Artvin’de Karadeniz Sahil Yolu’nun Arhavi ile Sarp arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik bölümünde son yıllarda meydana gelen kaya düşmesi ve heyelanlar yeniden gündeme geldi.
Son 5-6 yıllık dönemde bölgede 3’ü ölümlü olmak üzere 6 ciddi olay yaşandığı belirtilirken, Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Hakan Ersoy, bölgede hareket eden kaya bloklarının 500 tonu aşabildiğini söyledi.
30 KİLOMETRELİK HATTA CİDDİ RİSK
Karadeniz Sahil Yolu’nun Artvin’in Arhavi, Hopa ve Kemalpaşa ilçeleri arasında kalan kesimlerinde son yıllarda peş peşe kaya düşmesi ve heyelan olayları meydana geldi.
Yamaçlardan kopan büyük kaya kütleleri zaman zaman kara yoluna ulaşırken, bazı olaylarda can kaybı ve maddi hasar yaşandı.
Özellikle Arhavi-Sarp arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik güzergâh, yoğun trafik nedeniyle riskin daha da büyüdüğü noktalardan biri olarak öne çıkıyor.
500 TONU AŞAN KAYA BLOKLARI HAREKET EDİYOR
Bölgede incelemelerde bulunan Prof. Dr. Hakan Ersoy, bazı kaya bloklarının 500 tonu geçtiğini belirtti.
Ersoy, bu büyüklükteki kütlelerin yalnızca bariyer veya lokal mühendislik önlemleriyle tamamen durdurulamayacağını ifade ederek daha geniş kapsamlı bir risk yönetimi gerektiğini vurguladı.
Karadeniz Sahil Yolu’nun özellikle dik yamaçlara çok yakın geçtiğine dikkat çeken Ersoy, kaya düşmesi durumunda yol ile yamaç arasında yeterli tampon alan bulunmamasının tehlikeyi artırdığını belirtti.
GÜZERGÂHTAN BİNLERCE TIR GEÇİYOR
Karadeniz Sahil Yolu, Türkiye’nin Gürcistan üzerinden doğu ülkelerine açılan en önemli ulaşım güzergâhları arasında yer alıyor.
Her gün binlerce tırın kullandığı yol, uluslararası taşımacılık açısından da kritik önem taşıyor.
Bu nedenle yaşanan heyelan ve kaya düşmelerinin yalnızca bölgesel değil, ulaşım ve ticaret açısından da önemli sonuçlar doğurduğu değerlendiriliyor.
“LOKAL ÖNLEMLER YETERLİ DEĞİL”
Prof. Dr. Hakan Ersoy, riskli noktaların tek tek ele alınmasının yeterli olmayacağını ifade etti.
Yaklaşık 50 kilometrelik hattın kamu kurumları ve üniversitelerin ortak çalışmasıyla bütüncül şekilde incelenmesi gerektiğini belirten Ersoy, kaya düşmesi, heyelan ve taşkın gibi doğa kaynaklı afetlere karşı ulusal ölçekte stratejik bir sistem oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Bölgede kaya düşmesi yaşanmayan noktaların da risk açısından değerlendirilmesi ve uzun vadeli önlemler geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.




