligde hem de Avrupa’da başarılı olabilmesi için çok kaliteli bir orta saha transferine ihtiyacı var. Aslında bu transfer geçen sezon bile gerekliydi. Ancak Oulai’nin atletizmi, topları kesmesi ve kazandığı topları hızlı bir şekilde üçüncü bölgeye taşıması bu eksikliği büyük ölçüde gizledi. Folcarelli’nin iyi performansının da bunda önemli bir payı vardı.
Şimdi durumu basit bir mantıkla irdeleyelim.
Trabzonspor, Oulai’nin yerine bir oyuncu transfer etmedi. Peki bunun sebebi Oulai’nin takım için çok gerekli bir oyuncu olmaması mıydı? Eğer öyleyse, çok gerekli olmayan bir oyuncuyu neden 30 milyon euronun altında satmaya yanaşmadık?
Yok, eğer Oulai gerçekten bu takım için önemli ve gerekli bir oyuncuysa, o zaman neden yerine bir oyuncu alınmadı?
Onun yaptığı işi mevcut kadrodan birisi mi yapacak? O isim Bouchari mi?
Bu sorulara objektif cevap verdiğimizde ortaya çıkan sonuç bana göre çok açık: Trabzonspor’un çok iyi bir 6 numaraya, hatta onun arkasında oynayabilecek güvenilir bir alternatife ihtiyacı var.
Diyelim ki klasik anlamda bir “saf 6” Fatih Tekke’nin mevcut oyun sistemine uymuyor. Çünkü Trabzonspor, oyunun her bölgesinde pas yapabilen ve oyun kurabilen oyuncular üzerinden bir yapı oluşturmaya çalışıyor. O zaman ihtiyaç ortadan kalkmıyor; sadece aradığımız oyuncunun profili değişiyor.
Ya iki merkez orta sahanın arkasında stoperlerle bağlantıyı kurabilecek, baskı altında top alabilecek, oyunun yönünü değiştirebilecek ve gerektiğinde savunmanın önünü kapatabilecek bir oyuncuya ihtiyacımız var; ya da Oulai gibi hem top kazanabilen hem de kazandığı topu hızla üçüncü bölgeye taşıyabilen bir oyuncuya. Birinci profilin en iyi örneklerinden biri, herkesin yakından tanıdığı Hakan Çalhanoğlu. Elbette burada “Hakan alınmalı” demiyorum; bahsettiğim şey oyuncunun ismi değil, profili. İkinci profil ise futbolda zaten kolay bulunan bir oyuncu tipi değil. Oulai’nin henüz bu kadar genç ve tecrübesiz olmasına rağmen 30 milyon euro seviyesinde değer görmesinin temel sebeplerinden biri de tam olarak buydu. Çünkü topu kazanabilen, fiziksel olarak alan kapatabilen ve aynı zamanda topu sürerek üçüncü bölgeye taşıyabilen oyuncuların sayısı oldukça sınırlı.
Bu noktada Salih’ten de çıkmış olmamız açıkçası bana biraz garip geldi. Umarım gittiği yerde çok başarılı olur, gelişir ve Trabzonspor’a daha güçlü bir şekilde geri döner.
Özetle, Trabzonspor’umuzun hem ligde hem de Avrupa’da hedeflerine ulaşabilmesi için orta sahadaki bu eksikliğin giderilmesi gerekiyor. Hatta bana göre bu ihtiyaç ikinci forvet transferinden daha öncelikli.
Ama Kasımpaşa Maçının Bahanesi Bu Değil
Bütün bunları söyledikten sonra Kasımpaşa maçı özelinde başka bir gerçeği de kabul etmek gerekiyor:
Yukarıda yazdıklarım bu maçın bahanesi olamaz. Mevcut Trabzonspor kadrosunun Kasımpaşa’yı, 6 numara transferi yapılsın veya yapılmasın, yenmesi gerekirdi.
Takımda birçok oyuncuda hem fiziksel bir yorgunluk hem de zihinsel bir dağınıklık göze çarpıyor. Bunun sebebi nedir bilmiyorum ama benzer işaretleri hazırlık karşılaşmalarında da gördük.
Nwaiwu’nun hazırlık maçlarında sebep olduğu penaltılarla Pina’nın bugün yaptırdığı penaltı arasında zihinsel açıdan çok büyük bir fark olduğunu düşünmüyorum. Bunlar bana göre yorgunluk ve konsantrasyon kaybıyla açıklanabilecek hatalar. Normal şartlarda iki oyuncunun da sürekli bu tür hatalar yapacak oyuncular olduğunu düşünmüyorum.
Aslında maça baktığımızda ilk yarıda, özellikle de ilk 25 dakikada, mükemmele yakın bir Trabzonspor vardı. Takım sahaya hükmetti, oyunu istediği şekilde yönlendirdi ve rakibine üstünlüğünü kabul ettirdi.
