Trabzonspor'un 59. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Papara Park'ta tören düzenlendi.

TRABZONSPOR İMKANSIZDAN MÜMKÜNE ULAŞAN BÜYÜK BİR KURUMDUR

Eski Bakan Faruk Nafız Özak: "Çok değerli Trabzonsporlular, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Biraz önce izlediğimiz görselde çok duygulandık, büyük mutluluklar yaşadık, gözlerimiz yaşardı. Çok değerli arkadaşlarımızı, abilerimizi kaybettik. Artık aramızda değiller. Nur içinde yatsınlar. Akşam, “Biraz elime kalem alayım, bir şeyler yazayım.” dedim. Elli yıl, elli dokuz yıl beş dakikaya sığmaz. Dolayısıyla bu konuda bir kitap hazırladık. Mahmut Bey ve kulübümüzden Murat Taşkın Bey ile birlikte hazırladığımız kitap 450 sayfa oldu. Sanırım orada bir şeyler anlatmaya çalıştık. Trabzonspor’u beş dakikada anlatmak gerçekten çok zor. Biraz önce Mahmut Bey de söyledi. Trabzonspor, imkânsızdan mümküne ulaşan büyük bir kurumdur. Burada karşımda çok değerli arkadaşlarımızı, futbolcu arkadaşlarımızı görüyorum. Birlikte forma ıslattık. Onların da çok büyük emekleri var. Gelemeyenler var, aramızdan ayrılanlar var. Hepsini rahmetle anıyorum. Trabzon; şehzadeler şehri, İpek Yolu’nun kadim bir şehri ve Karadeniz’in merkezidir. Sanatın, ticaretin, turizmin, eğitimin ve sağlığın merkezidir. Osmanlı döneminde başlayan bir spor alışkanlığı vardır burada. Kavak Meydanı’nda cirit, güreş ve ok yarışları yapılırdı. Ancak 1910’lu yıllarda, Osmanlı döneminde Trabzon’da futbol oynanmaya başlandı. Bunu da “Trabzon’un Spor Tarihi” kitabında yazdık. Kitap 1300 sayfa oldu. Fazla zamanınızı almak istemiyorum. 1920’li, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda İdmanocağı, İdmangücü ve diğer kulüpler kuruldu. Bu kulüpler o kadar önemli kulüplerdi ki ben de bunlardan biri olan İdmanocağı’nda yetiştim. Bu kulüpte yalnızca futbol yoktu. Tenis, eskrim, boks, güreş, atletizm, yüzme ve kürek yarışları vardı. Buradan İstanbul’a gidip kürek yarışlarına katılabiliyorlardı. Bundan daha önemlisi, klasik eserlerin bulunduğu bir kütüphane vardı. Klasik Türk musikisi, Türk sanat musikisi, Türk halk musikisi ve tiyatro vardı. Yani kulüplerimiz âdeta birer eğitim merkeziydi. Bizler de bu kulüplerden yetiştik. Ahmet Suat Hocamız ve Özkan Hocamızla birlikte büyüdük. Zaten o dönemden, ilk kuruluştan kalan iki futbolcu şu anda Trabzon’da bulunuyor. Biri Necmi Zelekli, diğeri de benim. 1967 yılının temmuz ayında İdmanocağı’ndan kırmızı-beyazlı Trabzonspor’a geçtik. Üç gün sonra da bordo-mavili Trabzonspor ortaya çıktı. O günleri hâlâ hatırlıyoruz. Fakat kurucularımızdan hiç kimse kalmadı maalesef. Hepsini rahmet ve minnetle anıyoruz. Allah rahmet eylesin. O dönemden yalnızca değerli Ataman ağabeyimiz kaldı. Ona da sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Kızı da burada. Allah şifalar versin. Kırmızı-beyazlı Trabzonspor’a transfer olan beş futbolcu vardı. Suat Ağabey, Özkan Ağabey, Atay ve Abdur… Bunların hepsi rahmetli oldu. O takımda bugünkü başkanımızın dayıları Coşkun Ağabey ve Güler Şahinkaya da vardı. Onlar da efsane futbolculardı. Bugün bu bakımdan çok mutluyuz. Onların yeğeni, kuzeni bugün Trabzonspor’un başkanıdır. İdmangücü’ne de İdmanocağı’na da saygı duyuyoruz. İdmangücü olmasa İdmanocağı, İdmanocağı olmasa İdmangücü olmazdı. İkisi de olmasa Trabzonspor olmazdı. 1967 yılında kulübümüz kuruldu. Fakat maalesef altı-yedi yıl bocaladık. Bunu da anlatmak gerekir. Deneme yanılma yöntemiyle yine İstanbul’dan ve farklı yerlerden oyuncular almaya başladık. Çok olumsuz günler geçirdik.

TÜP GAZLARLA ISITILAN SUYLA BANYO YAPARDIK

Daha sonra rahmetli Suat Ağabey’in önerisi, Barbaros Ziya’nın desteği ve sağduyulu insanların katkılarıyla bir öze dönüş başladı. O öze dönüş döneminden burada bulunan arkadaşlarımız var. Onların isimlerinden biraz sonra bahsedeceğim. Bundan sonra Trabzonspor’un başarıları artarak devam etti. Gerçekten bu yörenin insanı çok kabiliyetlidir. Amatör dönemde de muhteşem başarılara imza atmış bir geçmişimiz vardır. İdmanocağı ve İdmangücü bunun en önemli örnekleridir. Düşünün, İdmanocağı’nda oynayan Ahmet Suat, 1963 yılında millî takımımızı temsil etmek üzere olimpiyatlara gidiyor. Düşünebiliyor musunuz? Amatör millî takım, A Millî Takım seviyesindeydi. 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz 50. yıl buluşmasında geçmişimizi konuştuk ve anlattık. O noktaya nasıl gelindiğini, takımın birlikteliğini, azmini, beraberliğini, kararlılığını ve fedakârlığını dile getirdik. Hiçbir imkânımız yoktu. Hepimiz antrenmana dolmuşla giderdik. Antrenmandan sonra tüp gazlarla ısıtılan suyla banyo yapardık. Kurutma makinemiz bile yoktu. Yürüyerek eve giderdik ya da 25 kuruş vererek dolmuşa binebilirdik. Ama müthiş bir arkadaşlığımız vardı. Ahmet Suat Hocamızla çok güzel bir takım oluşturduk. Belki Türkiye’de, belki de Avrupa’da bir rekor kırıldı. Yalnızca altı gol yiyerek şampiyon olduk. Daha sonra 1974-1975 sezonunda Türkiye Kupası finali oynadık. Buradaki maçı kazanmamıza rağmen İstanbul’da 2-0 kaybederek kupayı alamadık. Ben o dönemde askere gidecektim. Yakınlarıma, “Bu takım seneye şampiyon olacak.” dedim. Bunun şahitleri vardır. Çünkü arkadaşlarımıza inanıyorduk. Büyük takımlarla kupa maçları oynamıştık. Hepsine karşı çok başarılı sonuçlar elde etmiştik. İstanbul basınında, “Bu takımın İkinci Lig’de işi yok. Birinci Lig’de, Süper Lig’de olması lazım.” şeklinde ifadeler yer alıyordu. Trabzonspor daha sonra çok büyük başarılara imza attı. Millî takıma yıllarca çok değerli oyuncular kazandırdı. İki futbolcusu Millî Takım’da teknik direktörlük yaptı. Belki de bu, başka hiçbir takımda yoktur. Bunun dışında üç futbolcusu bu kulübe başkanlık yaptı. Bu da örnek bir durumdur. Belki de tek örnektir.

Papara Park 59. Yılda Bordo Maviye Büründü
Papara Park 59. Yılda Bordo Maviye Büründü
İçeriği Görüntüle

Büyük kulüp olmak ile büyük takım olmak farklı şeylerdir. Trabzonspor, büyük takım ve büyük kulüp olma dengesini kurabilmiştir. Büyük takım veya büyük kulüp olmak için yalnızca sahada başarılı olmak yetmez. Fikir üretmeniz gerekir. Trabzonspor, havuz sisteminin oluşmasında Anadolu kulüpleriyle birlikte öncülük yaptı. Tesisleşmede öncülük yaptı. Kamu yararına dernek olma konusunda öncülük yaptı. 6222 sayılı yasanın hazırlanmasında yine Trabzonsporluların imzası vardır. Altyapı konusunda eksiklerimiz olsa da Trabzonspor, Türkiye’nin en örnek kulüplerinden biridir. İnanır ve çalışırsanız mutlaka kazanırsınız. Trabzonsporumuz, çok zor şartlar ve büyük yokluklar içerisinde bu şampiyonlukları kazandı. Trabzon’a ve Trabzonspor’a aidiyet duygusuyla; büyük bir sorumluluk, fedakârlık, azim, kararlılık ve birliktelikle yalnızca bu büyük kulübümüze hizmet etmeyi amaçlayan kardeşlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Bir kısmı burada, bir kısmı gelemedi, bir kısmı da rahmetli oldu. Ben her gece yatarken onlara dua ederim. Aramızdan çok sayıda insan ayrıldı. Özellikle başkanlarımızı kaybettik. 2024 yılındaki toplantıda şunu söylemiştim: “Keşke bu toplantıları 25 yılda bir yapsaydık.” O zaman Kamil Ekinci de Salih Ağabey de Ahmet Suat Özyazıcı da Dozer Cemil de Özkan Hoca da Kundupoğlu da Dedeoğlu da diğer arkadaşlarımız da burada olabilirdi. Demek oluyor ki başkanım, bu buluşmaları daha kısa aralıklarla yapmamız gerekiyor. Rahmetli bir büyüğümüz vardı, İlyas Subaşı. Tanıyanlarınız vardır. Kendisi spor yazarıydı ve Trabzon’un asil ailelerinden birinin evladıydı. Bu başarıyı şöyle şiirleştirmişti. Bu sözleri aslında üzerimizin en güzel yerine asmamız lazım başkanım. Bu efsaneyi yaratanlar için şöyle diyor:

“Onlar bir avuç gençti,
Verdikleri yiğitçe mücadeleyle Trabzon’u yarattılar.
Onlar bir avuç gençti,
Dünü yaşayıp yarının temelini attılar.
Onlar bir avuç gençti,
Yüreklerinde alabildiğine spor tutkusu büyüttüler.
Onlar bir avuç gençti,
Karadenizli olmanın onurunu yaşayıp yaşattılar.
Biliyorlardı ki insanlar yaşattıklarıyla yaşarlar.
Ölseler bile bu yapıt, onlar için ölümsüzlüğe adanmıştır.”

STADYUMU BÜYÜK YAPMAK YETMEZ

Ben de kendisini rahmetle anıyorum. Aramızda sanırım o dönemin şahitleri, hakemlerimiz, spor yazarlarımız ve vefat eden arkadaşlarımızın yakınları var. Onlara da “Hoş geldiniz.” diyorum. Trabzonspor çok şey yaptı ve inşallah daha çok şey yapacak. Kulübümüze hizmet veren, hizmet etmekte olan ve gelecekte hizmet verecek her arkadaşımızın yanında ve arkasında olmamız gerekir. Trabzonspor, az imkânla çok büyük başarılara imza atmak mecburiyetinde olan bir kulüptür. İhtiyaç ve kaynak dengesi, maalesef İstanbul kulüplerine kıyasla bizim aleyhimizdedir. Bunu bilmemiz gerekir. Bu stadın 41 bin kişilik olarak inşa edilmesinde benim de imzam vardır. Tabii ki vatandaşın parasıyla yapıldı. Bu hikâyeyi de anlatayım. Spor Bakanlığı olarak TOKİ ile anlaştık. Mersin, Hatay, Malatya ve Sivas için 25 bin kişilik statlar planlandı. Biz Trabzon’u 41 bin kişilik olarak yazdık. Bir gün Bakanlar Kurulunda Sayın Başbakan beni çağırdı. Yanında Zafer Çağlayan Bey vardı. “Faruk Bey, bir dakika.” dedi. “Zafer Bey senden şikâyetçi.” dedi. “Niye?” diye sordum. “Mersin’in nüfusu 2 milyon, stadı 25 bin kişilik. Trabzon’un nüfusu 750 bin, stadı 41 bin kişilik.” dedi. Ben de, “Evet, Trabzonsporluluk yaptım.” dedim. “Trabzon bir futbol şehridir. Yüz yıldır burada futbol oynanıyor. Millî takıma çok önemli katkılar sağlıyoruz.” diye anlattım. “Tamam, tamam.” dedi. Daha sonra kendisi de geldi ve stadın kapasitesini 41 bin 461 olarak açıkladı. Ancak bu stadı büyük yapmak yetmez. Şampiyonluk döneminde hep doldurduk. Peki şampiyon olmasak? Beşinci olsak da doldurmalıyız. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımızla birlikte maça gittik. Üç tane bilet istedik ancak bulamadık. Dede, baba, oğul ve torun birlikte kombine alıyor. Bu şehirde bunu sürdürmemiz lazım. Çünkü diğer türlü, “Şampiyonluğa oynayalım, başarılı olalım, iyi futbolcuyu satmayalım.” dersek bunu başaramayız. Bu bakımdan Trabzonspor taraftarlarına bu mesajı vermek gerekir. Tekrar aramızdan ayrılanları rahmet ve minnetle anıyorum. Kulübümüze emeği geçenleri saygıyla yâd ediyorum. Burada o günlerin fedakâr arkadaşları var. Hepsinin terlerine, alınlarına ve ayaklarına sağlık. Allah onlara sağlıklı ve hayırlı ömürler versin. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

