Kısa fakat yorucu bir bayram tatili sonrası ilaç gibi gelmişti Trabzonspor’un Avrupa sahnesinde boy göstereceği Videoton müsabakası.

Üstelik bugün doğum günüm olması asabiyle, alınacak galibiyet benim için hediyelerin en anlamlısı olacaktı. Avrupa’da tur kapısı aralanacak derken! Bu akşam ki oyunu görünce, ben hediyeden falan vazgeçtim, hem de yeter ki tur gelsin, nerede ve nereden gelirsen gelsin…

Doğruyu söylemek gerekirse, öyle ahım şahım futbol beklemiyordum da aslında, lakin bu akşam ki Trabzonspor’u izleyince, o beklemediğim futbolu da arar oldum.

Eminin birçok futbolseverde benimle aynı kanıda ve aynı yanılgılar yörüngesinde maçı izlediler.
Trabzonspor her yönüyle vasat bir oyun sergiledi bu akşam.

Başta Colman bizi çok yanılttı. Maç eksiği olabilir, fakat onun tecrübesinde ki bir futbol beyni, bunu ilerleyen dakikalarda kendi kendine tolere edebilmeliydi diye düşünüyorum. Colman’ın oyunun merkezinde yetkin ve etkin olması üzerine kurgulanan düzende, onun savrukluğuna Şenol Güneş’in nasıl koca bir devre dayandığına şaşmamak elde değildi.

Oysa iyi ve gününde bir Colman bu akşam Trabzonspor’un fark yaratan futbol beyni olabilirdi. Fakat o negatif performansıyla adeta Trabzonspor’a ihanet etti bu akşam…

Volkan Şen’in müthiş kanat bindirmelerinde Halil’in etkisiz ve silik oyunu da bir başka eksisi oluyordu bordo-mavililerin. Olcan ve Volkan oyunun her yerinde varlarken, golcüsü olmayan Trabzonspor ileri uç elemanlarının, böyle vasat bile sayılmayacak bir ekibin savunması arasında kaybolması gelecek günler adına kaygı verici bir durumdu. Umarım Sadri Şener; maç sonu kurmaylarını hemen stadyum ofisinde acilen bir eylem planı toplantısına almıştır. Bu takım çok iyi bir sol bek ve forvet transferi için barım barım bağırıyorken, bunu görmek için illa Videoton gibi sıradan bir ekibe elenmek mi lazım?
Hadi birden bu kadar haksızlık yapmalım! Volkan Şen’in ilk yarı, Giray Kaçar’ın ikinci yarı mecburi, Colman’ın da savruk oyunu yüzünden ikinci yarı başı oyun dışı kalmaları, Şenol Güneş’in özellikle ikinci yarı oyuna yapacağı taktiksel müdahaleleri için elini kolunu bağlayan talihsizlikler olduğunu da belirtmemiz gerekiyor.

Yasin’in hareketli kenar oyunu, Alanzinho’nun orta alana kattığı canlılık, özellikle günün bana göre en çalışkan adamı Olcan’ın oyuna daha çok üretkenlik katmasını sağlayan başlıca etkenler oldu.
Fakat bu aksiyonlar hiçbir şeye yaramadı. Golcüsü olmayan bir takımın, hele böyle alan daraltan ve sürekli presle adam markajı yapan ekipler karşısında, hiçbir sonuçsal aksiyona imza atamayacağı aşikârdı oysa!

Sonuç olarak, kaleci Onur’un sihirli ellerinde Macaristan’a taşınan tur umutlarına bel bağlamak o kadar da kötü bir sonuç gibi görünmese de, bu Videoton karşısında ki Trabzonspor’un düştüğü âcizane tablo, ilerisi için çok acı dolu hezeyanlara hazır olmamızı görmemizi ister gibi…
Allah bize her daim futbol aklımıza mukayyet olmayı nasip etsin…

H.A
23/08/2012