Dünya bugün sadece toprakların işgaline değil, hakikatin topyekûn kuşatılmasına şahitlik ediyor.
Eğer elinizde bir gazete, önünüzde bir ekran veya cebinizde bir akıllı telefon varsa, aslında devasa bir illüzyon makinesinin dişlileri arasındasınız demektir.
Bu makinenin yakıtı kan, motoru ise tek bir merkezden servis edilen organize yalanlardır.
Yüzyıllardır değişmeyen bir karakter pratiği olarak; siyonist akıl, dünyayı kendi kurguladığı bir gerçeklik algısına hapsetmiş durumda.
Onlar için yalan, sadece bir korunma mekanizması değil; aynı zamanda bir saldırı silahı, bir beslenme kaynağı ve varoluşsal bir zorunluluktur.
KÜRESEL MEDYA: SİYONİZMİN PSİKOLOJİK HARP DAİRESİ
Bugün "özgür basın" veya "uluslararası haber ajansları" dediğimiz yapılar, aslında Tel Aviv’in onayından geçmeyen tek bir kelimeyi bile dünyaya duyuramayacak kadar esir alınmıştır.
Reuters’tan CNN’e, BBC’den sosyal medya devlerine kadar uzanan bu ağ, siyonizmin dünya üzerindeki psikolojik harp dairesi gibi çalışmaktadır.
Bu medya imparatorluğu, gerçeği tersyüz etmekte ustadır.
Katili kurban, işgalciyi mazlum, vatanını savunanı ise terörist olarak yaftalamak onların uzmanlık alanıdır.
Bu sistemde haber; bilgi vermek için değil, kitleleri belirli bir amaca yönelik olarak manüple etmek için üretilir. "Yahudi yalandan beslenir" dediğimizde, bu sadece retorik bir çıkış değil, sahadaki pratik karşılığı olan bir tespittir. Çünkü hakikat, siyonizmin en büyük düşmanıdır.
HAMANEY ÖLDÜ YALANI: ALGI OPERASYONLARININ SON PERDESİ
Son günlerde dünya kamuoyuna servis edilen "Hamaney öldü" haberleri, bu organize yalan makinesinin nasıl çalıştığını gösteren en taze örnektir.
Hiçbir somut veri, hiçbir resmi teyit olmaksızın, bir merkezden düğmeye basılmışçasına tüm dünyaya yayılan bu haberler, aslında birer "temenni" bültenidir.
Bu tarz yalanlar rastgele ortaya atılmaz.
Bir bölgeyi karıştırmak, direniş cephesinde moral bozukluğu yaratmak ve dünya kamuoyunun dikkatini Gazze’de, Lübnan’da işlenen gerçek katliamlardan başka yöne çekmek için kurgulanır. Hamaney öldü yalanı, siyonist aklın "post-truth" (gerçeklik sonrası) çağındaki en ucuz ama en tehlikeli araçlarından biridir. Onlar için bir insanın yaşayıp yaşamaması önemli değildir; önemli olan o haberin yarattığı kaosun, siyonist emellere ne kadar hizmet ettiğidir.
YALAN POMPALAYAN BİR FABRİKA OLARAK BATI MATBUATI
Batı medyası, siyonizmin dünya üzerindeki hoparlörüdür.
Sabahlara kadar dünyaya "yalan pompalayan" bu fabrika, Gazze’de parçalanan bebek cesetlerini görmezden gelirken, işgalcilerin ayağına batan dikeni "insanlık dramı" olarak pazarlayabiliyor.
Bu sistematik yalan üretimi, Yahudi sermayesinin ve lobilerinin medya kuruluşları üzerindeki mutlak hakimiyetinden kaynaklanmaktadır.
Bir gazeteci, siyonizmin çıkarlarına aykırı bir cümle kurduğunda kariyerinin bittiğini bilir.
Bir editör, İsrail’in yalanlarını deşifre etmeye kalktığında "antisemitizm" zırhıyla linç edileceğini anlar.
Bu korku imparatorluğu sayesinde, dünya medyası siyonizmin yalanlarını meşrulaştıran birer onay makinesine dönüşmüştür.
HAKİKATİN KATLİ VE SİYONİST İSTİSNA
Tarih boyunca bu zihniyet, hayatta kalmak için hep "mağduriyet" ve "yalan" ikilisini kullanmıştır.
Kendi yaptıkları zulmü örtbas etmek için başkalarına iftira atmak, onların kadim bir stratejisidir.
Bugün Filistin’de taş üstünde taş bırakmayanlar, dünyaya "kendimizi savunuyoruz" yalanını satıyorlar. Hastaneleri bombalayıp "altında tünel vardı" yalanıyla dünyayı uyutmaya çalışıyorlar.
Ancak unutulmamalıdır ki; yalan üzerine kurulan hiçbir imparatorluk ebedi olmamıştır.
Siyonizmin medya üzerindeki bu devasa hegemonyası, aslında korkusunun bir yansımasıdır. Gerçekten güçlü olanın yalana ihtiyacı yoktur.
Oysa siyonizm, ancak yalan pompaladığı sürece ayakta kalabileceğini bildiği için hakikati katletmektedir.
YALANIN KARANLIĞI HAKİKATİN IŞIĞINDA BOĞULACAKTIR
Bugün Hamaney üzerinden, yarın başka bir lider üzerinden yürütülen bu dezenformasyon savaşları, aslında büyük bir çöküşün habercisidir.
İnsanlık artık bu "yalan pompasına" karşı bağışıklık kazanmaya başlamıştır.
Batı’nın başkentlerinde, sansüre rağmen sokaklara dökülen milyonlar, siyonist medyanın yalan barajını yıkmaktadır.
"Yahudi yalandan beslenir" evet, ama yalanla abad olanın sonu berbad olur.
Dünya medyası ne kadar ellerinde olursa olsun, hangi yalanı ne kadar büyük puntolarla atarlarsa atsınlar; hakikat, siyonist karanlığı yırtıp atacaktır.
Çünkü yalan tükenmeye mahkûmdur, hakikat ise bakidir.
Hakan Muhtar