Bordo-mavili takımda bu dönem asıl dikkat çeken nokta, kadro planlamasında atılan adımların daha hesaplı, daha kontrollü ve daha net bir stratejiyle ilerlemesi oldu.
Bazı ayrılıklar vardır, taraftarı üzer ama zamanlaması doğrudur. Anthony Nwakaeme ayrılığı da böyleydi. Trabzonspor tarihinde özel bir yeri olan, şampiyonluk yolunda unutulmaz katkılar veren bir oyuncuydu. Ancak ilerleyen yaşı nedeniyle ayrılık kaçınılmaz hale gelmişti. Önemli olan, bu vedanın kırmadan, yıpratmadan ve karşılıklı saygı çerçevesinde gerçekleşmesiydi. Nwakaeme, Trabzonspor’a yakışan bir veda ile ayrıldı.
Benzer bir durum Edin Visca için de geçerli. Visca, bordo-mavili forma altında önemli izler bıraktı. Kalitesi, profesyonelliği ve oyuna bakışıyla Trabzonspor’a değer kattı. Fakat ilerleyen yaşına uzun süreli sakatlık süreci de eklenince yolların ayrılması doğal bir sonuçtu. Bu ayrılık da karşılıklı anlayışla gerçekleşti ve geride güzel hatıralar bıraktı.
Muhammed Cham ise farklı bir başlık. Trabzonspor’da beklenen performansı bir türlü veremedi. Bu sezon ayrılık sürecinde en çok zorlanılacak isimlerden biri olarak görülüyordu. Buna rağmen yönetimin bu dosyayı başarılı şekilde kapatması önemliydi. Çünkü her transferde mesele sadece almak değil, gerektiğinde doğru zamanda ayrılmayı da başarabilmektir.
Ernest Muçi hamlesi ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Beşiktaş’ta 3,5 milyon euro kazanan bir oyuncuyu ikna edip yıllık maaşını 2,5 milyon euro seviyesine çekmek ciddi bir yönetim başarısıdır. Muçi geçtiğimiz sezon skor katkısıyla değerli işler yaptı. Eğer performansını 90 dakikaya yaymayı başarırsa, Trabzonspor’un en değerli oyuncularından biri haline gelebilir.
Kazeem Olaigbe konusunda da yönetimin doğru bir yol izlediğini düşünüyorum. Genç olması, ayrılık sürecinde Trabzonspor’un en büyük avantajıydı. Konyaspor’a zararın yarısının karşılatılması zaten önemli bir hamleydi. Ardından Basel’e transfer süreci de bu başarının üzerine eklenen ekstra bir artı oldu.
Serdar Saatçi transferi ise beklenti ile gerçeklik arasındaki farkı gösteren örneklerden biri. Trabzonspor’da isteneni veremedi, verilen şansı da değerlendiremedi. Ancak ayrılırken bu transferden 500 bin euro kazanılması önemli bir başarıdır. Üstelik Çorumspor’da kendini göstermesi halinde sonraki satıştan yüzde 50 pay hakkının Trabzonspor’da kalması, bu ayrılığı daha değerli hale getiriyor.
Oleksandr Zubkov’un durumu ise daha insani bir yerden okunmalı. Trabzonspor’da ailevi sorunlar yaşadı ve bu durum kalitesini sahaya yansıtmasını zorlaştırdı. Zubkov’un kalitesinden şüphe yoktu ancak bazen futbolcunun sadece ayakları değil, zihni de sahada olmak zorundadır. Bu nedenle ayrılık kaçınılmazdı.
Felipe Augusto ise transfer politikasının en net kazanç örneklerinden biri oldu. 5 milyon euro bedelle alındığında “Bu kadar para verilir mi?” diyenler oldu. Ancak sahada Trabzonspor formasının hakkını verdi. Ardından 15 milyon euro garanti ücret ve garanti ücret gibi değerlendirilebilecek 5 milyon euro ek kazançla toplamda 20 milyon euroluk bir gelir sağladı. Bu, doğru oyuncuya yatırım yapıldığında Trabzonspor’un nasıl kazançlı çıkabileceğinin açık göstergesi.
Noah Saviolo, 22 yaş avantajıyla geliyor. Genç, iddialı ve potansiyeli yüksek. Kendisinden beklentiler büyük. Bu beklentilerin altında ezilmezse Trabzonspor’a ciddi katkı sağlayabilir. Sol kanatta görev yapmasına rağmen sağ kanatta da etkili performans sergileyebilmesi teknik heyetin elini güçlendirecek. Genç ve potansiyelli oyuncuların en büyük avantajı da burada ortaya çıkıyor. Beklentiyi karşılamasalar bile doğru maliyetle alındıklarında satışta kulübe zarar ettirmiyorlar.
Sidny Lopes Cabral için fazla söze gerek yok. Dünya Kupası’nda herkes ne yapabileceğini gördü. Oyun karakteri, yeteneği ve potansiyeliyle Trabzonspor taraftarını heyecanlandıran isimlerden biri.
