Fenerbahçe maçı öncesi ‘bütün tepkileri düşünerek, hatta bu minvalde kötü çocuk ben olayım ‘ diye de gözümü karartmıştım..

Lakin, herkesin bu maça çok farklı odaklanması ister istemez basiretimin bağlanmasına neden oldu ve yazamadım..

Ve nitekim maç öyle ya da böyle Trabzonspor’un istemediği şekilde sonlandı..

Hadi bu da böyle olsun, nazar olsun diyelim dedik, bari gelecek haftaları kaçırmayalım dedik..

Sonrasında bu yoğun maç trafiğinde Kasımpaşa galibiyeti, Abdullah Avcı ve öğrencilerini yeniden havaya sokmaya yetmişti..

Benim korkum yada korkularım ise çok daha başkaydı oysa(!)

Hele bu son Alanyaspor müsabakası bu korkularımın bir kabusa dönüşmesine neden oldu..

Yani şunu diyorum;  ‘’ O sene bu sene, beklenen şampiyonluk bu sene kesin gelecek ‘ gibi su üzerine yazılan dilekler misali, Trabzonspor yine bir ‘ sükût-i hayale uğrama yoluna girdi.

Oysa ne diyordu hoca, hem kasketli hem de kasketsiz  ‘ asla puan cetveline bakmıyor, kimin nere olduğuyla kesinlikle ilgilenmiyor, sadece takımımızın durumuna odaklandım ‘ diyordu, her seferinde..

Burada sesli düşünüp, acaba diyorum; hocada olası bir Fenerbahçe galibiyetinin Trabzonspor’u şampiyonluğa ramak kalacak bir duruma getirecek diye ihtimaller üzerinde düşünürken, ister istemez  motivasyonu dağıldı mı?

Öyle ya da böyle..

Rakibin sportif direktörü , ne pahasına olursa olsun Trabzonspor deplasmanında gülen taraf bir olacağız diye bir beyanat verince, eyvah dedim..

Eyvah ki ne eyvah(!)..

Çünkü her zaman bu gibi durumlarda kaybeden nedense hep Trabzonspor oluyor ya da olduruluyor bir şekilde..

Her sene hep aynı terane ve Trabzonspor en az üç kritik maç ile ya şampiyonluk yarışından ya da üst sıralardaki yerinden kopuyor yada kopartılıyor..

Demem o ki; bir sezon ‘ŞAMPİYONLUK ‘ kelimesini kesinlikle söylemlerinden çıkarsa camia olarak..

Baksanıza, yukarıya bir geldi Trabzonspor en sakin insan Abdullah hocanın bile fabrika ayarları sekteye uğradı..

Tabiikide en son Alanyaspor müsabakası dahil,  tıpkı Fenerbahçe maçında olduğu gibi, kendi eksiklik ve yanlışlarını bilmekte Trabzonspor’un ıskalamaması elzem bir durumdur..

Bu konuda hocanın soğukkanlı  ve hataların üzerini kapatmak gibi bir yapısının olmaması gelecek adına en büyük kazanımdır..

Son tahlilde; özellikle içerde, koca bir ilkyarıyı heba etmemek üzerine bir oyun gelişimi ve çeşitliliğinin yerleşmesini hocadan şahsen bekleyenlerdenim..

Lisan-i Hâl  Lisan-i Kâlden Üstündür ‘ demiş kıymetli büyüklerimiz..

Yani, bazen dil yerine tutum ve davranışlar daha etkin ve faidelidir kurumlar için..

Oyuna gelmeden sadece çalışmak daima çalışmak..

Üretmek, ürettiğinden azami faydalanmak..

Gelecek maviliklere bordo umut olup uzanabilmek, hep beraber..

Son tahlilde, Trabzonspor olarak  geleceğe olan inancını asla bir sekteye uğratmadan çalışmaya devam etmek asıl olandır..

Hasan Akbaş

Haberts.com