Trabzon ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkisiyle meydana gelen toprak hareketleri, uzmanların dikkat çektiği önemli bir risk olarak öne çıkıyor. Bölgedeki yanlış planlanan yol projeleri ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin, zemin hareketleri ile kaya kopmalarını artırabileceği belirtiliyor.
Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de meydana gelen kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla ortaya çıktığını ifade etti. Alemdağ’a göre Trabzon ve Rize çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun gibi illerde kaya kütlelerinde kopmalar ve düşmeler daha sık yaşanıyor.
DOĞU KARADENİZ’DE HEYELAN RİSKİ NEDEN ARTIYOR
Doğu Karadeniz’in coğrafi yapısı, heyelan ve kaya hareketleri açısından hassas bir yapıya sahip. Bölgede yüksek eğimli araziler ve yoğun yağış, toprak ve kaya kütlelerinin zaman zaman hareket etmesine neden olabiliyor.
Uzmanlara göre bu doğal riskler, insan müdahaleleriyle daha da büyüyebiliyor. Özellikle plansız kazı çalışmaları, mühendislik hesapları yapılmadan gerçekleştirilen yapılaşmalar ve yanlış yol güzergâhları riskin artmasına yol açıyor.
Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, bölgede yapılacak her türlü yapılaşma ve kazı çalışmasının mühendislik planlamasıyla yürütülmesi gerektiğini belirterek yer seçiminde dikkatli olunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Özellikle yeni yerleşim alanlarının belirlenmesinde jeolojik analizlerin yapılmasının büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.
TRABZON VE RİZE’DE ZEMİN HAREKETLERİ DAHA SIK
Uzmanların değerlendirmesine göre Doğu Karadeniz’de her ilde farklı türde toprak ve kaya hareketleri görülüyor. Trabzon ve Rize çevresinde daha çok zemin hareketleri yaşanırken, diğer bazı illerde kaya kopmaları ve düşmeleri ön plana çıkıyor.
Bölgede aşırı yağışın etkisiyle kaya kütleleri zamanla ayrışarak daha hassas bir hale geliyor. Bu durum özellikle eğimli arazilerde yapılan yapılaşmaların riskini artırabiliyor.
Alemdağ, zemin üzerinde yapılan her müdahalenin dikkatle planlanması gerektiğini belirterek mühendislik jeologlarının planlama süreçlerinde aktif rol almasının önemine dikkat çekti. Yeni imar alanlarının açılması veya kentsel dönüşüm projelerinin uygulanması sırasında jeolojik değerlendirmelerin mutlaka yapılması gerektiği ifade ediliyor.
TORUL TİREBOLU YOLU İÇİN TÜNEL ÖNERİSİ
Bölgede dikkat çeken riskli alanlardan biri de Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhı olarak gösteriliyor. Uzmanlara göre bu yol hattı, jeolojik yapısı nedeniyle kaya hareketlerine açık bir bölgede bulunuyor.
Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, bölgede yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm sağlamadığını belirtti. Yol güzergâhının büyük bölümünün problemli jeolojik yapıya sahip olduğunu ifade eden Alemdağ, bu nedenle daha kapsamlı bir mühendislik çözümüne ihtiyaç olduğunu söyledi.
Alemdağ’a göre en doğru çözüm, yol güzergâhının tünellerle planlanarak geçirilmesi. Böylece hem ulaşım güvenliğinin artırılması hem de doğaya yapılan müdahalelerin azaltılması mümkün olabilir.
YER SEÇİMİ VE MÜHENDİSLİK PLANLAMASI ÖNEM TAŞIYOR
Uzmanlar Doğu Karadeniz’de yaşanan zemin ve kaya hareketlerinin tamamen engellenmesinin mümkün olmadığını ancak doğru mühendislik planlamasıyla risklerin büyük ölçüde azaltılabileceğini ifade ediyor.
Yerleşim alanlarının planlanmasında doğru yer seçimi yapılması, zemin analizlerinin gerçekleştirilmesi ve doğaya uygun projelerin uygulanması büyük önem taşıyor. Özellikle eğimli arazilerde yapılacak yapılaşmaların mühendislik hesaplarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Doğu Karadeniz’de doğal yapının hassas olduğu hatırlatılırken, uzmanlar plansız müdahaleler yerine bilimsel veriler ışığında yapılan projelerin hem insan hayatı hem de çevre açısından daha güvenli bir gelecek sağlayacağını belirtiyor.