Trabzon’da yoğun yağışlarla birlikte gündeme gelen sel ve taşkın risklerine ilişkin KTÜ Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara’dan dikkat çeken açıklamalar geldi.
Kara, derelere ulaşan su miktarının yatak kapasitesinin üzerine çıkması halinde taşkınların kaçınılmaz hale gelebildiğini söyledi.
TAŞINAN MALZEMELER DE RİSK OLUŞTURUYOR
Prof. Dr. Ömer Kara, sel sırasında suyun yalnızca kendi gücüyle değil, taşıdığı malzemelerle de tehlike oluşturduğunu ifade etti.
Taş, toprak ve benzeri materyallerin yüksek hızla sürüklenmesinin can ve mal kayıplarını artırabildiğini söyledi.
BÜYÜK TAŞKINLAR UZUN ARALIKLARLA GÖRÜLEBİLİYOR
Kara, sel ve taşkınların belirli tekerrür sürelerine sahip olduğunu belirterek bazı büyük olayların 50 veya 100 yılda bir meydana gelebileceğini dile getirdi.
Trabzon’da 1990 yılında Değirmendere ve Söğütlü’de yaşanan taşkınları örnek gösteren Kara, geçmiş olaylardan ders çıkarılması gerektiğine dikkat çekti.

“DERELERİN ÜZERİ KAPATILMAMALI”
Dere yataklarının dar alanlara sıkıştırılmasının suyun taşmasına neden olabileceğini belirten Kara, geçmişte derelerin üzerinin kapatılmasının da sorunlara yol açtığını söyledi.
Yeni düzenlemelerde suyun doğal akış güzergâhının korunmasının önemli olduğunu vurguladı.
TERSİP BENTLERİ VE ISLAH ÇALIŞMALARI
Kara, dere ıslahı kapsamında yapılan tersip bentleri ve benzeri yapıların suyun kontrollü şekilde akmasına katkı sağladığını ifade etti.
Bu çalışmaların doğru planlandığında sel ve taşkınların etkisini azaltabileceğini belirtti.
SEL RİSKİNDE BİRDEN FAZLA ETKEN VAR
Taşkınların yalnızca yağış miktarıyla açıklanamayacağını söyleyen Kara, topoğrafik yapı, jeolojik özellikler, arazi kullanımı ve insan müdahalelerinin de risk üzerinde etkili olduğunu vurguladı.
Özellikle Doğu Karadeniz gibi yağışın ve eğimli arazinin belirgin olduğu bölgelerde önleyici planlamanın büyük önem taşıdığını kaydetti.




