Türkiye’nin demokratik düzenini hedef alan 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Başkanı Kuloğlu, darbe girişimi sırasında yargının gösterdiği refleksi, sonrasında yürütülen arınma sürecini ve benzer yapıların yargıya sızmasını önlemek amacıyla alınan tedbirleri değerlendirdi.
HSK Birinci Daire Başkanı Kuloğlu, 15 Temmuz gecesinde devlet kurumlarının ağır bir sınavdan geçtiğini belirterek yargı teşkilatının darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren Anayasa ve millet iradesinin yanında yer aldığını söyledi.
Kuloğlu, ❝O karanlık gecede devletin tüm kurumları ağır bir imtihandan geçerken, en kritik cephelerden birini hiç şüphesiz yargı teşkilatı oluşturdu. Geçmiş darbelerde vesayet odaklarının bir aracı hâline getirilmeye çalışılan yargı, 15 Temmuz’da tam tersi bir refleks göstererek ilk dakikalardan itibaren darbecilerin karşısında, milletin ve Anayasa’nın yanında sarsılmaz bir kale gibi durdu❞ ifadelerini kullandı.
YARGI DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI HAREKETE GEÇTİ
Darbe girişimine karşı gösterilen direnişin merkezinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milletin meydanlara çıkması yönündeki çağrısının bulunduğunu belirten Kuloğlu, vatandaşların tanklara, silahlara ve darbecilere karşı koyduğunu dile getirdi.
Yargı teşkilatının da hukuk devleti sınırları içinde darbeciler hakkında soruşturma sürecini başlattığını aktaran Kuloğlu, Cumhuriyet başsavcılıklarının gecikmeden harekete geçtiğini ve anayasal düzeni hedef alan girişime karşı hukuki işlemlerin başlatıldığını kaydetti.
Kuloğlu, 15 Temmuz gecesini yalnızca bastırılan bir darbe girişimi olarak değil, milletin, devletin ve hukuk düzeninin birlikte demokrasiyi savunduğu tarihî bir dönüm noktası olarak nitelendirdi.
YARGIDAKİ ARINMA SÜRECİ 17-25 ARALIK SONRASI BAŞLADI
Yargıdaki arınma sürecinin yalnızca 15 Temmuz’dan sonra başlamadığını vurgulayan Kuloğlu, FETÖ’nün yargı içindeki yapılanmasına ilişkin tehdidin 17-25 Aralık sürecinden sonra daha açık şekilde ortaya çıktığını ifade etti.
Bu dönemde yargıda anayasal sadakatin güçlendirilmesine yönelik adımlar atıldığını ve hukuk dışına çıkan kişiler hakkında soruşturmalar yürütüldüğünü belirten Kuloğlu, 15 Temmuz’un ardından HSK’nın 2 bin 500’ü aşkın hâkim ve savcıyı meslekten çıkardığını söyledi.
Kuloğlu, bu kararların yargının hukuk dışı yapılardan temizlenmesi bakımından önemli bir kurumsal irade ortaya koyduğunu belirterek arınma sürecinin ardından kararların anayasal ilkelere daha sıkı şekilde bağlandığını savundu.
Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki görünümünde yaşanan iyileşmeyi de değerlendiren Kuloğlu, bunun yargının hukuk dışı yapılardan arındırılması ve iç hukuk yollarının güçlendirilmesiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.
İADE EDİLEN HÂKİM VE SAVCILARIN DOSYALARI YENİDEN İNCELENEBİLİYOR
HSK’nın meslekten çıkarma kararlarına karşı Danıştay’da dava açılabildiğini hatırlatan Kuloğlu, bu sürecin etkili yargısal denetimin önemli güvencelerinden biri olduğunu söyledi.
Darbe girişiminden sonra ihraç edilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davaların büyük bölümünde HSK kararlarının hukuka uygun bulunduğunu aktaran Kuloğlu, delil yetersizliği veya usule ilişkin gerekçelerle iptal edilen işlemlerde ilgili kişilerin yeniden mesleğe başlatıldığını belirtti.
Kuloğlu, göreve iade edilen kişiler hakkında daha sonra ByLock kullanımı, yeni tanık beyanları, itirafçı ifadeleri veya örgütün mahrem yapılanmasına ilişkin yeni deliller ortaya çıkması hâlinde HSK’nın dosyayı yeniden değerlendirebildiğini bildirdi.
Yeni deliller doğrultusunda tekrar meslekten çıkarma kararı verilebildiğini belirten Kuloğlu, bu kararların da Danıştay denetimine açık olduğunu vurguladı.
FİRARİ YARGI MENSUPLARI İÇİN ADLİ İŞ BİRLİĞİ SÜRÜYOR
FETÖ kapsamında aranan firari yargı mensuplarının ifadelerinin alınması ve Türkiye’ye iadelerine ilişkin süreçlerin Adalet Bakanlığı üzerinden yürütüldüğünü belirten Kuloğlu, HSK’nın ilgili bilgi, belge ve delilleri değerlendirerek Bakanlık birimlerine destek verdiğini söyledi.
Kuloğlu, diğer ülkelerdeki muadil kurumlarla yapılan temaslarda firari kişilere ilişkin somut hukuki verilerin paylaşıldığını ve uluslararası adli iş birliği süreçlerine katkı sağlandığını ifade etti.
YARGIDA ANAYASAL SADAKAT VURGUSU
Benzer yapıların yeniden yargı içinde örgütlenmesini engellemenin yalnızca denetim mekanizmalarıyla mümkün olmayacağını belirten Kuloğlu, güçlü bir hukuk devleti kültürünün kalıcı hâle getirilmesi gerektiğini söyledi.
Kuloğlu, ❝Devletin dini adalettir❞ sözünün devletin varlık sebebini ve yargının görevini özetlediğini belirterek hâkim ve savcıların yalnızca Anayasa’ya, kanuna ve vicdanlarına göre karar vermesi gerektiğini ifade etti.
Mesleğe kabulden itibaren hukuk devleti kültürü, anayasal sadakat, kamu etiği ve millete hizmet bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kuloğlu, yargı mensuplarının herhangi bir grup, cemaat, örgüt veya ideolojik yapıya göre değil, yalnızca hukuk temelinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

FETÖ İLE MÜCADELE DEVAM EDECEK
HSK Birinci Daire Başkanı Kuloğlu, FETÖ ve anayasal düzeni hedef alan diğer terör örgütleriyle mücadelenin tehditler tamamen ortadan kalkıncaya kadar devam edeceğini söyledi.
Yargı teşkilatının en büyük gücünün hukukun üstünlüğüne ve bağımsızlık ilkesine bağlı insan kaynağı olduğunu belirten Kuloğlu, 15 Temmuz sonrasında edinilen kurumsal tecrübenin yeni nesil hâkim ve savcılara aktarılmasının önem taşıdığını ifade etti.
Kuloğlu, ❝Yargının gerçek aidiyeti yalnızca Anayasa’ya, hukuka ve aziz milletimizedir❞ değerlendirmesinde bulundu.




