Orta Doğu’da tansiyon yükselirken diplomasi trafiği de hız kazandı. Suudi Arabistan, İran’a yönelik olası bir askeri harekâtta hava sahası ve topraklarının kullanılmasına kesin olarak izin vermeyeceğini ilan etti. Bu karar, ABD ile İran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde gelmesi nedeniyle uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Riyad yönetiminin bu tavrı, yalnızca askeri değil aynı zamanda güçlü bir diplomatik mesaj olarak değerlendiriliyor. Bölgeyi yakından izleyen çevreler, Suudi Arabistan’ın bu adımıyla hem egemenlik vurgusu yaptığını hem de çatışmanın kendi sınırlarına taşınmasını istemediğini belirtiyor.
VELİAHT PRENS İLE İRAN ARASINDA DİPLOMATİK TEMAS
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bu tutumu açık şekilde dile getirdi. Görüşmede, Suudi Arabistan’ın hiçbir ülkenin hava sahasını ya da kara topraklarını İran’a yönelik bir saldırı amacıyla kullanmasına müsaade etmeyeceği vurgulandı.
Veliaht Prens, bölgesel güvenlik ve istikrarın askeri adımlardan ziyade diyalog ve diplomasi yoluyla sağlanabileceğini ifade etti. Bu açıklama, Riyad’ın son dönemde benimsediği daha temkinli ve dengeleyici dış politika çizgisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİNDEN WASHINGTON’A ORTAK MESAJ
Suudi Arabistan’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Washington’a benzer bir mesaj ilettiği öğrenildi. Körfez’deki bu iki önemli aktörün, İran’a karşı yürütülebilecek bir askeri operasyona hava sahalarını açmama kararı, ABD’nin bölgedeki hareket alanını ciddi şekilde daraltıyor.
Uzmanlara göre bu durum, ABD’nin olası askeri senaryolarında lojistik ve stratejik planlamayı zorlaştıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Körfez ülkelerinin bu ortak tavrı, bölgesel bir savaş ihtimaline karşı alınmış önleyici bir duruş olarak yorumlanıyor.
BÖLGESEL DENGELER VE STRATEJİK HESAPLAR
Suudi Arabistan’ın kararı, Orta Doğu’daki güç dengelerinin hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Riyad yönetimi bir yandan ABD ile olan stratejik ilişkilerini korumaya çalışırken, diğer yandan İran’la doğrudan bir çatışmanın bölgeyi daha büyük bir kaosa sürüklemesinden kaçınmayı hedefliyor.
Bu gelişme, Orta Doğu’da askeri hamlelerin yerini giderek daha karmaşık diplomatik manevraların aldığını gösteriyor. Suudi Arabistan’ın net tavrı, bölgedeki aktörlerin önümüzdeki süreçte daha dikkatli ve çok yönlü politikalar izleyeceğine işaret ediyor.