8B67Ecd4 E6Cc 4F4C A178 4Faf84D78494

TRABZONSPOR, TÜRK FUTBOLUNUN EZBERLERİNİ BOZDU

Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Mahmut Ören: "Saygıdeğer katılımcılar, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Süper Lig'deki ilk şampiyonluğumuzun ellinci yılını kutlamanın gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu anlamlı günde sizlerle aynı gururu, aynı mutluluğu paylaşmaktan büyük onur duyuyorum. Bazı zaferler vardır ki yıllar geçse de unutulmaz, nesilden nesile anlatılır. Efsanelerin bir parçası olur. İşte Trabzonspor'un ilk şampiyonluğu da böylesine ölümsüz bir destandır. Bu şampiyonluk, Anadolu'dan şampiyon çıkmaz diyen anlayışın yıkılması, olmaz denilenin olduğu, azmin, cesaretin ve inancın zaferiydi. Değerli misafirler, birincilikle yükselişimizin henüz ikinci sezonunda gelen o tarihi şampiyonluğu yaşamak hayatımın en değerli armağanlarından biriydi. O gün Trabzon sokaklarında yaşanan o tarifsiz sevinci bugün bile ilk günkü heyecanla hatırlıyorum. Meydan insan seliyle dolmuş, kentin tüm balkonları mavi bayraklarla süslenmiş, insanların yüzünde mutluluk, gözlerinde umut vardı. Çünkü o gün bir şehrin alın teri, inanç ve hayalleri zafere ulaşmıştı. İşte o gün ömrümün en güzel, en unutulmaz hatırası olarak hafızama kazındı. Ardından şampiyonluklar geldi. Avrupa'da unutulmaz zaferler yaşandı. Trabzonspor Türk futbolunun ezberlerini bozdu. Değişmez denilen dengelerini değiştirdi. İstanbul'un futbol üzerindeki hakimiyetine son verdi. Bu zaferle birlikte Trabzon kazandı, Karadeniz kazandı, Anadolu kazandı, en önemlisi Türk futbolu kazandı. Değerli misafirler, bugün dönüp geriye baktığımda bana Trabzonspor nedir diye sorulsa, hiç düşünmeden şunu söylerim. İmkansız denilen hayallere inanmanın, alın terinin, emeğinin, cesaretin, inadın ve bir şehrin tek yürek olmasının adıdır. İşte bu yüzden Trabzonspor yalnız bir spor kulübü değil, bir inancın, bir mücadelenin nesilden nesile aktarılan bir davasının adıdır. Saygıdeğer katılımcılar, geçmişi büyük olan milletlerin geleceği de büyük olur. Kulüpler için de bu böyledir. Bizlere düşen görev, geçmişimizin hatıralarıyla övünmek değil, o hatıralara layık yeni başarılar üretmek, bizlere emanet edilen bu büyük mirası korumak ve bu ulusları daha da güçlendirmektir. İnanıyorum ki Trabzonspor geçmişinden aldığı bu güçle, ilhamla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ne mutlu Trabzonsporluyum diyene' dedi.

Unknown 3 316

BAŞKA TÜRLÜ BAŞARI GELMİYOR

Trabzonspor'un eski futbolcusu Hüseyin Tok: " Bize konuşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Zaten benden önce Mahmut Bey ve Faruk Ağabey her şeyi söyledi, her şeyi anlattı. Benim söyleyeceğim şudur: Şampiyonluk döneminin üzerinden 50 yıl geçti. Ancak bana sanki 50 yıl değil de 15 veya 20 yıl geçmiş gibi geliyor. Bunun sebebinin de Trabzonlu olmak olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün bile bu yaşta Trabzonspor’un maçını seyrettiğimde aynı heyecanı yaşıyorum. Evde bağırıp çağırıyorum, alt kattakiler ve üst kattakiler rahatsız oluyor. Zaten toplu bir yerde maç seyretmiyorum. Kimse duymasın, rezil olmayalım diye evde seyrediyorum. Lokalde de seyretmiyorum, hep eve gidiyorum. Çünkü o an heyecanlanıyoruz, bağırıyoruz. Yenilmememiz lazım diye düşünüyoruz. Trabzon halkı ve o günden bu yana bir spor kenti olan Trabzon’un taraftarları da aynı hassasiyetle Trabzonspor’u destekliyor. Elbette bu durum yönetime ve futbolculara biraz baskı oluşturuyor. Ancak bazı baskıların da yapılması gerekiyor. Çünkü başka türlü başarı gelmiyor. Trabzonspor’a 50 yıllık süreçte baktığınızda, takımın ligde çoğunlukla ilk dört içerisinde yer aldığını görüyorsunuz. Trabzon’un, İstanbul’a göre çok daha düşük nüfusa ve daha az gelire sahip bir Anadolu kenti olmasına rağmen bu başarıyı göstermesi son derece önemlidir. Bu nedenle Trabzonspor’da emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kendilerini tebrik ediyorum. Başkanımıza ve yönetim kurulu üyelerimize bundan sonraki süreçte de başarılar diliyorum. Biz de her maçı, ilk günkü heyecanla takip etmeye devam ediyoruz. Bu arada Faruk Ağabey ile daha önce de hep konuştuğumuz bir konu var. Bugün göğsümüzdeki tabloya ve futbolcularımıza baktığımızda çok sayıda sporcu arkadaşımızı ve yönetici ağabeyimizi kaybettiğimizi görüyoruz. Onlara Allah’tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diliyorum. Bu vesileyle hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Aa2Cf0E0 F99F 41C6 Ad5A 9Eefae1B5619

NEDEN ŞAMPİYON OLMAYALIM?

Trabzonspor'u eski futbolcusu Ali Kemal Denizci: "Saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sizleri seviyorum. Nereden başlayacağım? Tabii mikrofonlardan epey zamandır ayrı kaldığımız için biraz heyecanlıyım, kusura bakmayın. Sevgili başkanım, şu anda verdiğiniz paraları falan kıskanmıyorum. Şu sahayı görüyorum ya, işte bunu kıskanıyorum. Böyle bir tabir kullanayım. Şimdi anılardan küçük örnekler vereyim. Tabii Trabzonspor’da oyuncular genç, hırslı, azimli ve istekliydi. Ancak üç büyükler çok farklı görülüyordu. Bizim için Barış Kupası yolumuzu gösterdi. Bana göre Allah’ın bir lütfuydu. İyi ki de orada yer aldık. Rakiplerimizi çok rahat yendik. O günleri dün gibi hatırlıyorum. Kendi aramızda toplandık ve şunu söyledik: “Biz neden şampiyon olmayalım? Neden biz olmayalım? Rakiplerimizi çok rahat yeniyoruz.” Üç büyükler yedekleriyle de oynamıyordu, as kadrolarıyla sahaya çıkıyorlardı. Trabzonspor’un yükselişi de böyle bir başlangıçla oldu. Burada, özellikle Anadolu takımlarıyla oynadığımız maçlarda, inanın santra yapılırken rakip takım kaptanları bana ve Fuat ile Ali Kemal’e, “İkiden fazla atmayın ne olur, rezil olmayalım.” derlerdi. Trabzonspor öyle bir seviyeye gelmişti. Bizde de tabii şımarıklık değil ama büyük bir özgüven oluştu. Çok farklı bir kimliğe büründük. Ancak bunun da bir sonu vardı. Derken dünya devi Liverpool’la karşılaştık. Türkiye’deki maçlar artık bize çocuk oyuncağı gibi geliyordu. Yenmek ya da yenilmek değil, “Üç mü atalım, beş mi atalım?” havasındaydık. Öyle bir ruh hâline girmiştik. Liverpool buraya geldi. Kusura bakmayın, biraz heyecanlandım. Daha sonra biz İngiltere’ye gittik. Taraftarlar bizi omuzlarına alıp stadın kapısına kadar taşıdı. Ben o zaman kendi kendime, “Bunları tek başıma bile yenerim. Takımı bırakın, ben yenerim bunları.” dedim. Öyle bir havaya girmiştim. Ama tokadı yedik. Hem de öyle bir tokat yedik ki top ayağımıza değmeden maç oynandı. O dönemde ilk millî olan oyuncu bendim. Avrupa tecrübesi sadece bende vardı. Arkadaşlarım daha sonra Millî Takım’a gitmeye başladılar. Kendi kendime şunu düşünüyordum: “Topu bir alayım. Bunlar geçilmeyecek adamlar değil. Onlar da etten kemikten. Bir çalım atayım da arkadaşlarım da havaya girsin.” Ama top ayağıma bile değmedi. Necmi Ağabey’in bu maçla ilgili çok güzel bir hatırası vardır. Sürekli santra yapıyorduk. Top ayağımıza değmiyordu. Bana dönüp, “Ali Kemal, maç kaç kaç?” diye sordu. O hâle gelmiştik. O maçtan sonra kendimize geldik. Ama gerçekten biz çok farklı bir takımdık. İnanın müthiş bir ekiptik. Yenmek ya da yenilmekten çok daha farklı bir ruhumuz vardı. Başkanım, bundan sonra yine öyle olmamız lazım. Sizden ricam, bize rahat maçlar izletmeniz. Sizleri seviyorum."

TRABZON'A VE TRABZONSPOR'A TEŞEKKÜR EDİYORUM

Trabzonspor'un eski futbolcusu Ahmet Ceyhan: "Teşekkür ediyorum. Bu gururu bize yaşatan Sayın Başkan’a, yönetim kuruluna ve tüm Trabzonspor camiasına teşekkür ediyorum. Hatırlanmak çok güzel bir şey. Benim en önemli anım, 1975 yılında şampiyon olduğumuz sezona aittir. Giresunspor’dan transfer olduğumda, Usta Otel’de rahmetli Şüha Ağabey ve Utku Ağabey ile yapılan transfer görüşmesinde bana şu sözleri söylediler: “Bir tek seni transfer edeceğiz. Bir de Sebat’tan Serdar’ı alacağız. Ardından transferi kapatacağız ve şampiyonluğa oynayacağız.” Allah bize o gün söylenenleri yaşamayı nasip etti ve o sezon şampiyon olduk. Futbolcu arkadaşlarımın birçoğunun hatırasını burada, Trabzon’da yaşadım. Bu bakımdan Trabzonspor’a ve Trabzon’a çok teşekkür ediyorum. Hatırlandığımız için ayrıca çok mutluyum. Bundan sonraki şampiyonluklarda da inşallah yeniden bir arada olmak dileğiyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum"