Tam oyundan çıkarılacakken Saviola’nın attığı gol ise gerçekten mükemmeldi.
Fakat golden sonra Trabzonspor’da konsantrasyonun giderek düştüğünü gördük. Takımın saha içindeki disiplini ve bağlantıları zayıfladı.
Büyük ihtimalle Fatih Tekke, Salah’ı 70’li dakikalarda oyuna almayı planlıyordu. Ancak yapılan gereksiz penaltıyla beraberlik gelince Salah’ın oyuna girişi erkene çekilmek zorunda kaldı.
Ve Salah…
Topla yaptığı neredeyse her hareket, bu takıma ne kadar farklı bir kalite getirebileceğinin sinyalini verdi. Trabzonspor’a çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Hücumda elimizde gerçekten müthiş bir silah var. Form tuttukça, takım arkadaşlarını tanıdıkça ve Trabzonspor’un oyununa alıştıkça çok daha özel işler yapacaktır.
Asıl Problem: Takımın Boyu Uzadı
Bu maçta beni en fazla rahatsız eden konulardan biri ise üçüncü bölgedeki oyuncularımızın hücuma çıktıktan sonra geri dönüşlerde yaşadığı problemdi.
Özellikle ikinci yarıda ileri uç ile orta saha arasındaki mesafe gereğinden fazla açıldı. Bunun sonucunda Kasımpaşa orta sahayı zaman zaman çok kolay geçti ve Trabzonspor savunmasını hazırlıksız yakaladı.
Bu seviyede rakibe bu kadar geniş alan bırakamazsınız.
Fakat bunun kalıcı bir problem olacağını düşünmüyorum. Çünkü benim bildiğim Fatih Tekke, maç tekrarını oyuncularına izlettirdiğinde bu pozisyonları tek tek gösterecek ve yapılan hataların üzerinde duracaktır.
Zaten sezonun ilk maçlarında fiziksel seviyenin ve takım içi uyumun henüz istenilen noktaya gelmemiş olması şaşırtıcı değil. Önemli olan bu problemlerin sezon ilerledikçe azalması.
Bu Kadro Geçen Sezondan Daha İyi
Bütün eleştirilerime rağmen genel tabloya baktığımda Trabzonspor’un geçen sezona göre çok daha iyi bir kadroya sahip olduğunu düşünüyorum.
Orta sahadaki problem çözüldüğünde ve Batagov’un gelişiyle birlikte savunmadaki yapı da oturduğunda takımın gerçek seviyesini daha net göreceğiz. Bu takımın geçen sezonun cok üzerine çıkacağına inanıyorum.
Hatta ihtiyaç duyduğumuz 6 numara transferi yapılmasa bile Trabzonspor’un ligde çok iyi yerlere geleceğine dair inancım yüksek.
Fakat mesele yalnızca lig değil.
Eğer gerçekten üst düzey bir 6 numara alabilirsek, o zaman Trabzonspor’un Avrupa’da da çok farklı hedeflerin peşinden gidebileceğini düşünüyorum. Çünkü Avrupa seviyesinde küçük eksiklikler çok daha büyük problemlere dönüşüyor. Orta sahadaki denge ve geçiş savunması da bunların başında geliyor.
Kasımpaşa karşısındaki beraberliği bu nedenle büyük bir felaket olarak görmüyorum. İlk maçın getirdiği şanssızlıklara, henüz tam olarak giderilemeyen eksiklere ve sakatlıklara rağmen özellikle ilk yarıda çok iyi, ikinci yarıda ise zaman zaman yeterli bir Trabzonspor izledik.
Sezonun başlangıcı için bunlar kabul edilebilir problemler.
Ancak önümüzdeki beş maçlık süreç önemli. Umarım takım bu dönemi gereğinden fazla puan kaybetmeden geçer.
Benim tahminim ilk beş haftanın sonunda 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet.
Sonrasında ise eksikler tamamlandıkça, oyuncular fiziksel olarak istenilen seviyeye geldikçe ve takım Fatih Tekke’nin oyununu daha iyi uygulamaya başladıkça yenilmesi çok daha zor bir Trabzonspor ortaya çıkacağını düşünüyorum.
Bu takımın potansiyeli var.
Salah gibi fark yaratabilecek oyuncuları var. Kadro geçen sezondan cok daha güçlü. Teknik heyetin ne yapmak istediği de belli.
Şimdi eksik olan parçayı tamamlamak gerekiyor.
Çok kaliteli bir 6 numara.
Çünkü o transfer yalnızca orta sahadaki bir boşluğu doldurmayacak.
Trabzonspor’un hedefinin sadece ligde iyi bir sezon geçirmek mi, yoksa hem Türkiye’de hem Avrupa’da gerçekten iddialı bir takım olmak mı olduğunu da gösterecek.