İsrail denilen ülke, bugün Ortadoğu’nun kalbine saplanmış, paslı ama her zerresi zehirli bir hançer gibi duruyor. Bu öyle bir ülke ki, girdiği her damarı kurutuyor, bastığı her toprağı çoraklaştırıyor ve dokunduğu her hayatı söndürüyor.
BU COĞRAFYADA YERLERİ YOK, BAŞKA BİR DÜNYAYA AİTLER!
Şu gerçeği artık tüm çıplaklığıyla, hiçbir diplomatik nezakete sığınmadan kabul etmeliyiz: İsrail’in bu coğrafyada yerinin olmadığı, bu topraklara ait olmadığı çok belli. Ortadoğu’nun binlerce yıllık kardeşlik kültüründen, komşuluk hukukundan, insani bağlarından o kadar uzaklar ki; sanki bu dünyaya değil, başka bir dünyaya, karanlık bir boyuta aitler.
İnsanca yaşamakla, bu toprakların kadim ruhuyla hiçbir alakaları yok. Ortadoğu halkları ve bu kadim halkların kardeşlikleriyle yakından uzaktan bir bağ kurmaları imkansız; çünkü mayaları bu coğrafyanın dostluğuyla değil, Siyonizm’in köhneleşmiş nefretiyle yoğrulmuş. Bana kalırsa, bu kadar zulmü reva gören, çocukları katletmekten gizli bir haz alan bu topluluk sadece cehenneme aittir. Allah’ın izniyle hak ettikleri o cehenneme eninde sonunda gidecekler.
SİYONİZMİN KUŞATMASI VE EKONOMİK SÖMÜRÜ ÇARKI
İsrail sadece toprakları değil, bölgenin geleceğini ve kaynaklarını da işgal ediyor. Siyonizm’in kuşatması sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik bir prangadır. Nil’den Fırat’a kadar uzanan o sapkın "Arz-ı Mev'ud" hayali, aslında ekonomik bir sömürü imparatorluğunun da kod adıdır.
Bu siyonist ülke, bölge ülkelerinin kendi ayakları üzerinde durmasını asla istemiyor. Ne zaman bir İslam ülkesi kalkınmaya başlasa, hemen Mossad devreye giriyor, hemen Amerikan ambargoları kapıyı çalıyor. İsrail, komşularının zayıflığından güç alan bir parazittir.
BATI MEDYASININ KANLI TİYATROSU
Dünya, İsrail’in katliamlarını neden görmüyor? Çünkü haber merkezleri Siyonist sermayenin ipoteği altında. Batı medyası için bir Filistinli çocuğun parçalanmış bedeni sadece bir "istatistik" iken, bir işgalci askerin tırnağının kanaması "dünya krizi" olarak servis edilebilir. BBC, CNN ve diğerleri; İsrail’in savaş suçlarını "meşru müdafaa" makyajıyla süsleyip dünyaya pazarlayan birer halkla ilişkiler ajansı gibi çalışıyor.
KATLİAM, SOYKIRIM VE GÖZYAŞI: AYNI "DAVUT YILDIZI"!
Bölgedeki her istikrarsızlığın, her faili meçhul suikastın, her toplu ölümün altını kazıdığınızda karşınıza aynı "Davut Yıldızı" çıkıyor. O yıldız artık bir inancın sembolü değil, masumların kanıyla çizilmiş bir işgal haritasının mührüdür.
Bir bakıyorsunuz bir anne evladının parçalarını çöp poşetlerinde topluyor, bir bakıyorsunuz binlerce çocuk "kayıp" listelerine eklenmiş... Çocukların kaçırılıp öldürülmesi, hastanelerin bombalanması, ibadethanelerin yerle bir edilmesi... Tüm bunlar bir devletin yapabileceği şeyler değil, sadece cehenneme ait bir yapının icraatları olabilir.
MOSSAD VE İSLAM DÜNYASINA SIZAN İHANET ŞEBEKELERİ
Gelelim şu dünyaya "istihbarat devleri" diye pazarlanan Mossad’a...
Bu yapı sadece dışarıdan saldırmıyor, içeriden de çürütüyor. İslam dünyasının içine sızmış, satın alınmış piyonlar aracılığıyla kardeşi kardeşe düşman ediyorlar. Mossad’ın laboratuvarlarında insanlık değil, sadece "fitne" üretilir.
Görev tanımları çok net: Satın al, kışkırt, ayaklandır ve yok et!
AMERİKA-İSRAİL SUÇ ORTAKLIĞI
Washington, İsrail’in sadece müttefiki ya da koruyucusu değil; bu kanlı sofranın baş garsonudur. Amerika’nın desteği olmasa, İsrail bir hafta bile bu küstahlığı sürdüremez. Trump gibi bir şovmen ile Netanyahu gibi bir savaş suçlusu el sıkıştığında, aslında Ortadoğu’nun ölüm fermanı da imzalanmış oluyor.
ŞATAFATLI KOLTUKLAR MI, ONURLU BİR DURUŞ MU?
Ey lüks içinde yüzen Ortadoğu liderleri!
O üzerine oturduğunuz, altınızdaki saltanat koltukları halkın kanıyla ıslanıyor farkında mısınız? İsrail’e karşı "Hoppala! Dur bakalım orada, otur yerine!" mesajını en gür sesle vermediğiniz sürece, o ateş bir gün sizin saraylarınızın perdelerini de tutuşturacak.
DERHAL SİLAHSIZLANDIRMA!
İsrail, elindeki gücü bir savunma aracı olarak değil, bir "soykırım değirmeni" olarak kullanıyor. Eğer dünya barışı diye bir şey gerçekten varsa, İsrail’in derhal silahsızlandırılması küresel bir zorunluluktur. Eli kanlı bir caniye daha fazla silah vermek, yangına körükle gitmektir.
YA DİRENİŞ YA YOK OLUŞ!
Müslümanlar ilk önce kendi medyasını, kendi sosyal medyasını ve kendilerine ait eğitim öğretim sistemlerini kurmak zorunda!
Yoksa Siyonist yapı bir engerek yılanı gibi insanların ve çocukların zihinlerine; sanal kumarı, fuhşu, ahlaksızlığı ve insanı insani yaşamdan koparmayı hedefleyen her türlü pisliği enjekte etmeye devam edecek.
Bunu büyük bir ustalıkla, sanki böyle olmasını istemiyormuş gibi, "mış" gibi yaparak gerçekleştiriyorlar. Zihinleri büyük bir maharetle zehirliyorlar. Eğer bugün bu kuşatmaya karşı dimdik durulmazsa, yarın konuşacak bir Ortadoğu kalmayacak. Ya bu ölüm makinesi durdurulacak ya da bu coğrafya küllerinden yeniden doğana kadar yanmaya devam edecek!
Allah’ın izniyle hak ettikleri o yere gidecekleri gün yakındır; ama o güne kadar bizim görevimiz bu zulmü haykırmak ve bu kirli tezgahı bozmaktır.
Hakan MUHTAR