Son iki maçta ortaya konan performans, sadece alınan sonuçlarla değil; sahadaki oyun aklı, mücadele gücü ve organizasyon yapısıyla da camiada önemli bir kırılma yarattı.

Evet, kafalar karışık. Ancak ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Bu takımın özü doğru kurulmuş. Sezon başı planlaması, sabırla inşa edilen yapı ve teknik ekibin dokunuşları, Trabzonspor’un yeniden yarışmacı bir kimliğe kavuştuğunu net biçimde gösteriyor.

Bu tablo umut verici.

Ancak camianın tamamı aynı noktada değil.

Transfer Tartışması ve İletişim Sorunu

Ara transfer döneminde kanat takviyesi yapılamaması, camianın önemli bir kesimi tarafından “hayati hata” olarak görülüyor. Modern futbolda kenar oyuncularının önemi ortada. Geniş alanda birebir çözebilen, skor katkısı üretebilen bir profil beklentisi vardı. Bu beklenti karşılanmayınca tepki doğdu.

Maçlara gitmeme çağrıları, yönetimi istifaya davet eden söylemler… Bunlar duygusal refleksler. Tepkinin gerekçesi anlaşılabilir; çünkü bu camia her zaman zirveyi ister. Ancak takımı yalnız bırakmak, tepkinin en sağlıklı yöntemi değildir.

Bu noktada en büyük sorun, yönetimin iletişim eksikliği. Açık ve zamanında yapılmayan açıklamalar boşluk yaratır. Futbolda boşluk varsa, orayı spekülasyon doldurur. Oysa sağlıklı iletişim, hem eleştiriyi yumuşatır hem desteği güçlendirir.

Fatih Tekke Üzerinden Yürüyen Haksızlık

Puan kayıplarının faturasını teknik direktöre kesen bir kesim de var. Oysa tablo daha geniş okunmalı.

Fatih Tekke, iki kariyerli teknik adamın düzeltemediği yapıyı ayağa kaldırdı. Takımı yarışmacı hale getirdi. Oyun disiplinini oturttu. Sahada ne yaptığını bilen bir takım kimliği oluşturdu. Bugün “şampiyonluğa götüremez” demek, en hafif ifadeyle emeği görmezden gelmektir.

Elbette eleştiri olacaktır. Ama eleştiri ile nankörlük arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizgi aşıldığında, yapıcı tartışma yerini duygusal tepkilere bırakır.

İkincilik–Üçüncülük ve Avrupa Hedefi

Mevcut lig yarışında alınacak bir ikincilik ya da üçüncülük küçümsenecek bir sonuç değildir. Bu başarı:

  • Kurulan yapının meyve verdiğini gösterir
  • Takımı Avrupa arenasına taşır
  • Oyuncu değerlerini artırır
  • Daha kaliteli transferlerin önünü açar

Avrupa vitrinine çıkmak; hem sportif hem ekonomik sıçrama anlamına gelir. Genç ve gelişim aşamasındaki bir kadro için bu deneyim, yapının güçlenmesi demektir.

Yönetim tarafında ekonomik zeminin daha sağlam temellere oturtulmuş olması da önemli bir kazanımdır. Mali disiplin olmadan sürdürülebilir başarı mümkün değildir. İletişim eksikliği doğru hamlelerle giderilirse, bu yapılanmanın önü uzun yıllar açık kalacaktır.

Sonuç: Genç Omurgayı Korumak

Bu takım genç. Böyle yapılar en çok iç baskıdan zarar görür. Destek çekildiğinde özgüven zedelenir, performans dalgalanır, ivme kaybolur.

Mantıklı eleştiri şarttır. Yönetim de teknik ekip de eleştirilebilir. Ancak destek geri çekildiğinde eleştiri yapıcı olmaktan çıkar, yıkıcı hale gelir. Omurga daha yeni güçleniyorsa, en küçük kırılma büyük gerilemelere yol açabilir.

Sonuç net:

Doğru planlama var.
Rekabetçi kimlik oluşuyor.
Ekonomik zemin toparlanıyor.

Şimdi yapılması gereken bellidir: Hep destek, tam destek.

Eleştir ama vazgeçme.
Hata gör ama arkanı dönme.

Çünkü büyük kulüpler, en çok zor zamanlarda kenetlenerek büyür.