AYAĞIMIZI FEDA ETTİK, KOLUMUZU KIRDIK, KAŞIMIZ VE BAŞIMIZ YARILDI

Trabzonspor'un eski futbolcusu Hüsnü Özkara: " Sevgili hazirun, sevgili Trabzonsporlu gönül dostları ve maçlarda birlikte omuz omuza mücadele ettiğim takım arkadaşlarım, ağabeylerim… En genç sporcu olduğum dönemde çantalarını ve ayakkabılarını taşımaktan gurur duyduğum değerli ağabeylerim, hepiniz hoş geldiniz. Ayrıca Yönetim Kurulu Başkanımıza ve yönetim kurulumuza, bizleri hatırladıkları ve bu güzel günü yaşattıkları için teşekkür ediyorum. Ben Hacı Kasım Mahallesi’nde doğdum. Ziya Bey’in yanında yetiştim. Evi, bizim eve 50 metre uzaklıktaydı. Ziya Bey’in kültürüyle büyüdüm. Faruk Ağabey’in biraz önce anlattığı gibi, maça giderken beni Bakkal Yaşar’a gönderirdi. Biraz peynir, biraz ekmek alınır, maçlara öyle gidilirdi. İşte o günlerden bugünlere geldik. Takımın en genç futbolcusuydum. Trabzonsporlu olmak gerçekten büyük bir ayrıcalıktır. 1982-1983 sezonunda ayağım kırıkken beni Ankaragücü’ne sattılar. Ya beni ya da İskender’i satacaklardı. Kulübün ekonomik olarak sıkıntılı olduğu bir dönemdi. Beni sattılar ve o günün parasıyla Trabzonspor’a 22,5 milyon liralık bir katkımız oldu. Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nin temeli de o yıl atılmıştı. Yeni yapılacak projeye benim de bir katkımın olması beni çok gururlandırıyor. Çünkü ben Trabzonspor altyapısından yetiştim ve A takıma kadar yükseldim. Beş şampiyonluğum var. İlhan Cavcav Ağabey’in de söylediği gibi, Kıbrıs Barış Kupası’nda Beşiktaş ve Galatasaray’ı yendikten sonra bize büyük bir özgüven geldi. Bir yıl sonra Liverpool maçında da skoru lehimize çevirmek, Trabzon’un ve Trabzonspor’un adını dünyaya duyurmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık. Ayağımızı feda ettik, kolumuzu kırdık, kaşımız ve başımız yarıldı ama Trabzonspor’un adını dünya tarihine yazdırmanın gururunu yaşadık. Bu, bizim torunlarımıza bırakacağımız en büyük hatıradır. Şimdi Berna’yı görünce hatırladım. Ziya Bey ile antrenman yaparken bizi camdan, perdenin arkasından seyredenler vardı. Bizler o kültürle büyüdük. Trabzonspor zamanla çok büyük, kocaman bir camia ve büyük bir kulüp oldu. Başkanımız sağ olsun, yönetim kurulumuzla birlikte olağanüstü işler yapıyor. Yeni transferleri de takdirle takip ediyoruz. Fatih Tekke Hocamız geçen sezon başarılı bir dönem geçirdi. İnşallah bu sezon çok daha başarılı olacaktır. Buna yürekten inanıyorum. Karadeniz insanı için, “İnatçısınız, başaracaksınız. Tabanı değil, tavanı düşünün.” derlerdi. Bu sözü hiç unutmam. Altı gol yiyerek şampiyon olduk. Ahmet Suat Hocamızın ve Özkan Sümer Hocamızın çok büyük katkıları vardı. Onları rahmet ve minnetle anıyorum. Ben bugün futbolcu olduysam, altyapıdan yetişip millî takımlara gittiysem ve teknik direktör olarak hizmet ettiysem, bunların hepsi onların sayesindedir. Tekrar hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Biz Trabzonluyuz, Trabzonsporluyuz. Bize her yer Trabzon!" dedi.

BAŞARILAR DİLİYORUM

Hayatını kaybeden Trabzonspor'un eski futbolcusu Şener Çınar adına kızı Yeşim Çınar: "Bu vesileyle burada bulunmaktan gurur duyuyorum. Babasını çok ama çok seven dört kızından biri olarak, diğer kardeşlerim adına da babamıza bu kadar değer verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum" dedi.

NE MUTLU TRABZONSPORLUYUM DİYENE

Hayatını kaybeden Ahmet Suat Özyazıcı'nın oğlu Hakan Özyazıcı: "Ben Kasabalı Köyü’nü saygıyla selamlıyorum. Ben Ahmet Suat Özyazıcı’nın oğluyum. Ben de babam gibi Trabzonspor’a ilk imzamı atmıştım. Daha sonra Sebatspor’da oynadım. Şimdi de yine babamın eski takımı İdmanocağı’nda asbaşkanlık yapıyorum. Bugün sizlere biraz Ahmet Suat Özyazıcı’dan bahsetmek istiyorum. Ahmet Suat Özyazıcı, bu kulübün ilk harcında yer alan isimlerden biridir. 1967 yılında İdmanocağı’nın Trabzonspor’a katılmasında büyük emeği ve gayreti oldu. Şehrin bütün dinamiklerini bir araya getirerek güçlü bir Trabzonspor kurulmasına öncülük etti. Trabzonspor’un ilk futbolcularından biri oldu. Daha sonra genç takımda görev yaptı, ardından A takımda yardımcı antrenörlük görevlerinde bulundu. Trabzonspor’u İkinci Lig’de şampiyon yaparak Birinci Lig’e taşıdı. Sonrasında Anadolu ihtilalini başlatarak Türkiye liglerinde alınmadık kupa bırakmadı. Bir demecini hatırlıyorum. “Başka kupa alamadığımız için özür dilerim.” demişti. Babamın Trabzonspor macerasına ben de onunla birlikte yaşayarak tanıklık ettim. Takımın antrenmanlarını çocuk gözüyle izledim. Yeri geldi, Vosvos arabamızın arkasından takımın Beşirli’ye kadar koşusunu takip ettim. Bazen Avni Aker Stadı antrenman için Trabzonspor’a verilmezdi. O zamanlar tel örgüleri kesip sahaya girdiklerini hatırlıyorum. Çok büyük imkânsızlıklar içerisinde çok büyük başarılar elde edildi. Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca taraftarımızın olması, bu büyük insanların gayretleri sayesinde mümkün oldu. Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Aramızdan ayrılanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Ne mutlu “Trabzonsporluyum” diyene!

BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR BAŞARIDIR

Trabzonspor’un eski futbolcusu Engin Çınar: "Sayın Valim, sevgili başkanlarım, değerli yöneticilerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben, Trabzonspor genç takımından A takıma yükselen ilk oyuncuyum. Biraz sohbet edeceğim, biraz da gırgır yapacağım. İki önemli hocamız vardı: Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer. Özkan Sümer, oyuncuları millî takıma gönderiyordu. O dönemde millî takım onları davet ediyordu. Tamer Güney’i, Güngör Tekin’i gönderiyordu ama beni göndermiyordu. Ben oynuyordum, Serdar’ı yolluyordu. Hocayla aramız pek iyi değildi. Neyse, fazla uzatmayalım. Benim iki önemli anım var. Trabzonspor genç takımından A takıma alındım ve şampiyonluklar yaşadım. Faruk Ağabey’le, Dozer Cemil’le birlikte oynadım. İkinci Lig şampiyonluğu, Birinci Lig şampiyonluğu, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupaları kazandık. Daha sonra New York Cosmos’a transfer oldum. Orada Türkiye’yi ve Trabzonspor’u temsil ettim. “O, Türkiye’den, Trabzon’dan geldi.” dedirttim. Chicago’da, Tulsa’da ve Oklahoma’da Trabzonspor’un adını duyurdum. Avrupa’da ve yurt dışında kulübümüzü temsil ettim. Bununla gurur duyuyorum. Kendimle de sizlerle de gurur duyuyorum. İki anımı paylaşmak istiyorum. Sevgili Suat Hoca, Sarıyer’de teknik direktörlük yapıyordu. Kendisine, “Hocam, bu Engin nasıl bir futbolcuydu?” diye sormuşlar. O da, “Engin, bizim için çok özel bir futbolcuydu. Trabzonspor’un yetiştirdiği önemli oyunculardan biriydi. Cosmos’ta oynuyor. Bu da bizim için büyük bir başarıdır.” demiş. Özkan Hoca’yla ise aramız pek iyi değildi. Bir gün kendisine, “Sevgili hocam, artık seninle barışalım.” dedim. “Nasıl barışacağız?” diye sordu. Teknik direktörler seminerindeydik. “Sarıyer’de bir balık yiyelim.” dedim. Bana, “Engin, Engin… O balığı yiyebilmem için senin o masada olmaman lazım.” dedi. İkinci anım da yine Özkan Hoca’yla ilgilidir. Bir gün televizyona çıktım. Kanalın Mehmet Ali Yılmaz’a ait olduğunu bilmiyordum. Programda, “Herkesin bir lakabı var. Bana ‘Cosmos Engin’ diyorlar. Sayın Başkan’a da başka bir lakap takıyorlar. Herkesin bir lakabı var.” dedim. Özkan Hoca zaten bana biraz kızgındı. Görüşmüyor, pek anlaşamıyorduk. Daha sonra teknik direktörler seminerine gittik. Sabahın erken saatlerinde kedi yavrularını beslerken bir kedi üzerime atladı ve tişörtümü yırttı. Hava da çok sıcaktı. Antalya’daydık ve ertesi gün dönecektik. Yanımda başka kıyafet olmadığı için, televizyondaki bir programda eski hocaların verdiği kırmızı-siyah millî takım formasını giydim. O sırada Özkan Sümer ve Fethi Demircan’ın da bulunduğu ekip salona geldi. Güngörler, eski teknik direktörler, Necdet Erginler ve herkes ayağa kalktı. Salonda yaklaşık 400 antrenör vardı. Ben ise oturmaya devam ettim. Özkan Hoca yanımıza geldi. Allah rahmet eylesin, kendisiyle hayatım boyunca çok tatlı atışmalarımız oldu. Necdet Erginler, “Hocam, hocam, bakın! Engin’i de Millî Takım’a almışlar. Formayı giymiş.” dedi. Özkan Hoca da, “Necdet, bu oynarken de laf dinlemezdi, şimdi de laf dinlemiyor.” diye karşılık verdi. Hepinize teşekkür ediyorum. Bizleri buraya davet eden Sayın Başkanımıza, yönetim kurulumuza, Sayın Valimize ve değerli büyüklerimize saygılarımı sunuyorum" dedi.

AHMET SUAT ÖZYAZICI İLE 'AYNI TAVANIN BALIĞIYIZ' ANISI

Dönemin hakemleri adına konuşan Hasan Ceylan: "Sayın Valim, Sayın Başkanlarım, sevgili Trabzonlular, bu çok önemli gününüzde futbolun hemen her paydaşını ve de biz hakemleri davet etmeniz gerçekten çok değerli bir şey. Bilebildiğim kadarıyla bu bir ilk. Ve bu ilki adları büyük olarak geçen diğer kulüplerden önce yapmış olmanız değerli bir alicenaplık, vefalılık ve saygıdeğer bir davranıştır. Sizleri canıdan kutluyorum. Önceki başkanlardan Faruk Bey'in de basına basarak vergilediği gibi büyük düşünebilmek işte böyle bir şey. Yani şu anda Türkiye'deki bir ilki gerçekleştiriyorsunuz. Dedim, Trabzon'la ilgili bir anımız var dediler, var. Unutamadığım birçok anım var ama bir tanesini size anlatmak istiyorum. 2023 yılında kaybettiğimiz, şu an biraz önce oğlunun dinlediğimiz sevgili hocamız, ilk sizi ilk kez şampiyonluğa getiren, size 18 kupa kazandıran efsane teknik direktör Ahmet Süper Özgeyici Yazıcı'nın Trabzon Kulübü'nün başında olduğu bir dönemde ben de bir maçını yönettim. Maçın sonunda o zamanki basın mensupları çok agresiftiler, insanların dibine kadar gelirler konuşurlardı. Hatta anımsarsanız o günleri biri gol attığı zaman kameramanlar onlarla beraber sahanın içine girer, koşar, onu yakından çekmeye çalışırlardı. Böyle bir basın ordusunun saldırısı sırasında hocaya sordular. Hakemi nasıl buldunuz? Hocanın çok güzel bir cevabı var, kısa bir cevabı. Hepimiz aynı tavanın balığıyız da demek istiyor ben size öyle söyleyeyim. Hepimiz aynı tavanın balığıyız da. Yani burada rahmetli hoca iyi işler de vardı sahada, kötü şeyler de vardı. Bizimkilerden de iyiler vardı, hakemlerden de iyiler ya da kötüler olur. Hepimiz aynı camianın insanlarıyız diyerek büyük bir vefalılık, büyük bir alicenaplık gösterdi. Yönetimde bizi davet ettikleri için sevgili arkadaşlarım Ahmet Akçay'ı, Sadık Dede'yi ve yine FDT'nin ünlü efsane isimlerinden Murat Ünlü'yü davet ettikleri için biz hepimiz İzmir'den geldik. Davet ettikleri için sekreter ya bize her konuda çok büyük yardımlarda bulundu, hiç yalnız bırakmadı. Ama bizi yalnız bırakmayan bir arkadaşımız daha vardı, Erdoğan kardeşim. Ona da büyük teşekkürlerimi sunarım. Trabzonspor'a bu yıl ve gelecek yıllarda büyük başarılar dilerim" dedi.

