Trabzonspor’un Gaziantep deplasmanında aldığı 2-1’lik galibiyet, tabelaya yazılan üç puandan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Bu maç, sadece bir skor değil; bir reaksiyon, bir karakter testi ve belki de sezonun kırılma anlarından biriydi.
Hafta boyunca konuşulanlar, son maçta yaşanan kayıp ve zirve yarışında oluşan soru işaretleri… Tüm bunların gölgesinde çıkılan bir deplasman. Üstelik Gaziantep gibi iç sahada dirençli, oyunu forse eden ve rakibini hataya zorlayan bir takım karşısında.
Maçın ilk bölümü Trabzonspor adına sancılı geçti. Savunma arkasına atılan toplar, merkezdeki boşluklar ve geçişlerde yaşanan problemler… Fatih Tekke’nin de ifade ettiği gibi, “çok delindik” denebilecek bir bölüm oynandı. Hatta skor daha farklı bir noktaya da gidebilirdi. Fakat futbol bazen kusursuz oynamayı değil, doğru anlarda doğru tepkiyi vermeyi ödüllendirir.
Trabzonspor o tepkiyi verdi.
Geriye düştükten sonra gelen iki gol, sadece skoru çevirmedi; oyunun psikolojisini de değiştirdi. Formasyon değişikliği, saha içi yerleşim ve özellikle hücum geçişlerinde artan cesaret, bordo-mavililerin oyunu dengelemesini sağladı. İkinci yarıda ise klasik bir deplasman refleksi devreye girdi: Savunmayı doğru yapmak, riskleri azaltmak ve anı kollamak.
Bu noktada bir parantez açmak gerekiyor. Andre Onana’nın kurtarışları maçın kader anlarından biriydi. Futbol bazen bir forvetin golüyle değil, bir kalecinin refleksiyle kazanılır. Gaziantep’in yakaladığı pozisyonlarda gelen o kritik müdahaleler, Trabzonspor’un ayakta kalmasını sağladı.
Öte yandan Gaziantep FK cephesinin “oyun üstünlüğü bizdeydi” itirazı da yabana atılacak cinsten değil. Topa sahip olma, pas yüzdesi ve üretkenlik anlamında ev sahibi ekip gerçekten cesur bir oyun ortaya koydu. Ancak futbol sadece istatistik oyunu değildir. Konsantrasyon kırılmaları ve savunma anlarındaki küçük hatalar, böylesi maçlarda büyük sonuçlar doğurur.
Trabzonspor açısından bu galibiyetin en önemli tarafı şu: Takım, zor bir deplasmanda, iyi oynamadığı bölümlere rağmen kazanmayı başardı. Şampiyonluk ya da zirve yarışı iddiası taşıyan ekipler için bu tür maçlar altın değerindedir. Çünkü sezon sonunda dönüp bakıldığında, “iyi oynadığımız maçlar” değil, “zor kazandığımız maçlar” hatırlanır.
Fatih Tekke’nin “Önemli olan 3 puandı” cümlesi bu yüzden sıradan bir teknik direktör klişesi değil. Bu, sezonun ruh halini anlatan bir özet.
Trabzonspor belki kusursuz değildi. Belki oyun olarak beklentinin altında kaldığı anlar oldu. Ama karakter koydu, reaksiyon verdi ve kazandı. Ligin ikinci yarısında yarışın daha da sertleşeceği düşünüldüğünde, Gaziantep’te alınan bu galibiyet sadece haneye yazılan bir üç puan değil; moral, özgüven ve inanç tazelemesi anlamına geliyor.
Şampiyonluk yolu her zaman iyi futboldan geçmez. Bazen engebeli yollarda ayakta kalabilmekten geçer. Trabzonspor, Gaziantep’te tam olarak bunu yaptı.