HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA DENİZCİLER ZOR ŞARTLARLA KARŞI KARŞIYA

Orta Doğu’da artan gerilim, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini ciddi şekilde etkiledi. İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına yanıt olarak boğazdan geçmeye çalışan gemilere ateş açabileceğini açıklaması, bölgede görev yapan binlerce denizciyi zor bir durumla karşı karşıya bıraktı.

İnsansız hava araçları, seyir füzeleri ve savaş uçaklarının gökyüzünde sıkça görülmesi, petrol tankerleri ve yük gemilerinde çalışan denizciler için günlük hayatın bir parçası haline geldi. Körfez bölgesinde son günlerde gemilere yönelik saldırıların sayısının arttığı belirtiliyor.

İran’dan Tel Aviv’e Füze Saldırısı
İran’dan Tel Aviv’e Füze Saldırısı
İçeriği Görüntüle

Dünya enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı, petrol ve çeşitli ticari ürünleri taşıyan gemiler için en önemli geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. Ancak bölgede yaşanan çatışmalar nedeniyle birçok gemi boğazda veya limanlarda mahsur kalmış durumda.

DENİZDE VE LİMANDA RİSK DEVAM EDİYOR

Bölgede çalışan denizciler, çatışmaların her gün daha yakından hissedildiğini anlatıyor. Bir petrol tankerinde görev yapan Pakistanlı denizci Amir, İran’a ait insansız hava araçları ve seyir füzelerinin alçak irtifada uçtuğunu gördüğünü belirtiyor.

Denizciler için en büyük endişe ise havada etkisiz hale getirilen bir insansız hava aracının ya da füzenin geminin üzerine düşmesi ihtimali. Myanmar uyruklu bir denizci olan Hein ise sık sık hava çatışmalarına tanık olduklarını ifade ediyor.

Hein, bir sabah çalıştıkları sırada iki savaş uçağının havada birbirine ateş açtığını gördüklerini ve gemide saklanabilecek özel bir alan bulunmadığını söylüyor. Bu nedenle mürettebatın yalnızca geminin içine doğru koşarak korunmaya çalıştığını dile getiriyor.

ON BİNLERCE DENİZCİ MAHSUR KALMIŞ OLABİLİR

Denizcilik sektöründe faaliyet gösteren bazı kuruluşlara göre bölgede mahsur kalan denizcilerin sayısı oldukça yüksek. Tahminlere göre yaklaşık 20 bin denizci Körfez’de bulunan gemilerde beklemek zorunda kalıyor.

Bu denizcilerin bir kısmı açık denizde, bir kısmı ise limanlarda bulunuyor. Ancak uzmanlara göre limanda olmak her zaman daha güvenli anlamına gelmiyor. Daha önce demirlemiş haldeyken zarar gören gemilerin bulunduğu ifade ediliyor.

Son haftalarda en az yedi geminin çatışmalar sırasında hasar gördüğü belirtilirken, bazı olaylarda mürettebatın gemiyi terk etmek zorunda kaldığı bildirildi. Denizcilerin yaşadığı psikolojik baskının da giderek arttığı ifade ediliyor.

İLETİŞİM SORUNLARI AİLELERİ ENDİŞELENDİRİYOR

Bölgede yaşanan iletişim sorunları, denizcilerin aileleri için de büyük bir belirsizlik oluşturuyor. İran’da bazı dönemlerde internet ve telefon ağlarında kesintiler yaşanması, gemilerde çalışan denizcilerin yakınlarının haber almasını zorlaştırıyor.

Bazı aileler günlerce çocuklarıyla ya da eşleriyle iletişim kuramadıklarını ifade ediyor. Bu durum, zaten yüksek olan endişeyi daha da artırıyor.

Denizcilerden bazıları son saldırılarda yaralanan meslektaşlarının olduğunu ve gemilerde ciddi korku yaşandığını belirtiyor.

GPS SORUNLARI VE ERZAK ENDİŞESİ

Bölgedeki denizcilerin karşılaştığı bir diğer sorun ise navigasyon sistemlerinde yaşanan aksaklıklar. Bazı kaptanlar GPS sinyallerinde ciddi parazitler oluştuğunu ve bu nedenle gemilerin yön bulmakta zorlandığını ifade ediyor.

Navigasyon sistemlerindeki sorunlar, yoğun deniz trafiğinin bulunduğu Hürmüz Boğazı’nda riskleri daha da artırıyor. Bunun yanında bazı gemilerde su ve gıda stoklarının da azalmaya başladığı belirtiliyor.

Birçok gemide taze yiyeceklerin sınırlı olduğu ve bazı mürettebatların günlük yemek miktarlarının azaltıldığı ifade ediliyor.

DENİZCİLER GÜVENLİK İÇİN ÇAĞRI YAPIYOR

Denizciler, uluslararası nakliye şirketlerine ve yetkililere güvenlik konusunda çağrıda bulunuyor. Bölgedeki gerilimin ticaret gemilerini ve mürettebatı ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını belirten denizciler, insan hayatının her şeyden daha değerli olduğunu vurguluyor.

Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler yalnızca bölgesel güvenliği değil, aynı zamanda küresel ticareti ve enerji taşımacılığını da etkileyebilecek potansiyele sahip.

Denizcilik sektöründe çalışan birçok kişi, bölgedeki çatışmaların sona ermesi ve deniz yollarının yeniden güvenli hale gelmesi için diplomatik çözümlerin önemine dikkat çekiyor.