KARADENİZ İNSANININ PRATİK ZEKASI

Dönemin spikeri Murat Ünlü: “Sayın Bakanım, Sayın Valim, Sayın Başkanım, değerli Trabzonlular ve Trabzon’u sevenler; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Yaklaşık yarım asır devam eden meslek hayatımda, İzmir ve Ege Bölgesi dışında en çok yayın yaptığım yerlerden biri Trabzon olmuştur. Trabzon’da birçok anımız var. Unutamadıklarım arasında, bugün burada bulunan başkanımızın da içinde olduğu çok güzel hatıralar yer alıyor. Yıl 1991. Trabzonspor ile Bursaspor’un karşı karşıya geldiği Türkiye Kupası finali. O finalin hem Bursa’daki hem de Trabzon’daki maçlarında TRT Radyosu’nda görev yaptım. İkinci olarak da Lyon’da oynanan ve Trabzonspor’un 4-3 kazandığı tarihi karşılaşmada yine TRT Radyosu’nda görevliydim. Bu iki maçı hiç unutamam. Türkiye Kupası finalinin ilk maçında Bursaspor, Bursa’da 3-0 kazanmıştı. Herkes artık “Bursaspor kupayı aldı, iş bitti.” diyordu. Ancak rövanş için Trabzon’a gelindi. Buradaki karşılaşmada, yanlış hatırlamıyorsam, ilk dakikada Hami golü attı. Sonra maç 1-1 oldu. Yine bir hayal kırıklığı yaşandı. Ama hiç unutamadığım an, Şenol’un 90. dakikada attığı golle Trabzonspor’un maçı 5-1 kazanıp kupaya uzanmasıdır. Lyon maçına gelecek olursak… Gerçekten meslek hayatımın en unutulmaz ve en mutlu yayınlarından biriydi. Trabzonspor 2-0 öne geçti. Maç 2-2 oldu, ardından 3-3’e geldi. Son saniyelerde, bugün sanırım Fatih Tekke’nin yardımcılığı görevini yapan Orhan Ak’ın uzatma dakikalarında attığı golle Trabzonspor maçı 4-3 kazandı. O karşılaşmayı da hiçbir zaman unutamam. Şunu da ilave etmek isterim: Bu tür toplantılarda en zor konuşma, sizden önceki konuşmacıların çok iyi konuştuğu zamandır. Siz kürsüye çıktığınızda işiniz daha da zorlaşır. Ben de benden önce konuşan değerli hatipler çok güzel konuştukları için bugün en zor konuşmayı yaptığımı düşünüyorum. Bir espriyle bitireyim. Yine bir yayın için Trabzon’a gelmiştim. Karadeniz insanının pratik zekâsını takdir etmemek gerçekten mümkün değil. Akçaabat tarafında, TRT’nin taşındığı binadaki misafirhanede kalıyordum. Misafirhanede sadece ben vardım. Bir de görevli bir hanımefendi vardı. Sabah kalktık, yayına gideceğiz. Duşumu aldım. Saçım ıslaktı. Görevli hanımefendiye, “Acaba saç kurutma makinesi var mı?” diye sordum. Hanımefendi de, “Bizde öyle bir şey yok ama isterseniz ütü var.” dedi. Gerçekten unutamadığım anılardan biridir. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Büyüklerimden aldığım nasihate göre, bu tür toplantılarda en çok takdir edilen konuşma en kısa konuşmadır. Hatta bu konuşmayı mini eteğe benzetirler. Ne kadar kısa olursa ilgisi de o kadar büyük olurmuş. Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. İyi günler diliyorum" dedi.

HANGİ SIKINTILARI ÇEKTİKLERİNİ EN İYİ BİLENLERDENİM

Yaşar Saygı: " Trabzonspor’un İkinci Lig şampiyonluğundan Birinci Lig’deki ilk şampiyonluğuna kadar uzanan süreci yaşayan nadir gazetecilerden biriyim. O dönemin futbolcularının hepsi arkadaşım, dostum oldu. Bu takımın nereden nereye geldiğini dolu dolu yaşayanlardan bir tanesiyim. Burada anlatacak çok anım var ancak bunları anlatmaya kalksam çok uzun sürer. Ben Ankara’dan geldim fakat o dönemde kendimi Trabzonlu gibi hissederdim. Ali Kemaller, Necatiler… Hepsiyle arkadaş olduk, dost olduk, birlikte zaman geçirdik. Ben onların sayesinde mesleğimde çok başarılı oldum. Mesleki ödülümü de Trabzonspor sayesinde aldım. Onların hangi şartlarda ve hangi sahalarda futbol oynadıklarını, hangi soyunma odalarında ne büyük sıkıntılar çektiklerini çok iyi bilenlerdenim. O dönemde soyunma odalarını su basardı. Ben, bu durumu anlattığım ve orada yattığım bir foto röportajla birincilik ödülü aldım. O günleri bu kadar yakından biliyorum. Bir de anlatmak istediğim başka bir konu var. Rahmetli Devrim Sarıoğlu’nu saygı ve rahmetle anıyorum. Devrim Ağabey, Trabzonspor’un başarılı olmasını çok istiyordu ve bu uğurda çok mücadele etmişti. O dönemde gazetelerin taşra baskısı ve genel İstanbul baskısı vardı. Devrim Ağabey, Trabzon’a çok değer verdiği için merkeze haber vermeden sayfaları değiştirir ve Trabzonspor’a tam sayfalar ayırırdı. Bu nedenle kendisine, “Neden böyle yapıyorsun?” diye çok kızarlardı. Ancak Devrim Ağabey, inatla Trabzonspor’u sonuna kadar destekledi ve kulübün büyümesine önemli katkı sağladı. Devrim Ağabey’in bir yazısı daha vardı. Biraz önce Hüsnü de anlattı. Trabzonspor, altı maçtır yenilmemiş ve 11 puanla lider durumdaydı. Şükrü Ersoy da o dönemde açıklama yapmamıştı. Devrim Ağabey, maçtan bir gün önce yazdığı yazıda şu ifadeleri kullanmıştı: “Trabzonspor’un iki Mustafa’ya dikkat etmesi gerekiyor. O dönemde Altay’da oynayan Büyük Mustafa ve Küçük Mustafa, duran toplara çok iyi vuruyor. Trabzonspor bu maçta onlara dikkat etmezse yenilebilir ve hoca da gider.” Nitekim Altay maçı kazandı. Mustafalardan biri sağdan, diğeri soldan birer gol attı. Böylece Devrim Ağabey’in yazdıkları gerçekleşmiş oldu. Benim şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Hepinize saygılar sunuyorum" dedi.

İYİ Kİ TRABZONSPOR VAR

Eyüp Sabri Uğurbaş’ın kızı Özlem Uğurbaş Aslan: “Sayın protokol, kıymetli hazirun ve çok değerli Trabzonsporlular; Bugün burada olmanın benim için apayrı bir anlamı var. Rahmetli babam Dr. Eyüp Sabri Uğurbaş, Trabzonspor’un kuruluşunda emeği bulunan ve bu kulübe gönülden bağlı bir insandı. Mesleği dolayısıyla kentimizde pek çok görev üstlenirken, aynı zamanda Trabzonsporumuzda yönetim kurulu üyeliği, asbaşkanlık ve divan kurulu başkanlığı da yaptı. Yıllar sonra ben de Trabzonspor Kadın Komisyonu’nda görev almaya başladığımda, onun bu kulübe duyduğu sevdayı çok daha iyi anladım. Onlar yalnızca bir futbol takımı kurmadılar. Bir şehrin, Trabzon’un azmini, cesaretini ve inancını temsil eden büyük bir değer yarattılar. Hepimizin sahip çıkması gereken ve bugün de sahip çıktığımız çok kıymetli bir miras bıraktılar. Babamın ve kurucu arkadaşlarının attığı o ilk adımın bugün milyonların kalbinde yaşamaya devam ettiğini görmek, biz aileleri için tarifsiz bir gururdur. Başta kurucu üyelerimiz olmak üzere, Trabzonsporumuza emek vermiş ve aramızdan ayrılmış tüm kıymetlerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Ayrıca meslek büyüğüm ve Trabzonsporumuza büyük emekleri bulunan Ataman Amca’ya da geçireceği operasyon dolayısıyla şifalar diliyorum” dedi.

