İsrailli gazeteci, yazar ve diplomat David Ben-Basat, Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nin ardından Türkiye’nin ittifak içindeki konumuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ben-Basat, Türkiye’nin artık NATO içerisinde göz ardı edilemeyecek stratejik bir güç haline geldiğini belirtti.
İsrail merkezli The Jerusalem Post’ta 31 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan yazıda, Ankara Zirvesi’nin sıradan bir diplomatik toplantı olmadığı, Türkiye’nin ittifak içindeki artan etkisini gösteren stratejik bir mesaj taşıdığı ifade edildi.
TÜRKİYE NATO’DA KİLİT DEVLET HALİNE GELDİ
David Ben-Basat, Türkiye’nin geçmişte NATO’nun karmaşık ve zaman zaman sorun yaşayan üyelerinden biri olarak görüldüğünü ancak bu algının değiştiğini kaydetti.
Türkiye’nin artık ittifakın kenarında duran bir ülke olmadığını belirten Ben-Basat, Ankara’nın Doğu Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı etkileyen kararlarıyla kilit bir devlet haline geldiğini ifade etti.
İsrailli diplomat, Türkiye’nin Rusya’dan savunma sistemleri satın alması ve Washington ile dönem dönem yaşadığı gerilimlere rağmen NATO açısından vazgeçilmesi zor stratejik imkanlara sahip olduğunu vurguladı.
“YERİNİ DOLDURMASI ZOR BİR ORTAK”
Ben-Basat, ABD’nin Avrupa ülkelerinden savunma sorumluluğunu daha fazla üstlenmesini istediği bir dönemde Türkiye’nin öneminin arttığını belirtti.
Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük kara ordusuna sahip olduğunu hatırlatan Ben-Basat, Ankara’nın Karadeniz’deki mayın karşı tedbirleri faaliyetlerinde ve ittifakın güney kanadının korunmasında merkezi rol üstlendiğini kaydetti.
Ben-Basat, Türkiye’nin NATO içindeki konumuna ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye, yerini doldurması zor bir ortak olarak konumlanıyor” ifadelerine yer verdi.
SAVUNMA SANAYİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye’nin büyüyen savunma sanayisi de yazının öne çıkan başlıklarından biri oldu. Ben-Basat, Türkiye’nin silah ihracatının arttığını ve ülkenin NATO’nun ortak savunma projelerinde daha önemli bir ortak haline geldiğini belirtti.
İsrailli diplomat, “Türkiye’nin savunma sanayisi hızla büyüyor, silah ihracatı artıyor ve ittifakın ortak savunma projelerinde giderek daha önemli bir ortak haline geliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ben-Basat, Türkiye’nin askeri kabiliyeti, coğrafi konumu ve enerji sektöründeki rolünün ülkeyi ittifakın en etkili üyelerinden biri haline getirdiğini ifade etti.
ENERJİ GÜVENLİĞİNDE TÜRKİYE VURGUSU
Türkiye’nin gücünün yalnızca askeri kapasitesinden kaynaklanmadığını belirten Ben-Basat, ülkenin enerji yollarındaki stratejik konumuna da dikkat çekti.
Türkiye’nin Asya, Kafkasya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan doğal gaz ve petrol boru hatları açısından önemli bir merkez haline geldiğini kaydeden Ben-Basat, Ankara’nın Avrupa’nın enerji güvenliğini etkileyebilecek güce sahip olduğunu ifade etti.
Ankara Zirvesi’nde savunma üretiminin genişletilmesi, askeri altyapı yatırımlarının artırılması ve üyeler arasındaki güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi gibi başlıkların ele alındığı bildirildi. Zirvede Türkiye, savunma sanayisine yönelik kısıtlamaların kaldırılması ve ittifak içindeki işbirliğinin daha kapsayıcı hale getirilmesi çağrısında da bulundu.

“GÖZ ARDI EDİLEMEYECEK STRATEJİK OYUNCU”
Ben-Basat, yazısının sonunda Ankara Zirvesi’nin Türkiye’ye yönelik algıda önemli bir değişimi ortaya koyduğunu belirtti.
Türkiye’nin artık yalnızca dönemsel krizlerle gündeme gelen bir müttefik olarak değerlendirilmediğini kaydeden Ben-Basat, “Türkiye, periyodik krizlerinin yönetilmesi gereken zor bir ortak olmaktan, göz ardı edilemeyecek stratejik bir oyuncuya dönüştü” ifadelerini kullandı.
İsrailli diplomatın değerlendirmeleri, Türkiye’nin askeri kapasitesi, savunma sanayisi, enerji güvenliğindeki rolü ve coğrafi konumuyla NATO içindeki etkisinin giderek arttığına işaret etti.