Melih Kabasakal, Samet Akaydin, Metehan Mimaroğlu ve Thierry Darnel Karadeniz transferlerinde ise maliyet-mantık dengesi öne çıkıyor. Yerli oyuncu avantajları var ve bu tarz hamleler sezon içinde çok kıymetli hale gelebilir. Bu oyuncuların en az ikisinden Mustafa Eskihellaç katkısı bekliyorum. Trabzonspor’un geniş rotasyona ihtiyacı olacak ve bu isimler doğru kullanılırsa ciddi fayda sağlayabilir.
Ruslan Malinovskyi ise tecrübesi ve bitiriciliğiyle Trabzonspor’a kalite katacak bir oyuncu. Oyun aklı, şut tehdidi ve liderliğiyle orta saha hattında fark oluşturabilir. Buradaki tek korkum sakatlık konusu. Eğer fiziksel olarak hazır kalırsa, Trabzonspor’un sezon içindeki en önemli kozlarından biri olabilir.
Andre Onana transferi de hedefin büyüklüğünü gösteriyor. Bir takım şampiyonluğa oynayacaksa, atanı ve tutanı kaliteli olacak. Kaleci bölgesi bu anlamda hayati önem taşır. Onana’nın kalitesi tartışılmaz. Böyle bir hamle, Trabzonspor’un yalnızca kadro kurmadığını, iddia ortaya koyduğunu da gösterir.
Aral Şimşir ise beni en çok mutlu eden transferlerden biri oldu. Çünkü Trabzonspor’a gelmek isteyen, bu formayı giymek için enerji veren oyuncular her zaman farklıdır. Taraftar bunu hisseder. Aral’ın Trabzonspor’u istemesi, bu transferi sadece sportif değil, duygusal olarak da değerli hale getiriyor.
Sonuç olarak Trabzonspor’da bu dönem sadece transfer yapılmıyor; bir kadro yeniden şekillendiriliyor. Yaşı ilerleyen oyuncularla doğru vedalar yapılıyor, beklentiyi karşılamayan dosyalar zarar büyümeden kapatılıyor, potansiyelli oyuncularla geleceğe yatırım yapılıyor ve tecrübeli isimlerle bugünün hedefleri güçlendiriliyor.
Lovik'in de satılması hemen hemen kesinleşmiş gibi gözüküyor. Trabzonspor'a zarar vemeden ayrılacağı bilgilerini aldım. Bu da, sevindirici gelişme.
Elbette her transfer tutacak diye bir garanti yok. Futbolda kağıt üzerindeki doğrular her zaman sahaya aynı şekilde yansımaz. Ancak bugün görünen tablo şu: Trabzonspor bu kez daha planlı, daha ekonomik ve daha bilinçli hareket ediyor.
Eğer bu yapı sahada da karşılık bulursa, bordo-mavili takım sadece yeni sezona değil, yeni bir döneme de güçlü bir başlangıç yapabilir.
GELELİM BİR DE GÜZEL GÜNLERİN DOĞURDUĞU KÖTÜ DURUMA
Trabzonspor'da kadro planlaması bu kadar doğru yapıldığında, kongre seslerinin yükseldiğini de hayretle görmekteyiz. Kulislerde adaylığını ilan edenleri şaşkınlıkla öğrenmekteyim.
Trabzonspor borç batağında yüzerken, futbolcularına transfer teklifi gelmediği günlerde kongrelerde aday çıkmadı.
Şimdi ise başkan Ertuğrul Doğan'a aba altından sopa gösteriliyor. Kendisinden destek alınamaması durumunda, adeta "kongrede görüşürüz." Mesajı veriliyor.
İşte bunlar Trabzonspor'un gerçekleri...
Bu gerçeklerle mücadele etmek de Ertuğrul Doğan'a düşmemeli ve Trabzonsporlu taraftarlar verilen emeğin karşılığını vermeli.
Bu konuda teknik direktör Fatih Tekke'ye de önemli görev düşmekte. Kendisine inanarak ve her şekilde destekleyen yönetimi devirmek için mücadele verenlere koz vermemeli.
Söylemleriyle, oynatacağı futbol ile daha fazla sahada kalmalı. Bazen de kol kırılıp, yen içinde kalmalı. Elinden gelenin fazlasını yapmalı. Kendisine fazlasıyla inanan güvenen bir başkan var. Gerçekleşen transferlerden bunu çok net görebiliyoruz.
Çünkü, Trabzonspor'un başarısız olmasını isteyenlere en güzel cevap sahada verilecek.
Burada da görev Fatih Tekke'ye düşüyor. Trabzonspor taraftarı da yönetim gibi kendisine güveniyor.
Maç sonlarında, öncesinde söylemlere de dikkat edilmelidir.
Belirttiğim gibi, Ertuğrul Doğan'ın devrilmesini bekleyenlere takımın hocası tarafından koz verilmemelidir.