Tarihi Beşiktaş galibiyeti sonrası, özellikle vurgulamıştık “ itidali  elden bırakmamak  “ lazım, diye..

Fakat, Trabzonspor yine bir başarı kıvılcımında daha süreci yönetemedi..

Elli iki yaşındayım, hatta Nenad Bjelica ile hemen hemen aynı gün ve ay – sene doğumluyum..

Bizden biri olsa, tertibim olacaktı..

Yanlış biliyorsam, affediniz!..

Trabzonspor’un, iki farklı skor üstünlüğünden, son çeyrekte, mağlup olduğunu, bir başka deyişle maç verdiğini hatırlamıyorum..

Nenad Bjelica’nın, çalıştırdığı takımlar  kariyerinde olabilir böyle hüzünlü sonlar...

Bilemiyorum..

Lakin, hem kendisi hem bizler böyle bir hüznü yaşadı ne yazık ki!

Tüm paydaşlara geçmişler olsun!

Eller Mersin’e Bjelica Tersine..

Öncelikle kazanan tarafı tebrik ederim..

Futbolculuğunda hiç hazzetmediğim Volkan Demirel, koca ülkeyi yasa boğan depremle, değil bir kenti, neredeyse tüm deprem bölgesini omuzlamasıyla bende bambaşka bir karaktere bürünmüştü..

Lig’den çekildikten sonra, bu sezona dair yepyeni bir kadro kurarak, adeta hocalık dahil, Hatayspor ’un  başkanı, asbaşkanı, şube sorumlusu gibi hareket ederek, değil elini, tıpkı depremde olduğu gibi, gövdesini taşın altına koymuş, belli..

Yani, Antakya’yı ve Hatayspor’u aslanlar gibi sırtlamış götürüyor..

Ve tüm bunları,  kıt imkanlarla yapıyor..

Kendisiyle aynı futbol dilini konuşan, harika bir takım kurmuş, tekrar tebrik ediyorum..

Öyle ki,

Maç günü bile ter idmanı yapabilmek için saha arayan bir Volkan Demirel, bizim bir eli balda bir eli kaymakta, önünde kapılar sonuna kadar açılan sevgili Nenad hocamıza belki de kariyerinin en hüzünlü mağlubiyetini tattırdı, iyi mi (?)..

Kader işte...

Bir zamanlar, hiç hazzetmediğim Volkan Demirel’e övgüler düzeceğimi bundan seneler önce söyleseler, sizin aklınızla zorunuz mu var diye tepki gösterirdim..

Demek ki hayatta her sürprize hazırlıklı olmak gerek!..

Gece - Gündüz..

Ne güzel umutlanmış, ne güzel inanmaya başlamıştık..

Oysa, geçen hafta ağzımıza bir tutam bal çalmışlar..

Lakin bizim ağzımıza, Eğriçayır balı değil de, acı kestane balı tıkmışlar..

Övgüleri nasıl hak edenlere payelesekte, yergileri de konunun muhataplarına payelemek garip olmasa gerek..

Soru(?)

Şunu demek istiyorum:

Velev ki..

Dün akşam ki bu acı mağlubiyeti bir Türk hoca alaydı, acaba sonu ne olurdu?..

Sevgili dostlar, her sonuç futbolun içinde olup, futbolun gerçeğinin ta kendisidir.

Fakat, büyük bir takımsanız ve şampiyonluk yarışının içinde her sezon varım diyorsanız, ligin daha başlarında üç mağlubiyet alma lüksünüz olamaz..

Futbolun böyle de bir raconu vardır..

Futbol akademi kitaplarında yazmayan..

Beşiktaş karşılaşmasındaki oyun aklının bir haftada yerle yeksan olması akıl alır gibi değil..

Adeta gece ile gündüz gibi, birbirini yalanlayan bir Trabzonspor vardı..

Ömür, Bardhi, Bakasetas gününde değillerdi bana göre..

Trezegeut’ i oyuna çok geç alması, mağlubiyetin bir başka sebebiydi..

Rakip ceza sahasında top tutup, oraları karıştıracak yegane oyuncuyu hem geç alıp, hem  nerde oynatıldığı, o az bir süre zarfında(?), hep bir soru işareti olarak gözümün önüne seriliyor..

Kısır Döngü

Bütün bunlar olurken, hocanın hem bedeni hem ruh olarak, geçen haftanın zafer sarhoşluğu içinde olduğu belliydi..

İş işten geçince konuşmak kolay, lakin, bizim hissedip gördüķlerimizi teknik ekibin görmemesi size de garip gelmedi mi?

Oyunu bu kadar geride kabul etmek, Hatayspor’dan bu kadar çekinmek neden?

Ve işin kötüsü, iki farklı skor elde edildiğinde bile Trabzonspor’un oyununun çok vasat oluşu..

Düşünsenize, rakip skoru öyle yada böyle, bir farka indirince bile uyanamamak nasıl bir kenar görmezliğidir, anlayan beri gelsin..

Hülasa,,

İnsan şunu demeden edemiyor(?).

Geçen hafta ki Beşiktaş karşısında izlediğimiz, o yere göğe sığdıramadığımız Trabzonspor ise, dün akşam Hatayspor karşısında izlediğimiz, o şahane galibiyetin sahibi takım gibi takım olan Trabzonspor’, o Trabzonspor’ muydu??

Son tahlilde, gol ve asist ürettikleri için demiyorum, vasatın üstündeki iki iyi adam, Onuachu  ve Viscâ oyundan alınınca Trabzonspor için bir sezon daha başlamadan hüzünlü bir sona yelken açmıştı bile, nemli bir “ Akdeniz akşamında “..

Onlar çıkınca Trabzonspor iyice sıradanlaştı ne yazık ki..

Merdivenleri çıkarken, Volkan Demirel’in kollarında, omuzlarında ne kadar yük varsa, düzenli bir şekilde kırmadan dökmeden, üst basamaklara çıkarmasını bilen bir görüntü verirken, Nenad Bjelica’nın ise daha ilk basamaklarda her şeyi yere düşüren, kıran döken bir görüntü vermesi bana göre maçın bir başka zaviyeden görülmesiydi, maça dair düşüncelerimize rücû eden..

Filhakika..

Sözümüz Nenad Bjelica ’ya..

Hatay’ı haritada, hatayı kendinde aramasını salık vermek isterim, naçizane..

Yoksa adamı Mersin’e giderken, gönderirler tersine..

Bu arada, geçen haftanın süper starı Batista Mendy’i , oyun içinde neden sakladı hoca, onu anlamış değilim(?)

Dipnot: Hatayspor bu haklı galibiyetini kendi evinde almadı, bunu da unutmamak gerek...

Hasan Akbaş

Haberts.com