BANA HER YER TRABZON

Berna Kafkas: "Merhaba değerli misafirler. Biraz önce bana, “Duygularından bahsetmek ister misin?” diye sordular. Tabii hiçbir hazırlığım yoktu ama sonuçta Trabzonsporluyum, yapabilirim dedim. Altmış iki yaşındayım ve 1966’dan bu yana Trabzonspor’un kırmızı-beyazdan bordo-maviye geçişi dâhil bütün süreci birebir yaşadım. Babam Tarık Kaskas ve eniştem Sabit Samır ile birlikte o günlerin içinde oldum. Takım İkinci Lig’deyken Faruk Ağabey beni evden alır, maçlara getirirdi. Hüseyin Ağabey’in elinde sahaya maskot olarak çıktım. İkinci Lig şampiyonluğunu, ardından Birinci Lig’deki şampiyonlukları yaşadım. Evimiz de Ziya Bey’in evine çok yakındı. Hatta Avni Aker Stadı’nın sahasında silindir sürdüğüm bile olmuştur. Hayatımın büyük bölümünü farklı şehirlerde geçirdim ama her zaman, “Bana her yer Trabzon.” dedim. İyi ki Trabzonsporluyum. O ruhu hiç kaybetmedim, bundan sonra da kaybetmeyeceğim. Teşekkür ederim" dedi.

TRABZONSPOR'UN ORTA SAHASI MÜHENDİSTİ

Osman Ataman: “Sayın Valim, sayın başkanlar; Aslında maskotla ilgili bir şey anlatmayacağım. İki yıl önce Faruk Ağabey çok güzel bir tasvirde bulunmuştu. Daha doğrusu, yaptığı tasvirlerden güzel olan bir tanesini aktarmak istiyorum. Şöyle demişti: “Ben kaptandım, orta saha oyuncusuydum. Aynı zamanda mühendisim, inşaat yüksek mühendisiyim. Yanımdaki de mühendisti. Trabzonspor’un sağlamlığı buradan geliyor; orta sahası bile mühendis ve yüksek mühendisti.” O toplantının ardından Sayın Bakan Cahit Bey, hâlen Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız olan Abdulkadir Uraloğlu ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu da oradaydı. Ben de Faruk Ağabey’e, “Şimdi hatırlayacaklar. Faruk Ağabey, bize çok hava yapıyorsun; mühendistin, kaptandın, bakan oldun diye… Bizim maskot da bakan oldu.” dedim. Dolayısıyla Trabzonspor’un büyüklüğü şuradan geliyor: Bu kulüpte çocuğundan kaptanına kadar herkes her şey olabilir. Ben sadece bunu söylemek istedim. Saygılar sunuyorum” dedi.

Erdal Hoş: “Bu adam niye konuşuyor?” diye ben de sordum vallahi. Ama büyüklerimiz, “Konuşacaksın.” deyince geldim, konuşuyorum. Herhâlde sebebi şu olabilir: Annemin bir arkadaşı bir gün, “Oğlun ne iş yapıyor?” diye sormuş. Annem de, “Üniversitede hoca, bir de televizyonda hikâye anlatıyor.” demiş. Muhtemelen iyi bir hikâye anlatıcısı olduğum için beni buraya çağırdılar. Trabzonspor’u inşa edenlere Trabzonspor’u anlatamam ama önce bir anımı, ardından da bir hayalimi paylaşmak istiyorum. Hüseyin Hoca’yla salgın döneminde şampiyonluğu kaybettiğimiz sezondu. Şu anki başkanımızı o zaman tanımıyordum, tanışmıyorduk. Ben kendisini biliyordum ama şahsen bir tanışıklığımız yoktu. Ortam o kadar dağınıktı ki sosyal medya âdeta yıkılıyordu. Sayın Başkan telefonumu istedi, kendisine mesaj attım. “Bu işi nasıl toparlayacağız?” diye sordum. O anı hiç unutmuyorum. Bana, “İki sene içinde şampiyon olacağız.” dedi. İki sene sonra gerçekten şampiyon olduk. Bunun için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Çünkü büyüklerimiz bize çok büyük bir miras bıraktılar ama aynı zamanda çok ağır bir yük de bıraktılar. Trabzonspor çok kıymetlidir ama gerçekten ağır bir yüktür. Benim gençliğim de bu yükü taşımakla geçti. Hep, “Bir gün yeniden şampiyon olacağız.” hayalini konuştuk. Hiç unutmuyorum, bir gün TRT’de Ceren’le ve Levent Ağabey’le, Levent Özçelik’le program yapıyorduk. O programda şöyle denmişti: “Trabzonspor şampiyon olduğunda o gece herkes kutlama yapacak ama ertesi gün herkes mezarlıklara gidecek.” Çünkü Trabzonspor, vefat edenleriyle birlikte yaşayan bir camiadır. Bu yüzden olduğundan çok daha kalabalık görünür. Şimdi de başka bir hayalimi anlatıp sözlerimi tamamlayacağım. Bir gün inşallah Trabzonspor Avrupa’da final oynayacak. Biz de aramızdan ayrılanları kalbimizde ve aklımızda oraya götüreceğiz. O şehrin meydanında dünyanın en büyük korosunu kuracağız. Bunun için Sayın Başkan’a çok yardımcı olmamız gerekiyor. Hürmetlerimi sunuyorum."

Trabzon Valisi Aziz Yıldırım: “Bu şehre, bu güzel hikâyeyi yazan, yazdıran ve emek veren tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. Şehrimizin, her alanda olduğu gibi sportif başarılarda da daha kaliteli hikâyeler yazacağına olan inancımı ifade ediyorum. Trabzonspor’un önümüzdeki başarılarını hep birlikte, şehir olarak inşa edeceğimize inanıyor; hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.”