SAYIN YUSUF TEKİN’E ASIL SARI ZARF VERİLMELİ

Türkiye’de eğitim sistemi yalnızca müfredatla, sınavlarla veya fiziki imkanlarla tartışılmıyor. Bugün asıl mesele, sistemin ruhunu ayakta tutan "adalet" duygusunun kökünden sarsılmış olmasıdır.

Abone Ol

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görevde yükselme süreçleri, hukuktan ve liyakatten tamamen koparak, "torpil mekanizmasının" dişlileri arasında ezilmektedir. Bu iddia artık bir söylenti değil; bizzat sahadan yükselen, özellikle doktoralı öğretmenlerin gözyaşlarıyla mühürlenmiş acı bir gerçektir.

ERKEK EGEMEN BARİKATLAR VE İCAZET ZİNCİRİ

Düşünün ki bir kadın öğretmensiniz. Yıllarınızı eğitime vermişsiniz, akademik kariyer yapmışsınız, liyakatinize güvenerek sınava giriyorsunuz. Ancak karşınıza aşılması imkansız bir "erkek yönetici duvarı" örülmüş vaziyette. Okul müdürü erkek, yardımcıları erkek, ilçe şube müdürleri, il müdürü, kaymakam, vali... Hepsi erkek! Bu tablo tesadüf olamaz. Bu, bilinçli bir "icazet ağı” varlığının göstergesidir.

Bir kadın öğretmenin bu sistemde yükselebilmesi için başarısı, performansı veya EKYS puanı yetmiyor. Bu erkek egemen ağdan onay almanız, birilerinin "kızı, yeğeni veya himayesi altında" olmanız bekleniyor. Eğer torpiliniz yoksa, dünyanın en iyi öğretmeni olsanız bile bu sistemin gözünde bir "hiç" hükmündesiniz. Liyakat, başarı, uyumluluk... Bunların hepsi bu devasa tiyatro oyununda kullanılan basit dekorlardan ibaret.

BİR BİLİM KADINININ TASFİYE HİKAYESİ: BALIKESİR KARESİ ÖRNEĞİ

Durumun ne kadar acımasızlaştığını görmek için uzaklara gitmeye gerek yok. Balıkesir’in Karesi ilçesinde yaşananlar, eğitimin nasıl bir "mankurtlaşma" operasyonuna dönüştüğünün bir fotoğrafıdır.

Doktoralı bir Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğretmeni, sadece yönetici olma hakkını aradığı için hedef tahtasına oturtuluyor. İlk hamle ekonomik: Elindeki ek dersleri hukuksuzca alınıp, yerine BİLSEM kültürüyle alakası olmayan bir "görevlendirme" öğretmen getiriliyor. Kamu zararı kimin umurunda? Hak aramak için dilekçe verdiğinde ise karşısında bulduğu şey; mobbing, aşağılanma ve baskı.

OKULDA PUSU: EĞİTİMDE SUİKAST GİRİŞİMİ

Hikaye burada bitmiyor, daha da karanlık bir hal alıyor. Bu liyakat sahibi kadın öğretmen, sınavları ve mülakatları kazanmasına rağmen "torpil duvarına" çarpıyor ve BİLSEM’den adeta kovuluyor.

Hakkını mahkemede ararken, görevlendirildiği diğer okulda kendisine resmen bir pusu kuruluyor.

Bir öğrenci, iki metreden az mesafeden ıslak bez futbol topuyla saldırı düzenliyor. İddialar vahim: Okul müdürünün bahçedeki nöbetçi öğretmenleri kasten çektiği, saldırı sonrası ambulansın 45 dakika kadar geciktirildiği söyleniyor. Bu bir disiplin suçu değil, bu bir suikast girişimidir!

Ancak Karesi Kaymakamlığı soruşturmaya izin vermiyor, olayın üstü kapatılıyor. Mağdur öğretmen ise "ışık hızıyla" o okuldan da sürülüyor.

MÜFETTİŞ SOHBETİNDEN SÜRGÜNE

Ardından gelen süreç tam bir hukuk trajedisi. Bakanlık Müfettişi geliyor, "sohbet etmeye geldim" diyor ancak o "sohbetten" aylıktan kesme cezası ve şehir dışına (300 km) sürgün çıkıyor. Gittiği yeni şehirde ise karşılaşdığı ilk şey, bir okul müdürü tarafından makamında savrulan ölüm tehditleri oluyor.

İşte Türkiye’de liyakatli, doktoralı, bilim üreten bir kadın öğretmenin ödülü: Suikast, sürgün, tehdit, mobbing ve yok sayılma. Neden? Çünkü Ankara’da bir "dayısı" yok. Çünkü bir milletvekilinin listesinde adı geçmiyor.

SAYIN BAKAN’IN "ŞAKA"SI VE ACI GERÇEKLER

Tüm bunlar yaşanırken Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin ne yapıyor? 1 Nisan şakası kabilinden, bir kadın öğretmene "şaka yollu" sarı zarf veriyor.

Sayın Bakan, sizin şaka niyetine verdiğiniz o sarı zarf, Balıkesir’de ve Anadolu’nun dört bir yanında kadın öğretmenlerin hayatını karartan gerçek birer infaz belgesine dönüşmüş durumda!

Sizin sahadan haberiniz yok mu? Eğer varsa ve sessiz kalıyorsanız bu suç ortağı olmaktır. Eğer haberiniz yoksa, o koltukta oturmanın meşruiyeti kalmamıştır. Bir tarafta hakkını ararken mahkeme masraflarını cebinden ödeyen yalnız öğretmenler, diğer tarafta devletin avukatları tarafından korunan torpilci yöneticiler...

İSTİFA BİR ERDEMDİR

Bu sistem, torpil yapanı korumak, liyakatli olanı ise öğütmek üzerine dizayn edilmiştir. İl milli eğitim müdüründen kaymakamlara kadar uzanan bu sessizlik sarmalı, Bakanlığın iradesinden güç almaktadır.

Sayın Bakan, o "şaka" yaptığınız sarı zarfın asıl muhatabı sizsiniz. Bilerek veya bilmeyerek bu haksızlıklara göz yumduğunuz, liyakatli kadın öğretmenlerin kariyerlerinin çalınmasına sessiz kaldığınız için asıl sarı zarf size verilmelidir. Allah’tan korkan ve kuldan utanan bir irade, bu feryadı duymazdan gelemez. Liyakat sahibi kadın öğretmenlerden özür dilemek ve istifa etmek, şu aşamada yapılabilecek en onurlu harekettir.

Aksi takdirde, verdiğiniz o şaka zarflar, tarihe "eğitimin cenaze namazı" olarak geçecektir.

Hakan MUHTAR

{ "vars": { "account": "G-39SSKFJRW0" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-JV1786CP4L" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }