Gündelik işler giderek zorlaşıyorsa, yaşananları yalnızca isteksizlik olarak açıklamak yeterli olmayabilir. İstanbul Kadıköy Suadiye’de çalışmalarını sürdüren Klinik Psikolog Mert Arslan ile depresyonun günlük yaşamdaki görünümlerini ve destek sürecini ele alıyoruz.

Depresyon denildiğinde akla genellikle ağlayan veya yatağından çıkamayan biri geliyor. Her zaman böyle mi görünür?

Hayır. Depresyonda üzüntünün yanında boşluk hissi, ilgi kaybı, yorgunluk, odaklanma güçlüğü veya kolay öfkelenme de görülebilir. Herkes aynı belirtileri yaşamaz.

Kişinin işe gidiyor veya bazı sorumluluklarını yerine getiriyor olması, zorlanmadığı anlamına gelmez. Değerlendirmede dışarıdan nasıl göründüğünün yanında, günlük hayatını ne kadar çabayla sürdürebildiğini ve kendi deneyimini de anlamak gerekir.

Bir insan “Hiçbir şey yapmak istemiyorum” dediğinde depresyondan söz edebilir miyiz?

Tek bir ifadeden tanı çıkaramayız. Geçici yorgunluk, yoğun stres veya fiziksel bir sağlık sorunu da benzer bir yakınmaya yol açabilir.

Bu değişimin ne zamandır sürdüğü, kişinin önceki hâlinden nasıl farklılaştığı ve yaşamını nasıl etkilediği önemlidir. Depresyon değerlendirmesinde belirtilerin çoğu gün, en az iki hafta sürmesi dikkate alınır. Ancak belirgin sıkıntı yaşayan birinin yardım istemek için iki haftayı doldurmayı beklemesi gerekmez.

Yakınlarının “Biraz gayret et” demesi neden yeterli olmayabilir?

Çünkü depresyon, yalnızca karar vererek ortadan kaldırılabilecek bir isteksizlik değildir. Enerji, dikkat ve ilgi düzeyindeki değişimler, basit görünen işleri bile zorlaştırabilir.

“Sen zaten yaparsın” demek yerine, “Son zamanlarda zorlandığını fark ediyorum, konuşmak ister misin?” diye yaklaşmak daha fazla alan açabilir. Kişinin ne yaşadığını dinlemeden çözüm sıralamak yerine, hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunu sormak önemlidir.

İnsan hayatında belirgin bir sorun yokken de depresyon yaşayabilir mi?

Evet. Depresyonun ortaya çıkışını tek bir olaya veya nedene bağlamak doğru olmaz. Biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenler birlikte rol oynayabilir.

Bu nedenle “İşin var, ailen var, neden mutsuzsun?” gibi sorular yaşanan güçlüğü açıklamaz. Dışarıdan iyi görünen koşullar, kişinin iç dünyası hakkında bütün bilgiyi vermez.

Depresyonla ilgili çalışmalarınızda kişinin yaşam öyküsüne nasıl yer veriyorsunuz?

Belirtilerin yanında kişinin ilişkilerini, kayıplarını, kendisinden beklentilerini ve kendisine nasıl davrandığını da anlamaya önem veriyorum. Örneğin yoğun öz eleştirinin kişi için ne anlama geldiği, görüşmelerde ele alınabilecek konulardan biridir.

Moda Psikolog’daki depresyon sayfasında kayıp, boşluk hissi ve içsel çatışmalar konusunu psikodinamik bir çerçevede ele alıyoruz. Bu, depresyonu anlamaya yönelik kuramsal bir bakıştır; her kişinin yaşantısını aynı nedenle açıklamak veya kapsamlı değerlendirmeyi bununla sınırlamak anlamına gelmez.

İlk görüşmeye gelen kişinin yaşadıklarını açıkça anlatabilmesi şart mı?

Hayır. “Eskisi gibi hissetmiyorum” veya “Nereden başlayacağımı bilmiyorum” demek de bir başlangıçtır. Kişinin önceden bir tanı belirlemesi ya da anlatacaklarını düzenlemesi gerekmez.

Üsküdar Üniversitesi İngilizce Psikoloji lisansı ve Klinik Psikoloji yüksek lisansının ardından kurduğum Moda Psikolog bünyesinde, İstanbul Kadıköy Suadiye’de çalışmalarımı sürdürüyorum. Görüşmelerde kişinin yaşadıklarını kendi sözcükleriyle anlatabilmesine önem veriyorum. İlk görüşmede yaşanan değişimleri, günlük hayatı ve başvuru beklentisini birlikte anlamaya çalışıyoruz.

Depresyon için yalnızca konuşmak mı gerekir, ilaç da kullanılabilir mi?

Psikoterapi, ilaç tedavisi veya ikisinin birlikte kullanılması değerlendirilebilir. Seçim; belirtilerin şiddeti, kişinin sağlık geçmişi, ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda yapılır. İlaç tedavisini hekim değerlendirir.

Fiziksel hastalıklar veya kullanılan ilaçlar da benzer belirtilere katkıda bulunabilir. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılması bu nedenle önemlidir. Herkes için aynı tedavi planını veya iyileşme süresini önceden belirlemek mümkün değildir.

Bir yakınımıza destek olmak için somut olarak ne yapabiliriz?

Genel bir “Bir şeye ihtiyacın olursa ara” cümlesinin yanında küçük ve açık teklifler sunabiliriz: “Randevu araştırmana yardımcı olmamı ister misin?” veya “Bugün birlikte yemek hazırlayalım mı?” gibi.

Okula Uyumda Ebeveynlerin Yaptığı 5 Büyük Hata
Okula Uyumda Ebeveynlerin Yaptığı 5 Büyük Hata
İçeriği Görüntüle

Desteğin biçimini kişinin ihtiyacına göre konuşmak gerekir. Bütün sorumluluklarını üstlenmek ya da sürekli denetlemek yerine, yanında olduğumuzu hissettiren ve kararlarına alan tanıyan bir yaklaşım benimseyebiliriz.

Hangi durumda yardım aramayı ertelememek gerekir?

İlgi kaybı, çökkünlük, uyku veya iştah değişimleri günlük yaşamı etkiliyor ve sürüyorsa profesyonel değerlendirme almak önemlidir.

Kişi kendine zarar verme ya da yaşamına son verme düşüncelerinden söz ediyorsa bu durum ciddiye alınmalı ve gecikmeden yardım aranmalıdır. Yakın tehlike veya bir plan söz konusuysa kişi yalnız bırakılmamalı; Türkiye’de 112 aranmalı ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez.